"Besinler ve Faydaları" Kategorisi

Artritte Beslenme: Artrit Diyeti

Besinler ve Faydaları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 133 defa okundu

Artritte Beslenme: Artrit Diyeti

Artrit diyeti

Artrit diyeti

Artrit eklemlerde iltihap ve şiddetli ağrılara neden olan bir hastalıktır. Ağrılar ile birlikte şişlikler ve eklemlerde sertlik de görülür. Bu belirtilerin azaltılması için ilaç tedavisinin yanı sıra beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Bazı besinlerin düzenli olarak tüketilmesi söz konusu iltihabı azaltırken aynı zamanda ağrıları da azaltır.

Artrit hastaları için diyet: Artrite iyi gelen yiyecekler:

Artrite faydalı yiyecekler: Zerdeçal

– Zerdeçal genel sağlık için en faydalı baharatlardan biridir. Antioksidan etkileri ile vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Ayrıca zerdeçala rengini veren kurkumin adlı madde de etkili bir antioksidandır.

– Yemek ve salatalara zerdeçal eklenerek tüketilir. Alternatif olarak bir bardak sıcak suyun içerisine bir ya da iki çay kaşığı zerdeçal eklenir. 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra süzülür ve tüketilir. Günde 1 bardak tüketilmesi ağrıların azaltılmasına yardımcı olacaktır.

Artrite yararlı besinler: Zencefil

– Zencefil de zerdeçal gibi benzer özelliklere sahiptir. Sindirim sistemini geliştirir ve mide ağrısının yatıştırılmasına yardımcı olur. Zencefil aynı zamanda inflamasyon üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Yapılan bilimsel çalışmala ağrı kesici özelliklerinin olduğunu göstermiştir. Salata ve yemeklere eklenebileceği gibi çay şeklinde demlenerek de tüketilebilir.

Eklem ağrılarına iyi gelen bitkiler: Karanfil

– Eklem ağrılarına neden olan artrit gibi hastalıklarda ağrı kesici özellikleri ile karanfil de önerilen bitkisel çözümler arasındadır. İçerisinde bulunan eugenol denilen bir madde sayesinde anti inflamatuar özellikler gösterir. Ağrı ve acının azaltılmasına yardımcı olur. Karanfil yağı ile eklemlere düzenli olarak masaj yapılabilir. Ayrıca günde üç kez yemeklere baharat olarak eklenebilir. Çay şeklinde tüketilmesi de yatıştırıcı ve sakinleştirici özellikler gösterecektir.

Eklem ağrısı için ne yapılmalı: Keten yağı

– Artrit diyetinde mutlaka temel bileşeni omega 3 esansiyel yağlar olan besinlere yer verilmelidir. Doğal anti inflamatuar özellikleri de vardır. Bir bardak kaynar suya bir çay kaşığı keten tohumu eklenerek her gün düzenli olarak tüketilebilir. Keten yağı ile etkilenen eklemlere masaj da yapılabilir.

Romatoid artrit diyeti: Chia tohumları

– Artrit hastalarına önerilen en etkili besinler omega yağ asitleri içeren besinler arasındadır. Chia tohumları omega 3 yağ asitleri içerir. Bu nedenle beslenme düzenine eklenmesi önerilir. 1 kase yoğurda eklenerek ya da salatalara eklenerek tüketilebilir. Var olan eklem inflamasyonu ile mücadeleye yardımcı olur. 1 yemek kaşığı chia tohumları ile pişmiş yulaf ezmesi karıştırılarak da tüketilebilir.

Artrit hastalarına önerilen besinler: Balık

– Somon, ringa ve sardalya gibi yağlı balıklar da anti inflamatuar özellikler gösteren omega 3 yağ asitleri açısından zengindir. Haftada 3 ya da 4 gün düzenli olarak ızgara balık tüketilebilir. Balık yüksek protein ve düşük yağ oranı ile genel sağlık için de son derece faydalıdır.

Artrit için ne yemeli: Kiraz

– Kiraz vücuttaki serbest radikallerin zararlı etkilerini en aza indirir. Ayrıca içerdiği antosiyanin adlı özel antioksidanlar ile toksinlerin hızla dışarı atılmasını sağlar. Güçlü anti inflamatuar bileşikleri ile artritin ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur. Hastalık nedeni ile oluşan akut ağrıyı dindirir. 1 fincan kiraz her gün düzenli olarak tüketilmelidir.

Koyu yeşil sebzeler

– Koyu yeşil sebzeler de antioksidan içeriği yüksek besinlerdir. İltihabın azaltılmasına yardımcı olurken aynı zamanda eklemlerdeki ağrı ve şişlikleri azaltır. Vücudun asidik düzeyinin dengelenmesini sağlayan mineraller de içerir. Ispanak ve lahana en etkili sebzeler arasındadır. Ayrıca roka, brokoli, karnabahar ve marul da diyet listesinde olmalıdır. Yeşil sebzeler günde 5 porsiyon kadar tüketilebilir.

Portakal

– Portakal içerdiği C vitamini ile bağışıklık fonksiyonunu artırmaya yardımcı olur. Bu nedenle artrit hastalarına da özellikle önerilir. C vitamini sağlıklı kolajen üretimini artırırken kıkırdak ve eklem sağlığını korur.

Tam tahıllı besinler

– Kepekli tahıllar sindirim sağlığı için önerilen besinler arasındadır. İçerdiği besin öğeleri ile inflamasyonu azaltır. Lif açısından zengin içeriği ile eklem ve kemik sağlığını da korur. Günlük diyete yulaf ve kahverengi pirinç ya da tam tahıllı kahvaltılık gevrekler eklenmelidir.

Devamını Oku

Yeşil Çay Faydalı Mı: Yeşil Çayın Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 204 defa okundu

Yeşil Çay Faydalı Mı: Yeşil Çayın Faydaları

yeşil çayın faydaları

yeşil çayın faydaları

Yeşil çay ne işe yarar?

Yeşil çay öncelikle lezzetli bir bitkisel içecektir. Aynı zamanda çeşitli sağlık avantajları bakımından dünya çapında milyonlarca insan tarafından her gün zevk ile içilmektedir. Yeşil çay yaprakları içeriğindeki hafif anti inflamatuar, antioksidanlar ve vücudu düzenleyici olarak etkili birçok bileşiklere sahiptir. Siyah çay yapraklarından farklı olarak, yeşil çay yapraklarında ağır işlenmiş sağlıklı bileşiklerin yanı sıra hem vücudu biyokimyasal olarak etkin tutar. Bu makalede, sağlık ve cilt için yeşil çay yapraklarının çeşitli yararları sıralanmaktadır.

Yeşil çay nasıl içilir: Yeşil çayın yararları:

1 – Yeşil çayın kalbe faydaları

Yeşil çay koruyucu özelliği ile kalp ve damar hastalıkları, ateroskleroz, felç ve kalp krizi gibi rahatsızlıkları riskini azaltma etkisine sahiptir. Özellikle, kardiyovasküler etkisinin çoğu, büyük olasılıkla ilişkili olan zararlı serbest radikalleri vücuttan atma ve onların dokulara zarar vermesini engelleyen güçlü antioksidanlardır. Bunun yanında kateşinleri olarak adlandırılan bileşikler ile özellikle kan damarları ve kalp organı için faydalıdır. Buna ek olarak, arterlerde pıhtılaşma önlemek için iltihaplanma ile mücadele eder. Kan basıncı kontrol altında tutar ve bunun yanı sıra anormal trombosit adezyonu tıkanmasını kateşinler engeller.

2 – Yeşil çay kolesterolü düşürür mü?

Yeşil çay yapraklarının yararlarından biri de kolesterolü azaltmaktır. Vücutta dolaşan LDL kanda kolesterol düzeyini yükseltir. Karaciğerin kolesterolü kana taşıması kardiyovasküler hastalıkların artması ile ilişkilidir.

Yeşil çayı, kapsül ya da bir içecek olarak tüketmek LDL düzeylerinin toplam indiriminde önemlidir ve kan kolesterol ile ilişkilidir. Genel olarak, yeşil çay birkaç ay boyunca iki ve dört bardak arasında tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yeşil çaydaki kateşinler, lipit sentezi ilgili enzimler önlemek ve onların bağırsaktaki yağ emilimini azaltmak için faydalıdır.

Kolesterol düzeylerini kontrol etmek, ateroskleroz bakımının yanı sıra yüksek tansiyonun temel nedeni olan atardamar duvarlarında yağlı plakların oluşmasını önlemek açısından da yardımcı olur.

3 – Yeşil çay kanseri önler mi?

Yeşil çay yaprağı faydalarının en önemlisi birçok kanser türlerine karşı vücudun korunmasına yardımcı olma özelliğidir. Yeşil çayın içerdiği kateşinler kanserli hücrelere dışarıdan mücadele ederek kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, Antikanser özellikleri ile yeşil çay ve yeşil çay özleri, meme, yumurtalık, safra kesesi, bağırsak, gırtlak, akciğer, pankreas, cilt, mide ve prostat kanserleri gibi birçok kanser türü için önerilmektedir.

4 – Yeşil çay kan şekerini düşürür mü?

Kan glikoz da en iyi yol yeşil çay yaprakları ile düzenlemedir. Glikoz kan şekeri için yeşil çay yaprakları enerji üretmek için çalışır. Özellikle, hormon insülin oluşması için gereklidir ama şeker hastaların da yeterli insülin üretmek ya da insülinü dayanıklı ve düzgün kullanmak mümkün değildir. Yeşil çay tüketimi, oksidatif artmış stresli kişiler için etkili olabilir ve metabolik sendrom ya da tip 2 diyabet olanlarda gibi insülin duyarlılığı düşük seviyede olmasını etkiler.

5 – Yeşil çay enerji verir mi?

Yeşil çay içeriğindeki antioksidanlar, enerji üretmeye yardımcı olur ve zaman zaman hücrelerini yenileyerek korumaya yardım eder. Son zamanlarda, bu nedenle insanlar yeşil çay diyet hapları kullanmaya başladı. Yeşil çay vücuttaki kan şekeri düzeyleri dengelemek için enerji düzeylerini yükseltir. En güçlü antioksidan olan kateşin içeren yeşil çay şeker sorununu önlemek için insülini arttırır ve yorgunluk ile sinirliliğin yol açtığı sıkıntıyı çözer.

6 – Yeşil çay metabolizmayı hızlandırır mı?

Yeşil çayın içeriğinde bulunan kateşinler ve antioksidan vücudun metabolizmasını teşvik etmekte önemli rol oynar ve kalori yakmayı arttırmak için etkilidir. Yeşil çay ayrıca, merkezi sinir sistemini teşvik eder ve kan akışı içindeki yağı serbest bırakır. Bu durum kalori yakmak için enerji üretmeyi sağlar ve aşırı su tutması gibi sorunların giderilmesi bakımından vücutta bulunan yağ kullanılır.

Yeşil çay yaprağı, kalori yakma işleminde kullanılan yakıtı, kimyasal enerjiye çevirme özelliğine sahiptir ve bu yüzden kafein içeriği yüksektir. Fakat metabolizmanın çalışmasını hızlandırmak için yeşil çayın içindeki kateşinler ve diğer maddelerin, olumlu sonuçlar alınması bakımından daha faydası vardır.

