"Besinler ve Faydaları" Kategorisi

Mısır Neye İyi Gelir: Mısırın Faydaları ve Yararları

Besinler ve Faydaları kategorisine 7 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 213 defa okundu

Mısır Neye İyi Gelir: Mısırın Faydaları ve Yararları

mısırın yararı

mısırın yararı

Mısır sağlıklı ve besleyici gıdalar arasındadır. İçerdiği zengin besin öğeleri ile mutlaka beslenme düzeninde yer alması gereken bir besindir.

Mısır hangi hastalıklara iyi gelir: 

1. Mısırın içinde karbonhidrat var mı?

– Mısır karbonhidratlar açısından son derece zengindir. Bu içeriği ile sağlıklı bir beslenme düzeninde mutlaka olmalıdır. Özellikle haşlama olarak tüketilmesi önerilir. Salatalara eklenerek düzenli olarak tüketilebilir.

2. Mısırın içindekiler: Fitokimyasallar içerir.

– Fitokimyasallar içeren mısır etkili antioksidan özellikler sahiptir. Protokateşuik asit denilen özel bir asit içerir. Zeaksantin ve lutein gibi enzimler de içermektedir.

– Bu içeriği ile kardiyovasküler hastalıkların engellenmesini sağlar. Aynı zamanda kalp ve damar sağlığını korur.

3. Mısırın saça faydaları:

– Mısır içerdiği bileşikler ile saç sağlığının korunmasını sağlar. Mısır yağı saç bakımında kullanılabilir.

– Biraz mısır yağı ısıtılır. Ardından soğuması beklenir ve saç diplerine masaj yaparak uygulanır. Bir süre saçlarda bekletilir. 20 ya da 30 dakika bekletilmesi uygundur. Daha sonra saçlar bitkisel bir şampuan ile yıkanır. Uygulama haftada birkaç kez düzenli olarak yapılabilir.

– Mısır yağı uygulaması saçların daha sağlıklı ve parlak olmasına yardımcı olur.

4. Mısırın cilde faydaları:

– Mısır yağı, E vitamini gibi yağlı asitler içerir. Bu içeriği ile cildin onarılmasını sağlar. Cildi yaşlanma etkilerine karşı koruyan antioksidanlar içerir. Bu içeriği ile hücre hasarını azaltır. Ayrıca K vitamini açısından da zengindir.

5. Kalp ve damar hastalıklarının onarılmasına yardımcı olur.

– Mısır yağı kalp ve damar sağlığı için de son derece faydalıdır. Bu nedenle yemek ve salataların bu yağ ile hazırlanması önerilir. Kalp krizi ve inme riskini düşürür.

6. Mısır kilo aldırırmı?

– Mısır ve mısır yağı kilo almaya yardımcı olur. Sağlıklı bir yağ olduğu için sağlıklı bir şekilde kilo alınmasını sağlar.

7. Sindirim sistemini destekler.

– Mısır ve mısır yağı içerdiği antioksidanlar ve zeaksantin ile sindirim sistemi için de faydalıdır. Kolesterolü dengelemeye yardımcı olurken aynı zamanda kabızlık gibi sorunların azaltılmasını sağlar.

– Ayrıca, mısır; kolon kanseri, hemoroid ve ishal riskini azaltmaya da yardımcı olur. Lif içeriği ile dışkı çıkışını kolaylaştırır. Hazımsızlığı azaltır.

8. Göz sağlığının korunmasını sağlar.

– Göz sağlığının korunması için de düzenli olarak mısır ve mısır yağı tüketilebilir. İçerdiği A vitamini ve betakaroten ile son derece faydalıdır.

9. Kemik sağlığının korunmasını sağlar.

– Kemik sağlığının korunmasını sağlamak için mısır yağı beslenme düzenine eklenmelidir. İçerdiği enzimler ile eklem sağlığının korunmasında da etkilidir. Kemiklerde ve eklemlerde iltihap oluşmasını engeller. Romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıkların riskini azaltır. Ayrıca kemik ve eklem sağlığı için faydalı olan demir, magnezyum, fosfor, çinko içerir.

10. Kansızlık için ne yemeli: Mısır:

– Mısır ve mısır yağı kansızlık ve ateroskleroz gibi hastalıklar için de önerilir. Genel sağlık açısından da faydalı olan antioksidanlar içerir.