7 – Yeşil çay zayıflatırmı?

Yeşil çay yapraklarının en faydalı yararlarından biri de kilo vermek için yardımcı olmasıdır. Kilo vermek için yeşil çay tüketmenin yanı sıra egzersiz yapmak da ağırlığı rahat bir şekilde azaltmak isteyen kişilere yardımcı olur. Yeşil çayın içinde bulunan zengin miktarda kateşin, theanine (bir amino asit), kafein gibi maddeler kilo kaybını azaltmak için vücudun şişkinliğinin giderilmesini sağlar.

8 – Yeşil çay yağları eritirmi?

Kateşinler, vücuttaki yakıcı yağ oranını arttırmak için bilinen bir etkin maddedir. Doğal olarak yeşil çayın içinde bulunan bu süper madde şişmanlık ile mücadele etmek için çok önemlidir. Yeşil çay yaprakları, vücuttaki toplam yağ yakma özelliğinin yanı sıra karın yağlarını da hedefler. Tüm bu etkin maddeler, yeşil çayın yağ yakıcı özelliğini ortaya çıkararak  % 77 kalori yakmak için etkili olmasını sağlar.

9 – Yeşil çay kırışıklık ve yaşlanma etkilerini azaltır.

Vücutta serbest radikallerin büyümesi, cilt ve vücut hücrelerine yaşlanma olarak zarar verebilir. Serbest radikaller doğal olarak ortaya çıkar. Ancak derideki yaşlanma belirtileri, kimyasallar ve atmosferdeki mevcut UV radyasyonuna maruz kalınması durumunda etkisini iki katına çıkarır. Yeşil çayın içindeki kateşinler ve E vitamini, yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri yok etmek için çok güçlüdür. Ayrıca SOD (süperoksit dismutaz), insan vücudu tarafından üretilen kimyasallardır. Bu kimyasallar serbest radikallerin vücudun hücrelerine zarar vermesine ve kırışıklıkları azaltmak için engellemeye yardımcı olur. Yeşil Çay yaprağında bulunan kateşinler ve SOD aktivitesi, vücudun serbest radikal etkileri ile mücadele etme yeteneğini hızlandırır ve geliştirir.

10 – Yeşil çay ayak mantarı ve bakteri enfeksiyonları azaltır:

Yeşil çay yaprakları faydalarından biri de mantar ve bakteri enfeksiyonları azaltmasıdır. İçerdiği antioksidanlar sayesinde yeşil çay yaprağı mantar ve bakteri enfeksiyonları etkisini azaltarak, bakterilerin büyümesini önlemek için yardımcı olur. Ayrıca, var olan bakteriyel enfeksiyonları azaltmaya yardımcı olur. Genellikle (bir su bardağı) yeşil çay içinde 200 mg kateşinler ve zengin antioksidan bulunmaktadır. Yeşil çayda bulunan bu kateşinler, bakteriler tarafından gerekli enzimi önlemek için faydalı olur. Yeşil çay bu özelliği ile aynı zamanda kimyasal olarak geliştirilen birçok antibiyotik nesnesidir.

11 – Yeşil çayın cilde faydası:

Genel olarak, yeşil çay bir dizi deri tedavisi ve cilt kanseri hastalıkları için kullanılır. İçerdiği antioksidanlar, polifenoller sayesinde serbest radikallerin cilt hücrelerindeki DNA saldırısını önlemek için yardımcı olur. Ayrıca, yeşil çay özleri çeşitli türde cilt kanserine neden olan UV ışınlarına karşı cildi korumak etkili olabilir. Böylece sağlıklı parlak deri oluşmasına yardımcı olur.

12 – Ağız sağlığı için faydalıdır:

Yeşil çay yaprakları, büyük miktarda doğal florür kaynaklıdır ve içilmesi sırasında çayın içerisinde, diş çürüğünü önlemek için bir bileşik vardır. Bu durum, özellikle yeşil çayın diş güçlendirmesine yardımcı olur ve kötü kokulu nefesi azaltır. Yeşil çay ağızdaki bakteriyi kontrol etmek ve diş boşluklarını önlemek için tükürükte bulunan plaket asitliği azaltır. Ayrıca, anti-inflamatuar gücü ile periodontal (diş eti) hastalığını kontrol etmek için ve hem de ağız içinde kötü kokuya neden olan mikroplar ile mücadelede yardımcı olur.

Devamını Oku

Sağlıklı Yaşamak İçin Neler Yapılmalı: Sağlıklı Yaşam Önerileri

Besinler ve Faydaları kategorisine 27 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 148 defa okundu

Sağlıklı Yaşamak İçin Neler Yapılmalı: Sağlıklı Yaşam Önerileri

sağlıklı yaşam önerileri

sağlıklı yaşam önerileri

Sağlıklı yaşamak için neler yapmalıyız?

1 – Sağlıklı beslenmenin yolları:

Kızartma, hamburger ve  fast-food şeklinde sağlıksız yemek, yaşam kalitesinin düşmesine ve çeşitli sağlık sorunları oluşmasında büyük bir faktördür. Obezite, Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, felç, yüksek kolesterol, demans ve kanser gibi çeşitli hastalıklar, sağlıksız beslenme ile yakından ilişkilidir. Aslında, diyet faktörleri, yüksek vücut kitle indeksi ve fiziksel hareketsizlik ile alkol ya da uyuşturucu kullanımı, Amerika’da sağlık kaybı ile ilgili yüksek oranda nedenler olarak belirtilmiştir. Bu yüzden sağlıklı olmak için, organik meyve ve sebzeler, lif yönünden zengin besinler, tam tahıllı ürünler, düşük yağlı süt ürünler ve sağlıklı yağlar içeren diyet tüketmek önerilir. Ayrıca, işlenmiş gıda ve tuz alımını sınırlamak, kafein kullanmaktan kaçınmak gerekir. Sağlıklı bir diyet için, gün boyunca yeterli miktarda su içmek önemle tavsiye edilir. Buna ek olarak, kahvaltı atlamadan gün içinde 3 küçük öğün arasında bazı sağlıklı aperatifler yemek de sağlıklı yaşamak için etkilidir.

2 – Sağlıklı olmak için yapılması gerekenler: Fiziksel aktiviteler:

Fiziksel aktivite eksikliği kişinin uzun ömürlü olmasını etkileyen en önemli faktördür. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde 2015 yılında yayımlanan bir çalışmada, fiziksel aktivite eksikliği, bir kişinin vücut kitle indeksinin (VKİ) fazlalaşmasını etkileyerek erken ölüm riski ile ilişkili olduğu sonucuna vardı. Fiziksel aktivite, kaliteli uyku için teşvik eder ve depresyonu engeller. Ayrıca, vücudun bağışıklığını arttırır, kardiyovasküler ve solunum fonksiyonlarını iyileştirir, kas gücü kaybını yavaşlatır, kemik kütlesini artırır, sindirimi geliştirir. Bu yüzden kişi meşgul olsa bile, günlük rutin olarak çeşitli fiziksel aktivite yapmak için zaman ayırması önemlidir. Bunun için gün içinde egzersiz yapmak açısından sadece 30 dakika ayırmak ve haftada beş kez ya da daha fazla bu uygulamayı yapmak kişinin ömrünü uzatmak bakımından yardımcı olabilir. Bir haftalık birkaç kez zevkle yapılan aerobik egzersizlerinin yanı sıra, hafta sonları yüzme, bisiklet, trekking, yürüyüş ya da diğer sporlar tercih edilebilir. Fiziksel aktivite için günlük 20 ile 30 dakika süreyle vücudu çalıştırmak, uzun ve sağlıklı bir yaşam bakımından önerilmektedir.

3 – Sağlıklı olmanın yolları: Kaliteli uyku

Günlük uyku miktarı insan ömrünü etkileyebilir. Uyku dergisinde yayınlanan 2007 yılındaki bir çalışmada, uyku süresinde azalmada artış olmasının ölüm oranları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Geceleri en az altı saat ya da sekiz saate kadar uyku uyumak insanların daha erken ölmesini önlemek için etkili olur. Uykusuzluk yaşamak obezite, kalp hastalığı ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunları bakımından yüksek risk taşımaya neden olabilir. Öte yandan, iyi bir gece uykusu stres, depresyon ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları geçiştirmek için yardımcı olabilir. Ortalama olarak, yetişkin bir kişinin her gece kaliteli uyku çerçevesinde sekiz saat düzgün uyumaya ihtiyacı vardır. Kişinin uyanırken kendini yorgun hissetmesi ve şekerleme için fırsat kollaması yeterli uyku almamasının bir işaretidir. Kaliteli bir uyku için, uyumadan önce ılık bir bardak süt içmek, hafif bir akşam yemeği yemek, karanlık bir odada yatmak, geceleri sıcak bir banyo keyfi ve yatak odası sıcaklığını serin tutmak önemle tavsiye edilebilir.

4 – Stres sağlığı nasıl etkiler?

Çok fazla stresli yaşamak sağlık üzerinde çok etkilidir ve insan ömrünü kısaltabilir. Stresin kalp sağlığı, metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Aynı zamanda vücutta hormon kortizol arttırır. Stresi yavaş adımlarla azaltmak, sağlığın yanı sıra yaşam kalitesini arttırabilir. Daha az stres ve anksiyete, vücutta bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Ayrıca, hastalıklara yatkınlığı azaltır, hatta depresyon ve anksiyete riskini azaltır. Yapılan egzersizler, doğru uyku ve meditasyon, vücudun strese karşı yanıtı olarak görülebilir.

5 – Sağlıklı kalmanın yolları:

Sigara içenlerin hayatındaki yıllar olumsuz etkilenir. Ancak, sigarayı bırakmak hastalıksız yaşam şansını arttırarak hayata yılların eklenmesine yol açar. Sigara içmek ve dumanına maruz kalmak, ABD’de önlenebilir ölümlerin başta gelen nedenidir. Sigara dumanına maruz kalanların yanı sıra sigara içenlerin 1000’den fazla zararlı kimyasal maddeye maruz kaldığı belirtilmektedir. Bu kimyasal maddeler akciğer kanseri, kalp hastalığı, cilt problemleri, kronik bronşit, diş bozukluğu ve hızlandırılmış yaşlanma sorununa yol açabilir. Sigarayı bırakma sırasında zihin bulanıklığı, hayal kırıklığı, kaygı, öfke, konsantrasyon eksikliği, iştah artışı, baş ağrısı, yüksek tansiyon ve sürekli duman özlemi gibi yoksunluk belirtileri yaşamaya hazır olmak gerekmektedir. Sigarayı bırakmak için yoksunluk belirtileri ile mücadele etmek bakımından profesyonellerden yardım almak gerekir. Aynı zamanda sigarayı bırakmak için aile üyeleri, reçeteli ilaçlar ve doğal yardımlar ile destek almak mümkündür.

6 – Ağız hijyenine dikkat etmemek:

Uygun oral hijyen, diş çürüklerine, ağız kuruluğu, kötü ağız kokusu ve dişeti hastalığını önlemek için önemlidir. Aynı zamanda ağız içindeki zararlı bakterileri kaldırarak genel sağlığı destekler. Ağız içindeki bakteriler, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, felç, şeker hastalığı, alzheimer hastalığı ve bazı kanser türleri riskini arttırır. Ağız hijyenini korumaya devam etmek, diş eti hastalıkları ve diğer oral sorunlarını önler, böylece uzun ve sağlıklı ömürlü olmayı sağlar. Bu yüzden, her gün diş ipi kullanmak, günde iki kez dişleri fırçalamak, günde iki kez bir antiseptik gargara ile ağız içini çalkalamak ve her altı ayda bir diş check-up yaptırmak önerilebilir. Ayrıca, şekersiz sakız çiğnemek ve bol su içmek ile ağız hijyenine yardımcı olmak mümkündür. Fakat bunun yanı sıra şekerli ve alkolsüz içeceklerden kaçınmak gerekir.

7 – Aşırı güneş ışınlarına maruz kalmak:

Aşırı güneşe maruz kalmak ve cilt kanseri riski arasındaki bağlantı olabilir. Ancak güneşten korunmak için tamamen güneşten uzak durmak da vücudun sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Güneş ışığına yeterli derecede maruz kalmak vücutta D vitamini üretimini uyarır. D vitamini eksikliği farklı kanser türleri, kalp hastalığı, felç, hipertansiyon, otoimmün hastalıklar, Tip 2 diyabet, depresyon, doğum kusurları, bulaşıcı hastalıklar ve daha fazla rahatsızlıklar için önemli bir risk faktörüdür. Kanser Epidemiyolojisi 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada, normal güneşe maruz kalmanın hem kardiyovasküler hem de ölüm riskini azaltmaya yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yüzden sabah erken saatlerde, 10 ile 15 dakika süreyle vücudun güneş ışığında kalması gerekir. Ancak, günün yoğun saatlerinde doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınmak gerekir.

8 – Düzenli sağlık taramalarından kaçınmak:

İnsanların çevresinde uzun ömürlü yaşamış yakın aile üyeleri olsa bile, kişinin genetiğine güvenmemesi gerekmektedir. Çevre ve yaşam tarzı faktörleri kişinin uzun ömürlü olmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, zamanında ve ihtiyaca göre düzenli olarak doktora giderek sağlık kontrolünden geçmek gerekmektedir. Bu sağlık sorunları söz konusu olduğunda, her zaman için korunma tedaviden daha iyidir. Erken teşhis daha iyi tedavi olma ve iyileşme oranları sağlamaktadır. Sağlık taraması için yapılan bazı muayeneler ve testler vardır. Bunların arasında meme muayenesi, kolesterol ve yüksek kan basıncı testi, kemik yoğunluğu testi, kolorektal kanser taraması, diş check-up gibi sağlık taramaları sayılabilir.

Devamını Oku

Kanserden Korunma Yolları: Kanser Önleyici Besinler

Besinler ve Faydaları kategorisine 27 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 224 defa okundu

Kanserden Korunma Yolları: Kanser Önleyici Besinler

kanser önleyici besinler

kanser önleyici besinler

Kansere karşı koruma sağlamak için ilk olarak beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Bazı besinlerin tüketilmesi kansere karşı koruma sağlar ve bağışıklığı güçlendirir.

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeli: Kansere karşı koruyan besinler

1 – Kansere iyi gelen sebzeler: Brokoli:

Kanser riskini azaltmak için brokoli yemek faydalı olur. Bu kurusifer sebze, vücutta koruyucu enzimler üretir ve içeriğinde glukosinolatlar olarak adlandırılan bileşikler içerir. Bu enzimlerin her biri kansere yol açan kimyasalları ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, içerisinde bulunan Sülforafan özelliği, kanser tümörünün büyümesinde yardımcı olan kök hücrelerini hedeflemektedir.

Oregon State Üniversitesi’nde Linus Pauling Enstitüsü’nde 2011 yılında bilim adamları tarafından yapılan bir çalışmada, brokoli içeriğindeki sulforaphane özelliği sayesinde kanseri önlemeye yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.

Brokoli ağız, göğüs, karaciğer, akciğer, mesane, yemek borusu ve mide kanserlerine karşı korumak için etkilidir. Bu yüzden, haftada 2 ya da 3 kez buharda haşlanmış yaklaşık 2 bardak brokoli tüketilmesi önerilmektedir.

2 – Kansere karşı şifalı bitkiler: Yeşil çay:

Yeşil çay, çeşitli kanserlerin riskini azaltmaya yardımcı olan popüler bir içecektir. Yeşil çay içinde bulunan kateşinler, ksantin türevleri, epigallokatekin-3-galat (EGCG) ve epikateşin gibi bileşikler, kanser hücrelerinin gelişimini önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda yeşil çay, hücrelere zarar veren serbest radikalleri önlemeye de yardımcı olur.

Çin Tıbbı Dergisinde 2008 yılında yayınlanan kanseri önleme ile ilgili çalışmalar, yeşil çayın gastrointestinal, meme, akciğer ve prostat kanserleri üzerinde koruyucu etkilerini ortaya koymaktadır. Ancak, daha ileriye dönük çalışmalara da ihtiyaç vardır. Anti-kanser meyveleri olan yeşil çaydan günde 3 ile 4 bardak içilmelidir. Hatta doktora danıştıktan sonra yeşil çay özleri kullanılabilir.

3 – Kansere karşı koruyan yiyecekler: Domates:

Sulu bir meyve olan domates, likopen için iyi bir kaynaktır ve kanserle mücadelede yardımcı olan güçlü bir antioksidandır. Likopen bağışıklık sistemini güçlendirir ve hücreleri hasardan korur. Aynı zamanda, anormal hücre büyümesinin durdurur. Buna ek olarak, vücutta serbest radikal hasarı önlemek için A, C ve E vitamini bakımından iyi bir kaynaktır.

Beslenme Bilim ve Vitaminology Dergisi’nde 2013 yılında yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar tarafından hem çiğ ve hem de pişmiş domates ile domates bazlı ürünlerin erkeklerde prostat kanserine yakalanma olasılığının düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, domates meme, akciğer ve mide kanseri riskini azaltmada da etkilidir.

Bu yüzden günlük olarak 1 bardak dilimlenmiş domates tüketmek önerilmektedir. Domatesin anti-kanser yardımlarından maksimum faydalanmak için, aynı zamanda diyet programı içinde domatesi sos, salça ve meyve suyu olarak kullanmak gerekmektedir.

4 – Kanserden koruyan bitkiler: Yaban mersini:

Yaban mersini kanserle savaşan bitkisel besinler ve antioksidanlar açısından çok zengindir. Yaban mersini meyveleri, hücrelere zarar veren ve kanser dahil birçok hastalıklara yol açan serbest radikalleri nötralize etmek için yardımcı olur. Ayrıca, yaban mersini kanser riskini düşürmek için etkili olan C ve K vitamini, manganez ve lif içerir.

Tıbbi Kimya dergisinde Antikanser Maddeleri yayınlanan 2013 yılındaki bir çalışmada, anti-kanser meyve olarak yaban mersini desteklenmiştir. Aynı zamanda klinik öncesi yapılan çalışmalar, yaban mersini meyvelerini kanser önleyici yeteneğini vurgulamak açısından daha fazla ihtiyaç olduğunu belirtmiştir.

Bu meyveler ağız, yumurtalık, kolon, karaciğer, prostat, akciğer, cilt ve meme kanseri de dahil olmak üzere farklı tipteki kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.

Anti-kanser yaban mersini meyveleri, günlük olarak ½ yemek kaşığı taze ya da 1 fincan dondurulmuş şeklinde kullanılmalıdır.

5 – Kanserden koruyan besinler: Zencefil:

Zencefil, aynı zamanda, değişik kanser türlerinin riskini azaltmaya yardımcı olur. İçerdiği antioksidan özelliği sayesinde kanserli hücrelerin büyümesini engeller.

BMC Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp dergisinde yayımlanan 2007 yılındaki bir çalışmada, yumurtalık kanseri ile mücadele için teşvik edici etkisi olduğu gösterilmektedir. Bu özelliği sayesinde büyüyen kanseri bloke ederek, hastalığın yayılma kabiliyetini sınırlamaya faydalı olur.

Ayrıca, Beslenme British Journal of yayınlanan 2012 yılındaki bir çalışmada, zencefil prostat kanserini önlemede de etkili olduğu bulunmuştur.

Bu süper besin, kolorektal, akciğer, göğüs, deri ve pankreas kanserleri başlamasını da önleyebilir. Tedavi için, günlük 2-3 bardak zencefil çayı içmek ve yemek gerekir. Ancak, bir takviye almak istenmesi durumunda her zamanki gibi bir doktora danışmak önerilmektedir.

6 – Kansere karşı şifalı bitkiler: Sarımsak:

Sarımsak çeşitli kanser riskini azaltmak için yararlı olabilir. İçerisinde her biri kükürt ve arjinin olmak üzere oligosakaritler, flavonoidler ve selenyum gibi bileşenler bulundurur. Düzenli sarımsak alımı kanserli hücre büyümesinin ilerlemesini yavaşlatabilir.

Amerikan Kanser Araştırma Derneği tarafından 2013 yılında yapılan bir çalışma, çiğ sarımsak tüketimi ile akciğer kanseri arasında koruyucu bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır.

Ayrıca, Klinik Beslenme dergisinde American Society for yayınlanan 2000 yılındaki bir çalışma, yüksek miktarda çiğ ya da pişmiş sarımsak alımının, mide ve kolorektal kanserlere karşı koruyucu bir etki kazandırdığını belirtmiştir.

Anti-kanser faydaları için, çiğ ve pişmiş sarımsak ile sarımsak takviyesi daha etkilidir. Yani, bu ölümcül hastalığı önlemek için sarımsak yemeye başlamak gerektiği önerilmektedir.

7 – Kanseri önleyen gıdalar: Ispanak:

Ispanak lutein (organik renklendirici) bakımından zengin bir kaynaktır ve vücudu kansere karşı korumada önemli bir rol oynayan bir antioksidandır. Buna ek olarak, ıspanak içerdiği zeaksantin ve karotenoidler ile serbest radikal hasarına karşı vücudu korumak için yardımcı olur. Ayrıca ıspanakta bulunan beta-karoten, A vitamini, folat ve lif de kanseri önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Ağız, yumurtalık, akciğer, rahim, kolorektal, özofagus ve mide kanserlerine karşı koruyucu özelliğine karşı bu koyu yeşil yapraklı sebzenin düzenli alımı önemle tavsiye edilmektedir. Bu yüzden, haftada birkaç kez 1 fincan ıspanak yenmesi gerekir. Ispanak, salata, çorba ya da karışık sebze suyuna eklenebilir. Ispanak vücutta demir ve kalsiyum emilimini engelleyebilir. Oksalik asit yüksek olmasına neden olması dolayısıyla ıspanak yerken, bir bardak portakal suyu ya da domates suyu içmek gerekmektedir.

8 – Kanseri önleyen meyveler: Nar:

Anti-kanser faydaları olan başka bir süper meyve olan nar, içeriğinde yüksek miktarda antioksidan bulundurur. Bu sulu meyve ayrıca hücresel biyokimya modüle yardımcı olan fenoller, flavonoidler, antosiyaninler ve tanenlerden oluşan bir karışıma sahiptir. Nar içeriğindeki polifenoller ile özellikle kanser oluşmasında ve ilerlemesinde rol alan çeşitli biyolojik olayları kontrol altında tutmak için yardımcı olur. Nar, meme, kolon, karaciğer, deri ve prostat kanseri riskini azaltmada oldukça etkilidir. Kanser ile mücadele için, nar suyu içmek ya da meyve salatasına ve tahıllara ekleyerek bu meyveyi tüketmek önerilebilir.