11. Enerji seviyelerinin artmasını sağlar.

– Mısır karbonhidrat içerir fakat az miktarda tüketilmesi kilo yapmak yerine kişiye enerji verir. B vitamini içeren mısır, yorgunluk ve halsizlik durumlarında da önerilir.

12. Kötü kolesterolü azaltır.

– Mısır ve mısır yağı kan akışını hızlandırır. Aynı zamanda kolesterol seviyesini dengeler. Ateroskleroz gibi hastalıkları önleyen bioflavonoidler içerir. Lif ve C vitamini açısından da zengindir. Sindirim sisteminin düzgün işlemesini sağlar.

13. Hipertansiyon ve diyabeti önler.

– Mısır içerdiği fitokimyasallar ile kandaki şeker düzeylerinin kontrol altında tutulmasını sağlar. B vitamini ve pantotenik içeriği ile vücuttaki stresi azaltır. Böbreküstü bezlerinin çalışmasını destekler.

14. Dokuların sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

– Mısır ve mısır yağı dokuların sağlıklı kalmasına yardımcı olduğu için vücutta yara olması durumunda da önerilir. Kıkırdak, kas, tendon, bağ ve kemikler olmak üzere doku bağlantısını güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Kemik gelişimini desteklemeye yardımcı olan fosfor, bakır, demir ve magnezyum içerir.

Devamını Oku

Zerdeçal Hangi Hastalığa İyi Gelir: Zerdeçalın Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 856 defa okundu

Zerdeçal Hangi Hastalığa İyi Gelir: Zerdeçalın Faydaları

zerdeçalın faydaları

zerdeçalın faydaları

Zerdeçal neye iyi gelir:

Zerdeçal anti viral, antioksidan, anti bakteriyel, anti fungal, anti mutajenik, anti karsinojenik ve anti inflamatuar özellikler içerir. Cilt ve saç bakımında da kullanılan zerdeçal özellikle kalp ve damar sağlığının korunmasını sağlar. Grip ve soğuk algınlığı durumunda da önerilir. Zerdeçal içerdiği enzimler ile birçok sağlık sorununun tedavisinde önerilir. Faydalı olduğu alanlar şunlardır:

Zerdeçal ne işe yarar: Zerdeçalın yararları

1. Zerdeçalın diyabete etkisi

– Diyabet durumunda zerdeçal önerilen en etkili bitkisel çözümlerden biridir. İçerdiği kurkumin maddesi ile kandaki şeker oranının dengelenmesini sağlar. Özellikle tip 2 diyabetin başlangıcını geciktirmeye yardımcı olur.

2. Zerdeçalın karaciğere faydaları

– Zerdeçal karaciğer hasarının azaltılmasına yardımcı olur. Anti inflamatuar ve antioksidan özellikleri ile siroz gibi hastalıkların riskini azaltır.

3. Zerdeçal alzheimer hastalığı ve demans için etkilidir.

– Zerdeçal içerdiği enzimler ile demans ve alzheimer hastalığı gibi hafıza ile ilgili sorunların azaltılmasına yardımcı olur.

4. Tendinit ve romatoid artrit zerdeçal

– Zerdeçal artrit ve tendinit gibi ağrılı enflamatuar hastalıkların tedavisi için önerilir. İltihabın kısa sürede azaltılmasını sağlar.

5. Kansere karşı zerdeçal

– Kanser riskini düşürmeye yardımcı olan özellikleri vardır. İçerdiği enzimler ile kanser hücrelerin büyümesini durdurur.

6. Zerdeçal beyin hücrelerini yeniliyor.

– Zerdeçal beyin fonksiyonlarının güçlenmesine yardımcı olur. Nöronlar arasındaki bağlantının kurulmasına yardımcı olur. Beyin hormonu ve nöronların düzeyini artırmada yardımcı olabilir. Ayrıca beyinsel hastalıkların riskini de düşürür. Hafızayı geliştirir.

7. Zerdeçal bağışıklık sistemi

– Zerdeçal içerdiği bileşikler ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda anti enflamatuar özellikleri vardır. Sitokinlerin aktivitesini bastırmak suretiyle astım, multipl skleroz, iltihaplı bağırsak hastalıkları, romatoid artrit gibi bazı otoimmün hastalıkların engellenmesini sağlar.