9 – Kansere karşı koruyan yiyecekler: Ceviz:

Kanser riskini azaltan başka bir süper besin olarak ceviz önerilebilir. Ceviz, sağlıklı polifenoller ve antioksidan özellikleri ile birlikte iyi miktarda fitokimyasallar içerir. Aynı zamanda ceviz, ellagitannins, gama-tokoferol, ve alfa-linolenik asit gibi anti-kanser bileşikleri bakımından oldukça zengindir.

Kanser Araştırma çalışma için 2012 yılında Amerikan Enstitüsü, cevizin hayvanlarda meme kanserini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, prostat ve cilt kanseri riskini de azaltabildiğini de açıklamıştır. Bunun için, günlük anti-kanser meyvesi olan 7 kabuklu ceviz yemek tavsiye edilmektedir. Bunun yanı sıra salatalar, çorbalar ya da hazırlanan kokteyllerin içine ceviz eklenebilir.

10 – Üzümler:

Üzümler ve yanı sıra üzüm çekirdeği ekstreleri, anti-kanser avantajlar sağlayan, antioksidan bakımından zengin bir meyvedir. Üzüm anti-enflamatuar özellikleri sayesinde, kanserin iki ana nedeni olan kronik oksidatif stres ve kronik enflamasyonu önlemek için etkilidir.

Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi’nde yayınlanan 2005 tarihli bir çalışmaya göre, misket üzümlerinde bulunan polifenoller, anti-kanser özellikleri sergilemektedir.

Ayrıca, Beslenme Dergisi’nde yayımlanan 2009 yılındaki bir çalışmada, üzüm ve üzüm bazlı ürünlerin içeriğinde çeşitli anti-kanser maddelerinin mükemmel kaynakları olduğu sonucuna varılmıştır. Tedavi için, günlük bir bardak üzüm tüketmek önerilmektedir. Ancak, üzüm çekirdeği ekstresi almak istenmesi durumunda, doğru doz kullanmak için doktora danışmak gerekmektedir.

Devamını Oku

Elma Sirkesi Neye Yarar: Elma Sirkesinin Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 20 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 401 defa okundu

Elma Sirkesi Neye Yarar: Elma Sirkesinin Faydaları

elma sirkesinin faydaları

elma sirkesinin faydaları

Elma sirkesi birçok sağlık sorununun tedavisinde kullanılır. Cilt sağlığından sindirim sağlığına kadar bir çok alanda etkilidir.

Elma sirkesi ne işe yarar: Elma sirkesinin yararları

1 – Elma sirkesi sivilceyi kurutur mu?

Akne eğilimli ciltler için kullanılan beyaz sirke, sivilcelerin tedavisi için yardımcı olur. Elma sirkesi, antimikrobiyal aktivite özelliği ile güçlü bir antiseptik olarak etki eder. Bu özelliği sayesinde sirke, cildin pH dengesini dengelemek için yardımcı olur. Hatta akne oluşmasına neden olan bakterileri öldürmek için faydalı olur. Ancak, çok kuvvetli olan beyaz sirke, kırmızı ya da yara ve alevli olan sivilceler için kullanmaktan kaçınmak gerekmektedir. Akne için kullanılacak sirke eşit miktarda su ile karıştırılarak seyreltilmelidir. Elde edilen bu karışım kullanılmadan önce etkilenen cilt hafif bir temizleyici ile yıkanır ve bir havlu yardımı ile iyice kurulanır. Daha sonra sivilceden etkilenen bölgelere bir pamuk topu kullanılarak sirke çözümü uygulanır. Ardından yaklaşık 5 dakika bekledikten sonra cilt soğuk su ile yıkanır ve yağsız bir nemlendirici uygulanır. Akne tedavisi için birkaç gün boyunca günde bir ya da iki kez bu çözüm kullanılır.

Not: Hassas cilt üzerinde beyaz sirke kullanmak sakıncalıdır.

2 – Elma sirkesi güneş yanığına iyi gelirmi?

Elma sirkesi, kötü güneş yanığı tedavisi için kullanılan en iyi ev ilaçlarından biridir. Elma sirkesi, ağrı, kaşıntı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olan büzücü özelliklere sahiptir. Tedavi için, su dolu küvet içerisine 2 bardak elma sirkesi eklenir ve birkaç gün boyunca her gün 20 ile 30 dakika süreyle etkilenen alan suyun içinde bekletilir.

Alternatif olarak, bir kase soğuk su içine 2 ile 3 çay kaşığı elma sirkesi eklenir. Bu suyun içinde bir bez ıslatılır ve aşırı sıvısı sıkılarak etkilenen derinin üzerine yerleştirilir. Yaklaşık 10 dakika sonra, tekrar çözelti içinde ıslatılan bez yeniden cilde uygulanır. Ciltte soğukluk hissetmeye başlayana kadar bu işlem tekrarlanır ve bu ilaç gerektiği kadar kullanılmalıdır.

3 – Elma sirkesinin faydaları nelerdir: Kötü kokuları ortadan kaldırma tedavisinde kullanılır:

Elma sirkesi her türlü kokudan kurtulmak için yardımcı olabilir. Kötü olan vücut kokusu, vajina kokusu ve kötü nefes kokusunu gidermek için etkili olabilir. Aynı zamanda ev kokularını gidermede de kullanılabilir. Vücut kokuları tedavisi için, sirke ve su eşit miktarda karıştırılır. Koku bitene kadar günde iki kez etkilenen bölgeyi yıkamak için bu çözüm kullanılır. Kötü nefes için ise ılık bir bardak su içine 1 çorba kaşığı sirke eklenir ve günde iki kez gargara yaparken kullanılır. Ellerdeki soğan, sarımsak, et, balık ya da baharat kokusunu gidermek için önce temiz su ve sabunla eller yıkanır ve sonra sirke ile durulanır. Buzdolabında kötü kokuyu gidermek için ise elma sirkesine batırılmış bir parça ekmek dolabın içine konur. Ayrıca, çöp gibi güçlü kokulardan kurtulmak ya da kötü kokan oda için de elma sirkesi etkilidir.

4 – Elma sirkesi saç bakımı:

Elma sirkesi sağlıklı saç bakımı için çok etkilidir. Elma sirkesinin faydaları arasına kepek tedavisi, kafa derisinde biriken kalıntıyı ortadan kaldırmak, kötü kokan kafa kurtulmak ve saça parlaklık kazandırmak eklenebilir. Buna ek olarak, sağlıklı saçlar için gerekli olan kafa derisinin doğal pH seviyesini geri kazandırır. Sağlıklı saçlar için, 1 ölçü elma sirkesi ile 2 ölçü su karıştırılır ve saç durulaması için tek seferde kullanılır. Tedavi sırasında öncelikle saç şampuanlanır ve ılık ya da soğuk su ile durulanır. Daha sonra saç ve saç derisi üzerine ev yapımı bu çözüm uygulanır. Kafa derisi üzerine masaj yapılarak saç köklerinden ucuna kadar çözümü emmesi için saç ıslatılır. Yaklaşık birkaç dakika bekletildikten sonra ılık su ile saç durulanır ve kuruması beklenir. Sağlıklı saçlar için haftada bir kez bu işlemin tekrarlanması gerekmektedir. Aynı işlem birkaç hafta sonra, ayda bir ya da iki kez tekrarlanmalıdır. Bu tedavi kepek ya da yağlı kafa derisi olan kişiler için çok etkilidir. Sirke kokusunu azaltmak ve güzel bir koku elde etmek için, düz su yerine papatya, biberiye ya da bazı bitkisel çay poşetleri sirke içerisine eklenebilir.

5 – Elma sirkesi nasıl kullanılır?

Evde özellikle mutfak alanına giren karıncalar elma sirkesinin güçlü kokusunu sevmezler ve onlardan kurtulmak için elma sirkesi kullanmak faydalı olur. Ayrıca, içeriğindeki asetik asit karıncaları yok etmek için yardımcı olur. Bunun için, bir sprey şişesine eşit miktarda elma sirkesi ve su konur. Karıncaların evde göründüğü yerlere bu çözüm püskürtülür. Karıncalar tamamen bitene kadar günde bir defa bu işlem tekrarlanmalıdır. Ayrıca önleyici bir tedbir olarak düzenli şekilde bu çözüm ile mutfak eşyaları ve zemin temizlenebilir. Bu çözüm aynı zamanda, evden sivrisinek, karasinek ve diğer böcekleri savuşturmak için bir böcek kovucu olarak kullanılabilir.

6 – Yabani otlardan kurtulmak için kullanılır:

Elma sirkesi yabani otlar ve bahçe zararlılarını ortadan kaldırmak için etkili organik bir çözümdür. Aynı zamanda, toprağın pH seviyesini arttırmaya yardımcı olur ve bahçe alanının bereketine zarar vermez. Bu uygulama için, su dolu bir galon içine birkaç yemek kaşığı sirke eklenir ve elde edilen bu çözüm bir sprey şişesine aktarılır. İstenmeyen yabani otlar üzerine bu karışım püskürtülür. Ancak, sirke doğal asidik özelliği ile bahçede yetişen diğer bitkilere zarar verebileceğinden dolayı, yalnızca spreyin otlar ve çim üzerine püskürtülmesi için dikkatli olunması gerekir. Hatta bahçe zararlılarını uzak tutmak için bahçe alanı sınırının hattı boyunca bu çözüm sprey olarak kullanılabilir. Buna ek olarak, sulandırılmamış saf sirke pas kaplı bahçe aletlerini temizlemek için de kullanılabilir.

7 – Elma sirkesi boğaza iyi gelir mi?

Elma sirkesi, boğaz ağrısı tedavisi için çok yararlıdır. İçerdiği antibakteriyel özellikleri sayesinde soruna neden olan bakterilerden kurtulmak için yardımcı olabilir. Boğaz ağrısı tedavisi için, ılık bir bardak su ile 1 çorba kaşığı sirke karıştırılır. Ayrıca içine biraz tuz eklenebilir. Elde edilen bu karışım, birkaç gün boyunca günde 2 ya da 3 kez gargara olarak kullanılır.

8 – Kirli mikrodalga, bulaşık makineleri ve kahve makinelerini temizlemek için kullanılır:

Mikrodalga, bulaşık makinesi, kahve makinesi ve diğer mutfak araçlarını temizlemek, aynı zamanda kötü kokuyu gidermek açısından elma sirkesi kullanılabilir. Yaklaşık ½ fincan sirke ve 1 bardak su bir kase içinde karıştırılır ve kaynaması için mikrodalgada ısıtılır. Bu uygulama, mikrodalga duvarlarındaki yiyecek artıklarını gevşetir ve oluşan kötü kokuları nötralize eder.

Bir başka çözüm yolu olarak ise kahve makinesi haznesine 1 bardak ılık su ve 2 bardak elma sirkesi eklenir. Bu çözüm bir demleme döngüsü boyunca çalıştırılır. Ardından çözüm dışarı atılır ve daha sonra su ile 2 ya da 3 kez daha kahve makinesi temizlenir.

Bulaşık makinesi temizliği için ise tam bir yıkama işlemi yapılan boş bulaşık makinesine bir fincan sirke konur. Bu işlem oluşan madeni kirleri kaldırmak ve güzel kokulu bir bulaşık makinesi için etkili olur.

Devamını Oku

İltihabı Azaltmak İçin Ne Yapmalı: İltihap Azaltıcı Besinler

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 203 defa okundu

İltihabı Azaltmak İçin Ne Yapmalı: İltihap Azaltıcı Besinler

iltihap azaltıcı besinler

iltihap azaltıcı besinler

İltihap nasıl atılır?

Anti enflamatuvar gıdalar vücuttaki iltihabın yani inflamasyonun azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca enfeksiyon oluşumu da azaltır. Kızarıklıkları ve var olan iltihabı azaltmak için beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Bazı besinler özellikle beslenme düzenine eklenmelidir:

İltihap kurutmak için bitkisel çözüm: İltihabı kurutan bitkiler ve besinler

1. İltihabı azaltan yiyecekler: Omega 3 yağ asitleri açısından zengin gıdalar

– Omega 3 yağ asitleri içeren gıdalar iltihap kurutucu özellikler gösterir. Özellikle beslenme düzenine eklenmesi önerilir.

– Omega 3 yağ asitleri içeren somon ve ton balığı ile keten tohumu düzenli olarak tüketilebilir. Ayrıca ceviz, kaju fıstığı, fıstık gibi kuruyemişler de önerilir.

2. İltihap nasıl geçer: Lif açısından zengin gıdalar

– Lif açısından zengin olan gıdalar da iltihap durumunda önerilen besinler arasındadır. İltihabın daha hızlı kuruması için lif açısından zengin olan taze sebzeler, meyveler ve kepekli tahıllar tüketilmelidir. Ayrıca bu besinler C-reaktif protein seviyesinin azaltılmasında da etkilidir.

– Kızarıklığa neden olan iltihabın azaltılmasını sağlarken iltihabı da hafifletir.

3. İltihaba iyi gelen sebze ve meyveler: E vitamini açısından zengin besinler

– E vitamini içeren gıdaların tüketilmesi iltihabın neden olduğu şişliklerin azaltılmasını sağlar. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, E vitamini açısından son derece zengindir.

– Ispanak, brokoli ve diğer koyu yeşil sebzeler kalsiyum açısından da zengindir. Demir de içeren besinler; içerdiği bu besin öğeleri ile iltihabın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

4. İltihap kurutucu meyveler: Apigenin açısından zengin gıdalar

– Apigenin maddesi vücuttaki iltihabı azaltmada son derece etkili olan bir maddedir. İltihap ve var olan kızarıklıkların azaltılmasına yardımcı olur.

– Anti enflamatuar özellikleri olan kereviz mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Her gün düzenli olarak tüketilmese de haftada 2 kez tüketilmesi önerilir.

5. Kapsaisin içeren besinler

– Kapsaisin acı biberde bulunan bir enzimdir. Acı biber genellikle yemeklere tat katmak için kullanılsa da var olan inflamasyonun azaltılmasında da etkilidir.

– Kırmızı acı biber yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir. Alternatif olarak bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı kırmızı acı biber eklenerek tüketilebilir. Düzenli olarak tüketilmesi iltihabın kısa sürede azaltılmasına yardımcı olur.

6. Likopen açısından zengin gıdalar

– Likopen genel sağlık için gerekli besinlerden biridir. Aynı zamanda iltihap ve kızarıklıkların da azaltılmasını sağlar.

– En iyi likopen kaynağı domatestir. Domates vücutta inflamasyonun azaltılmasına yardımcı olur. Aynı zamana antioksidanlar açısından da zengindir. Vücuttaki toksinlerin ve zararlı mikroorganizmaların dışarı atılmasını hızlandırır.

– Domates yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir.

7. İsoflovanların açısından zengin besinler

– İsoflovan içeren  gıdalar da inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Bu besin öğesini içeren en zengin kaynak soya ürünleridir. Tofu ve soya ürünleri mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Ancak işlenmiş soya ürünlerinden uzak durulması önerilir. Şekersiz besinler tüketilmelidir.

8. İltihap söktürücü yiyecekler: Probiyotikler

– Probiyotiklerin tüketilmesi vücuttaki zararlı bakterilerin ölmesine yardımcı olur. Bu nedenle iltihap tedavisi için de önerilir.

– Her gün düzenli olarak birkaç kase yoğurt tüketilebilir. Yoğurt sindirim sistemi için de son derece etkili bir besindir.

9. Oleocanthal besinler

– Zeytinyağına tadını veren oleocanthal adı verilen bir maddedir. Bu madde şişlikleri ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca iltihabın neden olduğu ağrıları da azaltır.

– Zeytinyağı yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir.

10. İltihap azaltıcı besinler: Antosiyaninlerin yiyecekler

– Karpuz gibi antosiyanin içeren besinler de iltihabın azaltılmasında etkilidir. İnflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Karpuz, ahududu ve yaban mersini düzenli olarak tüketilebilir.

Tüm bu besinler iltihap tedavisi için önerilir. Beslenme düzenine mutlaka eklenmesi önerilir.

Devamını Oku

Hindistan Cevizi Yağı Neye İyi Gelir: Hindistan Cevizi Yağının Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 720 defa okundu

Hindistan Cevizi Yağı Neye İyi Gelir: Hindistan Cevizi Yağının Faydaları

hindistan cevizi yağının faydaları

hindistan cevizi yağının faydaları

Hindistan cevizi yağı nelere iyi gelir?

Hindistan cevizi yağı birçok hastalığın ve cilt sorunun tedavisinde önerilir. Cilt ve saç sağlığı için son derece faydalıdır. Sağlıklı bir yağ olarak bilinir ve beslenme düzeninde de olması önerilir. Başlıca yararları şunlardır:

Hindistan cevizi yağı neye faydalıdır?

1. Hindistan cevizi yağının kalbe faydaları

– Hindistan cevizi yağı doymuş yağ asitleri içerdiği için kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur. Aynı zamanda laurik asit içerir. Kalp dostu olarak bilinen bu yağ, beslenme düzenine eklenebilir.

– Hindistan cevizi yağı kolesterol düzeylerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Damar tıkanıklığını engeller.

2. Hindistan cevizi yağının cilde faydası

– Hindistan cevizi yağı cilt sağlığının da korunmasına yardımcı olur. Cilt bakımında yaygın olarak kullanılan bu yağ, cildin nemli kalmasını sağlar. Kuru ciltler için özellikle önerilir. Aynı zamanda yaşlanma karşıtı özellikleri de vardır.

– Yaralar, sedef hastalığı ve zona için de önerilir.

– Biraz Hindistan cevizi yağı ısıtılır. Ardından ılınması beklenir. Cilde masaj yaparak uygulanır ve 15 ya da 20 dakika kadar beklendikten sonra su ile durulanır. Uygulama haftada birkaç kez düzenli olarak yapılabilir.

3. Hindistan cevizi yağı saça nasıl kullanılır?

– Hindistan cevizi yağı saç sağlığı için de etkili sonuçlar verir. Kepek sorunu için özellikle önerilir. Saç derisinin nemli kalmasına yardımcı olurken yağ dengesini de korur. Ayrıca anti bakteriyel özellikleri ile saçlardaki bakterileri öldürür. Saçların daha sağlıklı ve canlı olmasına yardımcı olur.

– Biraz Hindistan cevizi yağı saç köklerine masaj yaparak uygulanabilir. Bir süre saçlarda bekletilir. Ardından saçlar bitkisel bir şampuan ile yıkanır. Uygulama haftada 2 kez yapılabilir.

4. Hindistan cevizi yağının sindirim sağlığına etkisi

– Hindistan cevizi yağı sindirim sağlığının da korunmasını sağlar. Anti bakteriyel ve anti mikrobiyal özellikleri ile sindirim sistemindeki bakterilerin ya da toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Sindirim sisteminde buluna parazitler için de önerilir. Müshil etkileri olduğu için kabızlık ve hazımsızlık durumunda özellikle tavsiye edilir.

– Hindistan cevizi yağı yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir.

5. Hindistan cevizi yağı ile kilo verme

– Kilo vermek için hindistan cevizi yağı beslenme düzenine eklenebilir. Metabolizma hızının artmasına yardımcı olarak yağların daha hızlı yakılmasını sağlar. Besinlerin emilimini artırırken aynı zamanada iştahın kontrol altına alınmasını da sağlar.

6. Enfeksiyon

– Hindistan cevizi yağı enfeksiyonla mücadelede de etkilidir. Anti bakteriyel özellikleri ile bilinir. Bu özellikleri ile enfeksiyona neden olabilecek bakterileri öldürür.

– Saçkıran, ayak mantarı ve sivilce gibi enfeksiyon durumlarında topikal olarak kullanılabilir. Darbe sonucu ciltte oluşan morlukların da görünümünü azaltır.

7. Bağışıklık sistemi

– Hindistan cevizi yağı bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Düzenli olarak tüketilmesi hastalıklara karşı koruma sağlar.

8. Antioksidan etkiler

– Hindistan cevizi yağı en güçlü antioksidanları içerir. İçerdiği antioksidanlar ile vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasını sağlar. Cildin erken yaşlanmasını engeller. Tüm vücudun dana dirençli kalmasına yardımcı olur.

9. Stres giderici özellikler

– Hindistan cevizi yağı stres azaltıcı etkilere de sahiptir. Stresin kontrol altına alınmasını sağlayarak kişinin rahatlamasını sağlar.

– Hindistan cevizi yağı ılıtıldıktan sonra ayaklara ya da tüm vücuda masaj yaparak uygulanmalıdır. Bu yöntem yorgunluğun da azalmasını sağlar.

10. Hindistan cevizi yağı ile yemek hazırlama

– Hindistan cevizi yağı yemek ve salatalarda da kullanılabilir. Kalorisi diğer yağlara göre oldukça düşüktür. Sağlıklı bir beslenme düzeninde mutlaka olması tavsiye edilir.

Hindistan cevizi yağı cilt sağlığından sindirim sağlığına kadar pek çok alanda etkilidir. Hastalıkların tedavisinde kullanılmasının yanı sıra genel sağlığın korunması için beslenme düzenine de eklenebilir.

Devamını Oku

Kan Basıncını Düşürmek İçin Ne Yapılmalı: Kan Basıncı Düşüren Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 436 defa okundu

Kan Basıncını Düşürmek İçin Ne Yapılmalı: Kan Basıncı Düşüren Yiyecekler

kan basıncı düşüren yiyecekler

kan basıncı düşüren yiyecekler

Kan basıncının yükselmesi yüksek tansiyon olarak da adlandırılır. Tansiyonun yükselmesi ciddi kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. Mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

Yüksek tansiyona ne iyi gelir: Yüksek tansiyon için bitkisel çözümler

1. Yüksek tansiyon ve kilo ilişkisi

– Fazla kilolara sahip olunması kan basıncının artmasına neden olur. Bu nedenle kan basıncının normal düzeylere inmesi için ideal kiloya düşülmesi gerekir.

– Sağlık bir şekilde kilo vermek için düzenli egzersiz ile birlikte sağlıklı ve dengeli bir beslenme planına uyulmalıdır.