8. Zerdeçal ve kalp sağlığı

– Zerdeçal kalp krizi riskini de azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir ya da çay şeklinde tüketilebilir.

9. Zerdeçal ve kolon kanseri

– Kolon kanseri riskini azaltmak için en etkili çözüm zerdeçaldır. İçerdiği enzimler ve bileşenler ile antioksidan özellikler gösterir. Bağırsaklarda lezyon oluşmasını engeller. Var olan lezyon boyutunu azaltmaya da yardımcı olur.

10. Zerdeçal prostat kanseri

– Zerdeçal prostat kanserini önlemek için de önerilir. İdrar yollarındaki toksinlerin arındırılmasına yardımcı olur. Çay olarak her gün düzenli olarak birkaç bardak kadar tüketilebilir.

Uzmanlar zerdeçalın içerdiği fitobesin kurkumin ile son derece faydalı bir besib olduğunu söylemektedir. Lahana, karnabahar, brüksel lahanası, brokoli ve şalgam gibi besinlerin içerdiği bileşikler ile aynı etkilere sahiptir. Bu içeriği ile birçok sağlık sorunu için önerilir. Özellikle kansere karşı koruyucu özellikleri ile bilinir. Kanser hücrelerinin yayılmasını engellerken aynı zamanda hücre mutasyonunu engeller. Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklar için de önerilir. Kalp ve damar dostu olarak bilinir. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için hastalıklara karşı koruma sağlar. Ayrıca beyin fonksiyonlarını geliştirir. Özellikle hafıza sorunlarının azaltılmasını sağlar. Hafızayı geliştirir. Zerdeçal solunum yolları sorunları için de önerilir.

Zerdeçal farklı şekillerde kullanılabilir. Yemek ve salatalara ya da çorbalara eklenerek tüketilmesi önerilir. Ayrıca çay şeklinde de tüketilebilir. Bir bardak kaynar suyun içerisine bir çay kaşığı zerdeçal eklenir. Demlenmesi için 10 ya da 15 dakika kadar beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Günde 2 ya da 3 kez düzenli olarak tüketilebilir. Solunum yolları hastalıkları ve özellikle öksürük için; biraz zerdeçal ile balın bir bardak ılık suyun içerisine eklenerek tüketilmesi önerilir. Boğazın yumuşamasına yardımcı olurken aynı zamanda boğaz ağrısını da hafifletir. Zerdeçal beslenme düzenine olması önerilen en sağlıklı besinlerden biridir.

Devamını Oku

Diyabet Hastalarına Öneriler: Şeker Hastaları İçin İçecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 3.496 defa okundu

Diyabet Hastalarına Öneriler: Şeker Hastaları İçin İçecekler

şeker hastaları için içecekler

şeker hastaları için içecekler

Diyabet hastalarında beslenme:

“Diyabet mellitus” olarak da bilinen diyabet hastalığı dünya genelinde çok sık rastlanan bir sağlık sorunudur. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, böbreklerin şeker dengesini sağlayamaması demektir. Diyabet hastalığı “tip-1 diyabet” ve “tip-2 diyabet” olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki diyabet türünde de vücudun şeker kullanamaması esastır. Ancak bu şekerin kullanılamamasının temelindeki neden diyabeti ikiye ayırır:

Tip-1 diyabet; Çok sık rastlanmayan bu diyabet tipi temelinde diğer diyabet türü ile aynı şekilde şekerin vücut tarafından kullanılamaması olarak nitelendirilir. Ancak şekerin kullanılamama nedeni daha farklıdır. Şeker tüm vücut fonksiyonlarının devam etmesi için gerekli olan, yakılarak enerjisi ile hayati faaliyetlerin devam ettiği temel yapı taşıdır. Bu şekerin vücuttaki kullanım şekline glikoz denir. Glikozun yakılarak vücut için kullanılması gerekir. Glikozun yakımı ise pankreasta üretilen insülin hormonu ile sağlanır. Ancak diyabet hastaları şekeri verimli şekilde yakamaz. Bunun nedeni de insülindir. Tip-1 diyabet hastalarının pankreasındaki insülin üretiminden sorumlu beta hücreler zarar gördüğü için insülin üretilemez. Bu durumda kişi şekeri yakamaz ve beyin dahil tüm organlar verimli çalışmak için yeterli enerjiyi bulamazlar. Tip-2 diyabette ise insülin üretiminde sorun yoktur, ancak üretilen insülin besinler ile alınan glikozu yakamaz.