2. Tansiyon düşüren egzersizler

– Düzenli egzersiz hem kilo kontrolü sağlar hem de kan basıncı değerlerinin düzene girmesini sağlar.

– Haftada 5 gün, her gün 30 dakika kadar egzersiz yapılmalıdır. Bisiklet, yürüyüş, koşu ve kardiyo egzersizleri yapılabilir.

3. Yüksek tansiyon düşürmek için ne yemeli?

– Kan basıncı düzeylerinin düşürülmesi için beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Sağlıklı bir beslenme planı oluşturulmalıdır.

– Lif açısından zengin olan sebze ve meyveler ile tam buğdaylı besinlerin tüketilmesi önerilir. Kolesterolü yükselten besinlerden ise uzak durulmalıdır.

4. Stres yüksek tansiyon yaparmı?

– Stres ve kaygı seviyelerinin yüksek olması kan basıncının artmasına neden olabilir. Bu nedenle stres seviyeleri mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

– Stres kontrolü için düzenli olarak yoga ve meditasyon yapılabilir.

5. Tansiyonu ne düşürür: Muz

– Muz içerdiği potasyum ve diğer besin öğeleri ile genel sağlık için son derece faydalıdır. Aynı zamanda kan basıncının da dengelenmesini sağlar.

– Vücuttaki tuz oranının kötü etkilerini dengelemek için her gün bir ya da iki adet muz tüketilebilir.

6. Süt ve süt ürünleri

– Süt, peynir ve diğer süt ürünleri D vitamini ve kalsiyum açısından en zengin besin kaynaklarıdır. Bu besinler kemik sağlığı için son derece önemlidir. Mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir.

7. Ispanak

– Ispanak da potasyum, magnezyum gibi besin öğelerini içerir. Bu içeriği ile kan basıncını düşürücü özellikleri vardır. Ayrıca, lif açısından zengin olduğu için sindirim sisteminin de düzgün işlemesini sağlar.

8. Fasulye

– Fasulye potasyum, çözünür lif ve magnezyum içerir. Kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Beslenme düzeninde mutlaka fasulye de eklenmelidir.

9. Bitter çikolata

– Kan basıncını düşürmek için her gün az miktarda bitter çikolata da tüketilebilir. Ancak aşırıya kaçılmadan tüketilmesi gerekir.

10. Patates

– Potasyum açısından zengin olan patates de kan basıncını düşürücü özelliklere sahiptir. Vücuttaki potasyum miktarını artırarak tuz tüketiminin neden olduğu dengesizlikleri engeller.

Yüksek tansiyon hastaları ne yememeli?

1. Sodyum

– Beslenme düzeninde çok fazla sodyum bulunması kan basıncının artmasının temel nedenidir. Bu nedenle tuz tüketimine kesinlikle dikkat edilmelidir.

2. İşlenmiş et ürünleri

– Pastırma, sosis ve diğer işlenmiş et ürünleri de çok fazla sodyum içerdiği için kan basıncının olumsuz eklenmesine neden olabilir. Bu nedenle tüketilmesi önerilmez.

3. Şekerli ve tatlı besinler

– Çok fazla şeker tüketilmemelidir. Aksi halde yüksek tansiyon riski oluşur.

4. Doymuş ve trans yağlar

– Eğer kan basıncında düzensizlik varsa mutlaka doymuş ve trans yağlardan uzak durulmalıdır. Bu yağların tüketilmesi kötü kolesterolü artırır. Kan basıncının düzene girmesi için sağlıklı yağların tüketilmesi tavsiye edilir.

5. Kahve

– Kahve tüketimi de mutlaka sınırlandırılmalıdır. Mümkünse hiç tüketilmemelidir. Kan basıncı düzeylerinde dengesizlik oluşmasına neden olurken aynı zamanda yüksek tansiyon riskini artırır.

6. Alkol

– Alkollü içecekler de tüketilmemelidir. Alkol genel sağlık açısından zararlı olduğu kadar kolesterolü ve tansiyonu da olumsuz etkiler.

Kan basıncının düşürülmesi için bu önerilere uyulması tavsiye edilir. Yüksek kan basıncı ciddi bir sağlık sorunudur. Kalp ve damar hastalıklara neden olabilir. Bu nedenle kan basıncının yüksek olması durumunda mutlaka bir doktora danışılması tavsiye edilir.

Devamını Oku

Trombosit Sayısı Nasıl Yükselir: Trombosit Sayısını Artıran Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 5.064 defa okundu

Trombosit Sayısı Nasıl Yükselir: Trombosit Sayısını Artıran Yiyecekler

trombosit sayısını artıran yiyecekler

trombosit sayısını artıran yiyecekler

Trombositi yükseltmek için ne yapılmalı?

Trombosit, kanın içerisinde bulunan ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan vücut bileşenleridir. Pıhtılaşma; kanın yoğunluğunu temsil eden bir terimdir. Vücut üzerinde herhangi bir açık yara varsa kan bu bölgeden dışarı çıkar. Hava ile temas ettiği b bölgede trombositler hava ile reaksiyona girerek kanın yara ağzındaki yoğunluğunu arttırarak bölgenin hızlıca kapanmasına yardımcı olur. Trombosit oranının düşük ya da fazla olması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Düşük olması kişiyi en ufak yaralanmalarda bile kanamaya yatkınlaştırırken, yüksek seviyelerdeki trombosit oranı ise damardaki kanın çok daha hızlı pıhtılaşmasına neden olmaktadır. Genellikle insanlar kanın pıhtılaşmamasının sorun olduğunu düşünür. Ancak çok çabuk pıhtılaşması da çok ciddi sorunlar teşkil etmektedir. Genel olarak damar tıkanıklığı riskini %70’lere çıkaran bu sorun da beraberinde birçok soruna neden olmaktadır.

Kandaki küçük yapı taşlarından biri olan trombositlerin yaşam süreleri yaklaşık olarak 8 – 10 gündür. Sağlıklı bir yetişkin insanda anlık olarak 150000 – 400000 arası trombosit hücresinin bulunması gerekmektedir.

İki trombosit dengesizliği de oldukça önemlidir. Ancak bu yazıda düşük trombosit sorunu anlatılacaktır.

Trombosit eksikliği belirtileri:

Düşük trombosit sayısı bazı belirtiler gösterir. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Deride döküntüler

– Yüzeysel yaralar

– Deride gerginlik

– Cildin ufak darbelerde bile kolayca kan oturması ve morarması

– Spontan kanamaların (burun veya diş eti kanamaları) uzun sürmesi

– Dışkı ya da idrarda kan görülmesine neden olan sindirim ve boşaltım hastalıklarında kanamanın uzun sürmesi.

– Uzun süren vücudun tamamındaki halsizlik ve yorgunluk hisleri

Düşük olan trombosit sayısını arttırmanın birçok tıbbı yöntemi vardır. Tabii ki bu yöntemler işe yarar ancak mümkün oldukça doğal yöntemler kullanmak vücut sağlığı için daha etkilidir. Kimyasal ilaçlar trombositi dengelerken vücudun bir diğer dengesini bozabilir, yani yan etki gösterebilir. Bu yüzden doğal besinler ve bitkiler ile hazırlanan yöntemlerin doğru şekilde uygulanması hem daha etkili hem de daha hızlı sonuçlar elde etmeyi sağlayacaktır.

Trombositi yükseltmek için ne yemeli: Trombositi yükselten besinler

Kandaki trombosit sayısını arttırmayı sağlayacak doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1 – Trombosit seviyesini yükselten yiyecekler ile beslenilmelidir.

Kandaki tüm bileşenlerin dengeli olmasını sağlamanın en önemli etkenlerinden bir tanesi sağlıklı beslenmedir. Sağlık beslenerek kan dengeleri korunduğu gibi aynı zamanda genel olarak metabolizma da hızlandırılarak sağlıklı bir vücut elde edilebilir.

– Birçok sağlık sorununu iyileştirmek ve bu sağlık sorunlarına karşı önlem almak için başvurulması gereken yöntem sağlıklı beslenmedir. Sağlıklı beslenerek kilo almak da engellenir. Trombosit sayısını dengelemek için temel olarak daha fazla tahıl ürünü ve yağsız protein kaynakları tüketilmelidir. Bu da bolca taze sebze ve meyve tüketme anlamına gelmektedir. Ayrıca tüketilmemesi gereken gıdalar ise şunlardır; trans yağlar, doymuş yağlar, işlenmiş (rafine) gıdalar.

– Vitamin ve mineral eksikliklerinin yaşanmaması da son derece önemlidir. Bu eksiklikler vücut sistemlerinin yavaşlamasına ve vücut direncinin düşmesine neden olur. Bolca meyve ve sebze tüketilerek bu eksiklikler giderilebilir. Alternatif olarak, doktora danışarak vitamin ve mineral takviyeleri de kullanılabilir. Ancak doktora danışmadan kullanılması önerilmez.

2 – Trombosit seviyesi düşüklüğü için yüksek kalorili ve rafine gıdaları mümkün olduğu kadar kısmak gerekir.

Genel olarak, yüksek kalorili gıdalar ile rafine edilmiş tahıllar (örneğin beyaz ekmek) ve şekerli (özellikle kurabiye, kek ve benzeri besinler gibi) gıdalardan uzak durulması gerekmektedir. Bu gıdalar vücut içerisindeki inflamasyonu arttırır. Aynı zamanda kan akışını yavaşlatarak kandaki bileşenlerin dengesini bozar. Kan ile ilgili sorunlar tüm vücut sistemlerinin arızalanmasına neden olur.

– Yüksek miktarda alkol tüketimi kemik iliğine zarar vererek trombosit üretimini ciddi bir şekilde sınırlar. Bu da kişinin trombosit seviyesinin düşmesine neden olur. Trombosit üretimini arttırarak kandaki seviyesinin normale çıkmasını sağlamak için alkol tüketiminin kesilmesi gerekmektedir.

– Çölyak hastalığı olarak da bilinen gluten duyarlılığı (aslında glutene karşı vücudun gösterdiği alerjik reaksiyondur) trombosit sayısı üzerinde olumsuz etkiler gösterebilir. Otoimmün hastalık olması da bu etkisi üzerinde önemli bir etkendir. Doktora başvurarak bu sorun test edilmeli ve gluten duyarlılığı varsa beslenme planından gluten içeren tüm besinler çıkarılmalıdır.

3 – Trombosit artırma yolları: Düzenli ve doğru egzersiz yapmak gerekir:

Kan trombosit artırmak nasıl kolay yollarını arayan, egzersiz yaparak sizin için en iyi seçeneklerden biri. Kardiyovasküler egzersiz yüzme ya da yürüyüş, gibi ve güç geliştirme egzersizleri vücudunuzun içinde kan akışını geliştirmek ve ikisi de bir düşük trombosit sayısı varsa etkili olabilir, bağışıklık sistemini geliştirmeye yardımcı olabilir.

– Trombosit seviyesi düşük olan insanlar spor yaparken son derece dikkatli olmalıdır. Düşük trombosit seviyesi vücudun çok daha fazla yorulmasına yol açar. Bu yüzden kişinin normal insanlara oranla daha az egzersiz yapması gerekmektedir. Aksi takdirde ciddi kas ve sinir zedelenmesi gözlemlenebilir.

– Doğrudan egzersiz planı uygulamak yerine spor dallarının arasına giren herhangi bir sporun düzenli olarak yapılması da etkili olacaktır. Ancak yapılacak olan spor seçilirken kişinin yaralanma ihtimali en az ola sporu seçmesi önerilir. Çünkü trombosit eksikliği yaşayan kişilerde açılan yaralar uzun süreli kanama yapar ve daha geç kapanır.

4 – Günlük olarak yeteri kadar dinlenmek gerekir:

Trombosit sayısının dengelenmesi için dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan bir tanesi de uykudur. Düzenli olarak uyuyarak beynin dinlendirilmesi sadece bu sorun değil diğer birçok hastalığın görülme riskini azaltacaktır. 8 yaşından küçük çocukların günlük 8 – 10 saat, 8 yaşından büyük ocukların ve yetişkin kişilerin ise günlük olarak 7 – 9 saat uyuması şarttır.

Uyku, vücudun sistematik birçok işini durduran ve genel olarak çalışan her sistemin temposunu yavaşlatan bir süreçtir. Beynin besini olarak kabul edilebilecek olan uyku, psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmemesi için de son derece önemlidir. Her birey günlük olarak mutlaka uyku ihtiyacını karşılamalıdır. Çeşitli nedenlerle uyku bölünebilir (bölünmesi önerilmez), ancak toplam uyku saatinin en az 7 olması gerekmektedir.

5 – Trombosite iyi gelen yiyecekler: Papaya:

Kandaki trombosit miktarının artmasını sağlayan doğal besinlerden biri de papayadır. Kandaki trombosit, doğrudan kan içerisinde üretilmez. Bu kan bileşeninin üretimi karaciğerde gerçekleşir. Karaciğer üzerinde trombosit üretimini arttırıcı etki gösteren besin ise papayadır. Aynı zamanda birçok sağlık sorununun tedavisi için de etkili sonuçlar gösteren papayanın mutlaka beslenme planına eklenmesi gerekmektedir.

– Gün içerisinde 2 – 3 kez 1 papaya suyu içmek ya da doğrudan papayayı tüketmek yeterli olacaktır. 2 papayadan fazlası midede yanma ve benzeri sorunlara yol açabileceğinden günlük maksimum 2 adet tüketilmesi önerilmektedir.

– Alternatif olarak papayanın yaprakları da aynı etkileri gösterdiği için ezilerek tüketilebilir. Günlük 2 adet yaprağın ezilerek tüketilmesi trombosit miktarını arttırmak için yeterli olacaktır.

Devamını Oku

Şeker Hastaları Ne İçmeli: Şeker Hastalarına Öneriler

Besinler ve Faydaları kategorisine 21 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 439 defa okundu

Şeker Hastaları Ne İçmeli: Şeker Hastalarına Öneriler

şeker hastalarına öneriler

şeker hastalarına öneriler

Şeker hastaları nasıl beslenmeli?

1. Şeker hastalığına iyi gelen içecekler: Kahve:

– Şeker hastalarına önerilen içeceklerden ilki kahvedir. Kolesterol ve kan şekeri düzeylerini dengelerken aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olur.

– Kahve; vanilya özü, hindistan cevizi ya da tarçın eklenerek tüketilebilir.

2. Şeker hastaları ne içebilir: Çay:

– Şekersiz çay da önerilir. Çay içerisindeki bileşenler ile kardiyovasküler hastalıklara yol açan serbest radikallerin azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca antioksidanlar açısından da zengindir.

– Siyah çayın yanı sıra yeşil çay da düzenli olarak günde 3 kez tüketilebilir.

3. Şeker hastaları ne içer: Süt:

– Süt de şeker hastalarına önerilen besinlerden biridir. Ancak şekersiz olarak tüketilmesi önerilir.

– Süt içerdiği D vitamini ve kalsiyum ile diyabetik diyetler içine mutlaka dahil edilmesi gereken bir içecektir. Yağsız bir fincan sütte yaklaşık 12 gr karbonhidrat ve 80 kalori vardır.

4. Şeker hastalarının su tüketimi:

– Su tüketimi mutlaka artırılmalıdır. Vücudun nemli tutulmasına yardımcı olan su aynı zamanda kandaki şeker düzeylerini de dengeler.

5. Şeker hastaları meyve suyu: Elma suyu:

– Elma suyu içerdiği lifler ile sindirim sistemini geliştirir. Aynı zamanda mide ve bağırsakları yumuşatır. Kandaki şeker oranını dengelediği için mutlaka diyabet hastalarının beslenme düzenine eklenmesi önerilir.

6. Şeker hastaları meyve suyu: Greyfurt suyu:

– Şeker hastalarına önerilen bir diğer içecek greyfurt suyudur. Şeker seviyesini azaltma yeteneğine sahip olduğu için, her zaman doktorlar tarafından da diyabetik hastalar için tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olur.

7. Kudret narı suyu:

– Şeker hastaları için önerilen içecekler arasında kudret narı suyu da vardır. Bu bitki birçok sağlık sorunu için önerilir. Hormon düzeylerini ve glikoz veya insülin seviyelerini dengeler. Hücre yapısının da korunmasını sağlar.

8. Diyabetliler için meyveler: Havuç suyu:

– Havuç A vitamini açısından zengin bir besindir. Aynı zamanda içerdiği diğer enzimler ile obezite riskini azaltır ve kilo vermeye yardımcı olur. Şeker seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğu için şeker hastalarına da önerilir.

9. Salatalık suyu:

– Salatalık suyu cilt bakımında sindirim sağlığına kadar her alanda önerilir. Diyabet belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur.

– Her gün salatalık suyu ya da salatalık tüketilebilir. Salatalık A vitamini, B 1 vitamini, B 2 vitamini, C vitamini içeriği ile genel sağlık açısından da son derece faydalıdır.

Şeker hastaları ne yememeli ve ne içmemeli:

– Alkol

– Meyve suyu

– Gazoz

– Enerji içecekleri

Alkollü besinler kan şekeri oranını artırır bu nedenle kesinlikle uzak durulmalıdır. Meyve suları ise, çok şekerli meyvelerin suyunun tüketilmesi önerilmez. Gazoz gibi gazlı içecekler ile enerji içecekleri de yüksek miktarda şeker içerir.

Diyabet durumunda beslenme düzenine çok dikkat edilmelidir. Tüm bu önerilen içeceklerin beslenme düzenine eklenmesi önerilir. Ayrıca sakıncalı olan içeceklerden ise kaçınılmalıdır. Beslenme düzeninde ise bazı değişiklikler yapılması önerilir. Genel olarak çok şekerli ve yağlı besinler tüketilmemelidir. Daha çok haşlama sebze ya da taze meyvelerin tüketilmesi önerilir. Şeker ihtiyacı tatlı meyvelerden karşılanabilir. Diyabet durumunda doktor ve ilaç tedavilerine uyulmasının yanı sıra bir diyetisyene başvurularak uygun bir diyet programı da hazırlanabilir. Ayrıca fazla kilolardan da kurtulmak gerekir. Bu nedenle beslenme düzenindeki değişiklikler ile birlikte düzenli bir egzersiz programı da uygulanabilir. Düzenli egzersiz, kan akışının artmasını sağlayarak dokulara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Bu şekilde hem genel sağlık korunmuş olur hem de diyabet belirtileri hafifletilir. Şeker hastalığı oldukça ciddi bir hastalıktır ve ciğer ciddi hastalıkların tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle mutlaka kontrol ve tedavi altında tutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Karnabahar Ne İşe Yarar: Karnabaharın Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 12 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 213 defa okundu

Karnabahar Ne İşe Yarar: Karnabaharın Faydaları

karnabaharın faydaları

karnabaharın faydaları

Karnabahar nelere faydalıdır:

Karnabahar günümüzde seveni kadar sevmeyeni de olan, diğer sebzelere göre sofrada daha az görülen birçok besin maddesi içeren bir sebzedir. Karnabaharla ilgili bilinmeyen şey ise çok eski zamanlardan bu yana geleneksel tıp tedavilerinde sık sık kullanılmasıdır. İçerisindeki bileşenler birçok sağlık sorununun tedavisinde etkili çözümler elde edilmesini sağlamaktadır. Özellikle cilt ve saç sağlığı için son derece etkili olan karnabaharın bu özelliği içerisindeki kükürtten gelmektedir. Diğer sebzelerle karşılaştırıldığında yüksek oranda kükürt içerdiği görülür. Kükürt ile saç ve cilt sağlığı korunduğu gibi aynı zamanda karaciğer toksinler etkisiz hale getirmesi kolaylaştırılır.

Karnabahar nelere iyi gelir: Karnabahar faydaları nelerdir?

Karnabaharın vücut sağlığına faydaları şu şekilde sıralanabilir:

1 – Karnıbaharın yararı: Anti-enflamatuar özellikleri:

Besin maddeleri açısından zengin olan karnabaharın cilt ve saç sağlığı için önemli olmasının nedeni etkili anti-enflamatuar özelliğidir.

Bu anti-enflamatuar özelliği ile birçok sağlık sorununun tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Örneğin; eklemlerdeki artrit hastalığın ana nedeni kronik inflamasyondur ve bu inflamasyonu inhibe etmeye yardımcı olacak bileşenleri karnabahar içerisinde barındırmaktadır. Aynı zamanda artrit tedavisi için gerekli olan K vitamini ve omega-3 yağ asitleri açısından da oldukça zengin bir sebzedir.

2 – Karnabahar neye iyi gelir: Yüksek antioksidan içermesi:

Karnabahar içerisinde “phytonutrients” adlı bir bileşen içerir. Bu bileşen ve içerisindeki beta-karotenlerin sayesinde düzenli olarak karnabahar tüketmek vücuttaki serbest radikallerin yok edilmesini sağlar. Serbest radikaller insan sağlığı için en tehlikeli bileşen sınıflarından bir tanesidir. Antioksidanlar ile temizlenen bu bileşen sınıfı temizlenmediği takdirde vücutta kansere ve kardiyovasküler sorunlara yol açabilir. Kişilerin özel olarak kullandığı antioksidan ilaçların yerine en sağlıklı olanı düzenli karnabahar tüketimidir.

3 – Karnabahar faydaları: Sindirime yardımcı olur:

Karnabahar diğer sebzelere oranla içerisinde barındırdığı yüksek lif içeriği ile sindirimi de kolaylaştıran bir besindir. Lif içeriği bağırsakların ve karaciğerin verimli çalışmasını sağlar. Bağırsaklardaki zararlı bileşenlerin boşaltım sistemi ile atılmasına katkı sağlar. Sindirim sistemindeki düzen ile kişinin metabolizma hızı da artar. Bu sayede vücudun dayanıklılığı artar ve birçok hastalığa yakalanma riskinde de azalma görülür. Aynı zamanda bu sebzede bulunan “glucoraphanin” adındaki bileşenin midedeki zararlı bakterileri yok ettiği düşünülmektedir. Ancak son çalışmalara rağmen bu etkisi hala daha kesin olarak kanıtlanamamıştır.

4 – Hamilelikte karnabahar tüketimi:

Hamilelik dönemindeki, içerisindeki folat (B9 vitamini) ile bebeklerin anne karnındaki güvenliğini arttıran ve aynı zamanda fiziksel olarak sağlıklı gelişimleri destekleyen bir yapıya sahiptir. B vitamini açısından da zengin olması nedeniyle doktorlar tarafından özellikle önerilen bu sebzenin en etkili tüketim biçimi haşlanarak tüketilmesidir.

5 – Karnabahar kilo verdirir mi?

Karnabahar kilo vermek için hazırlanan beslenme planlarının mutlaka içermesi gereken besinler arasında yer almaktadır. Karnabaharın içerisindeki lif kilo vermeyi sağlayan en önemli etkenlerden bir tanesidir. Sindirimi ve dolaylı olarak metabolizma hızını arttıran lif ile kişini günlük yaktığı kalori daha fazla olur ve kişi enerjik hisseder. Bu durum spor yapmaya da uygun bir ortam hazırlar. Dolayısıyla kişinin kilo vermesi çok daha kolay bir hal alır.

Özellikle haşlanmış lahana tüketmek hem kalori yakımını arttıracak hem de kişinin uzun süre tok hissetmesini sağlayacaktır.

6 – Karnıbaharın vücuda faydaları: Bağışıklık sistemini ve kemikleri güçlendirir:

Karnabahar tüketmenin sağlığa faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi de bulunmaktadır. Bu bitkisel ürünün içerisindeki yoğun kalsiyum, selenyum ve fosfor bileşenleri kemiklerin güçlendirilmesini sağlar. Selenyum içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra vücudun sıvı dengesini korumasını da destekler. Sodyum içeriği ile de kan bileşenlerinin dengelenmesine yardımcı olur. Haftada 3 ya da 4 kez haşlanmış karnabahar tüketilmesi önerilir.

7 – Kanserine yakalanma olasılığını azaltır:

Karnabaharın düzenli olarak tüketilmesi çeşitli kanser türlerine yakalanma olasılığını önemli ölçüde düşürebilir. Bu tür sebze ve meyveleri düzenli olarak tüketen insanlarda birçok kanser türünün görülme riskinin düşük olduğu yapılan araştırmalar ile görülmüştür.

Karnabaharın özellikle haşlanarak tüketilmesi bu etkisini da etkin bir şekilde gösterecektir.

Karnabaharın engellediği konusunda belirtilere rastlanan kanser türleri şu şekilde sıralanabilir:

– Meme kanseri

– Mesane kanseri

– Yumurtalık kanseri

Karnabaharın içerisinde bulunan karotenoidler, sulforaphane ve indol-3-karbinol gibi birkaç fitokimyasal içeren bileşenler bozulan DNA’ların onarımına ve serbest radikallerin yok edilmesine yardımcı olur.

8 – Detoks etkisi gösterir:

Ayrıca karnabaharın içerisindeki antioksidan ve antiseptik bileşenler detoks etkisi gösterir. Vücudun içerisinde ve cilt üzerinde görülebilecek iltihaplanmalar ve tahrişlerin temel etkeni toksinlerdir. Bu toksinlerin sık sık vücuttan atılması gerekmektedir. Aksi takdirde ciddi hastalıkların görülme riski bir hayli yüksek olur. Bu toksinlerin vücuttan atılması ise detoks etkisi gösteren antioksidan ve antiseptik bileşen açısından zengin besinler sayesinde olur. Karnabahar da bu besinlerden bir tanesidir. Özellikle, karnabahar çiçeğindeki glucosinolates ve thiocyanates maddeleri karaciğerde biriken toksinlerin boşaltım sistemi ile dışarı atılmasına katkı sağlamaktadır. Toksinlerin mutasyonu ile görülen ve kanser oluşumuna yol açabilen toksinlerin düzenli olarak vücuttan atılması için haftalık beslenme planına en az 3 ya da 4 öğün karnabahar eklenmesi gerekmektedir.

9 – Felç ve kalp hastalıklarını önler:

Anti-enflamatuar özellikleri sayesinde karnabahar tüketen kişilerin damarlarının içinde oluşabilecek enflamasyonların riski düşer. Bu durum iltihaplanmanın ve lenf sistemi üzerinde görülebilecek istemsiz bozunmaların önüne geçer. Kılcal damarlar ile lenf ve omurilik üzerinde etki gösteren karnabahar. Kişinin felç geçirme riskini bir hayli düşürür. Gerekli etkenlere karşı vücudun çok daha dayanıklı olması sağlanır.

Damarların içerisindeki yoğunluğun ve çeperlerin daralmasına neden olan maddelerin yok olmasını sağlayan bileşenlere sahip olan karnabaharın kalp hastalığına yakalanmamak için tüketilmesi gerekir. Hatta doktorlar kalp hastalığı geçirmiş olan insanların da haftada en az 3 ya da 4 öğünde lahana tüketmesini önermektedir.

10 – Yaşlanma belirtilerini azaltır:

Karnabahar aynı zamanda yaşlanma belirtilerini de azaltan etkilere sahiptir. İçerisindeki lif deposu cildin sürekli yenilenmesine ve yenilenerek gergin kalmasına yardımcı olur. Tüketilerek de bu etki az da olsa sağlanır. Ancak yaşlanma belirtilerini azaltıcı etkisinin en verimli şekilde elde edilişi doğrudan cilt üzerine uygulanışı ile sağlanır.

Karnabahar haşlandıktan sonra yaprak yaprak ayrılarak ılınması beklenir. Cilde zarar vermeyecek kadar soğuduktan sonra kırışıklık olan ya da olabilecek bölgelere yerleştirilerek 2 saat kadar bu bölge üzerinde bekletilir. Genellikle gece yatmadan önce yüz bölgesine yapılması tercih edilmektedir. Ancak tabii ki kalça, karın ve diğer tüm bölgeler için de kullanılabilir.

11 – Şeker hastaları için sağlıklıdır:

Bu sebze düşük glisemik indeksi ve düşük karbonhidrat içeriği içerdiği ile şeker hastalığı olan insanlar tarafından rahatlıkla yenebilir. Doyurucu ve çeşitli tarifleri ile şeker hastaları için en ideal besin olarak kabul edilebilir.

Devamını Oku

Fesleğen Çayı Neye İyi Gelir: Fesleğen Çayının Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 7 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 244 defa okundu

Fesleğen Çayı Neye İyi Gelir: Fesleğen Çayının Faydaları

fesleğen çayının faydaları

fesleğen çayının faydaları

Fesleğen çayı faydaları:

1. Solunum bozuklukları:

– Fesleğen çayı solunum sağlığının korunmasına yardımcı olur. Nefes almada zorluk çekilmesini engellerken aynı zamanda astım ve bronşit için de önerilir.

– Balgam söktürücü özellikleri de vardır. Solunum yollarının tıkanmasını önleyen eugenol, kamfen ve cineol gibi temel yağları içerir. Doğal anti fungal ve anti inflamatuar özellikleri vardır.

2. Kardiyovasküler hastalıklar:

– Fesleğen çayı kalp hastalıklarının önlenmesinde de son derece etkilidir. Kan damarlarının sağlıklı kalmasına yardımcı olurken aynı zamanda genel sağlık için de faydalı olan magnezyum içerir. Kanın serbest akışını teşvik ederken ateroskleroz riskini azaltır. İçerdiği antioksidanlar ile serbest radikallerin kalbe zarar vermesini engeller.

3. Ateşlenme:

– Fesleğen çayı ateşin hızla düşmesini sağlar. Anti mikrobiyal özellikleri ile sıtma durumunda özellikle önerilir.

4. Stres:

– Yapılan araştırmalara göre fesleğen çayı stres hormonlarını düzenlemeye yardımcı olurken aynı zamanda kişinin rahatlamasını sağlar. Zihnin dinlendirilmesine yardımcı olur. Kaygı ve stresi en aza indirir.

5. Ağız ve diş sağlığı:

– Fesleğen çayı içerdiği enzimler ile ağız ve diş sağlığının korunmasını sağlar. Ağız içerisindeki bakterilerin ölmesine yardımcı olur. Etkili ve doğal anti mikrobiyal özellikleri vardır. Kötü nefes kokusunu engellerken aynı zamanda ağız yaralarını da azaltır.

6. Cilt ve saç sağlığı:

– Fesleğen çayı içerdiği enzimler ve antioksidanlar ile cilt ve saç sağlığı için son derece faydalıdır. Serbest radikallerin ve toksinlerin ciltte arınmasını sağlar. Saç dökülmesini engellerken aynı zamanda saç sağlığının korunmasını sağlar. Cildin da daha pürüzsüz ve canlı kalmasına yardımcı olur. Tüketilebileceği gibi topikal olarak da cilde ya da saçlara uygulanabilir.

7. Böbrek taşları:

– Fesleğen çayının tüketilmesi böbrek taşlarının da azaltılmasına yardımcı olur. Böbrek taşına bağlı olarak ortaya çıkan ağrıların azaltılmasını sağlar. Diüretik ve detoks etkileri de vardır. İdrara çıkma sıklığını artırır. Bu şekilde böbrek taşı oluşmasını engeller. Vücuttaki toksinlerin ve serbest radikallerin dışarı atılmasını kolaylaştırır.

8. Kanseri önlemek:

– Kutsal fesleğen çayı kanseri önlemeye yardımcı olur. Hücre mutasyonunu engeller. Özellikle anti kanserojen ve anti-oksidan özellikleri ile meme kanseri ve prostat kanserinin engellenmesinde etkilidir. Aynı zamanda güneş ışınlarına, radyasyon tedavisi ve diğer radyasyon kaynaklarına karşı hücre ve doku hasarını azaltmaya da yardımcı olabilir.

9. Diyabet:

– Diyabet hastalarına da fesleğen çayı önerilir. Kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olurken aynı zamanda karbonhidrat ve yağ metabolizmasının işleyişini kolaylaştırır. Diyabet riskini azaltmak için de fesleğen çayı düzenli olarak tüketilebilir.

10. Artrit:

– Artrit ağrılı bir eklem hastalığıdır. Eklemlerde oluşan iltihap ağrılara, şişliklere ve hareket zorluğuna neden olur. Tüm bu belirtilerin azaltılması için artrit hastalarına düzenli olarak fesleğen çayı tüketmeleri önerilir.

– Ağrı ve inflamasyonu kısa sürede azaltmaya yardımcı olan anti-oksidanlar içerir.

11. Baş ağrıları:

– Fesleğen çayı baş ağrıları için de önerilen etkili çözümlerden biridir. Migren ağrılarının azaltılmasına yardımcı olur ve atakları seyrekleştirir. Duygusal stresi ve ruhsal sorunları azaltır.

Fesleğen çayı zayıflatırmı?

Fesleğen çayı zayıflamaya yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırır ve yağların daha hızlı yakılmasını sağlar.

Fesleğen çayı içerdiği enzimler ile birçok sağlık sorunu için önerilir. Genel sağlığın korunmasını sağlar. Cilt sağlığından sindirim sağlığına kadar birçok sorun için önerilir. Hastalıkların engellenmesine yardımcı olur ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Bir bardak kaynar suyun içerisine 1 çay kaşığı fesleğen eklenir. Yaklaşık 10 ya da 15 dakika kadar demlenmesi beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Her gün birkaç bardak kadar düzenli olarak tüketilmesi önerilir. Ancak hamile ve emziren kadınların tüketmeden önce doktora danışması önerilir.

Devamını Oku