Dünya genelinde rastlanan diyabet vakalarının yaklaşık %90 kadarı tip-2 diyabetidir. Genel olarak insülin üretmeyen insan sayısı çok azdır. İnsülin genel olarak üretilir ama üretilen insülinin kullanılamaması çok daha yaygın bir durumdur.

Şeker hastalığına iyi gelen içecekler:

Tip-2 diyabet türüne sahip kişilerin yapabileceği en iyi hareket sağlıklı yiyeceklerin tüketilmesidir. Bu diyabet tipinin özellikle kalori ve karbonhidrattan uzak durması gerekmektedir. İki temel yapı taşı kişinin şeker alımını arttırdığı anlamına gelir. Şeker alımının artması da diyabet hastaları için tam bir felakettir. Şeker tüketimi mümkün oldukça azaltılmalıdır. Diyabet hastaları için üretimi gerçekleştirilen özel tatlandırıcılar ile yemeklere lezzet katılabilir. Tabii ki gerçek şekerle bir olmasa da en azından tüketilecek besinin tadının yavan olmasını engeller. Böbreklerin insülin üretilmemesi durumunda şekeri süzgecinden geçirmesi son derece yorulmasına neden olur. Dolayısıyla şeker yerine tatlandırıcı tüketilerek sindirim kolaylaştırılır.

Tabii ki şeker tüketimi tamamen sıfıra indirilmemelidir. Örneğin bir bardak az yağlı süt içerisine 1 çay kaşığı şeker eklenerek tüketilebilir. Ancak 1 çay kaşığı şekerin 5 mg karbonhidratla eşdeğer olduğu bilinmelidir. Ne kadar çok karbonhidrat alınırsa böbrekler o kadar zorlanır ve kişinin diyabetik sorunlar baş gösterir.

Şeker hastalarının tüketmesi faydalı olan bazı içecekler vardır. Bu içecekler kişinin kanındaki şeker oranını şekeri içinde çözerek azaltacağından diyabet hastalarının tüketmesi son derece faydalıdır.

Şeker hastaları ne içebilir:

Diyabet hastalarının tüketmesi faydalı olan içecekler şu şekilde sıralanabilir:

– Kahve

– Çay

– Süt

– Su

– Elma suyu

– Greyfurt suyu

– Labak suyu

– Havuç suyu

– Salatalık suyu

1 – Şeker hastaları kahve içermi?

Tüm diyabet hastalarının bilmesi gereken bir püf nokta, kahvenin son derece faydalı bir içecek olduğudur. Özellikle tip-2 diyabet hastalarının mutlaka her gün kahve içmesi gerekmektedir.

Ancak kahvenin hazırlanışına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Tabii ki şekersiz kahve sağlığa zararlıdır ve kan basıncını arttırarak kişide çarpıntı olmasına neden olabilir. Ancak diyabet hastalarının de şeker tüketmemesi gerekmektedir. Bu durumda en ideal çözüm kahve çok az miktarda şeker koymak ve sonrasında kahve hazırlandıktan sonra fincana tatlandırıcı atmak gerekmektedir. Kahve asla krema ve benzeri şeker açısından zengin bileşenler ile hazırlanmamalı ve karıştırılmamalıdır. Alternatif tatlar için kahvenin içerisine Hindistan cevizi, vanilya ve benzeri aromalar da 2 – 3 damla damlatılarak eklenebilir.

Uzmanlar, kahvenin içerisindeki minimum kalori ve sıfıra yakın karbonhidrat miktarı ile diyabet hastalarının ideal içeceği olduğunu söylemektedir.

2 – Şeker hastaları çay içebilirmi:

Şekersiz çay içimi son derece sağlıklıdır. Çay kahveye göre daha çok antioksidan içerir. Bu durum da kardiyovasküler hastalıklara neden olabilecek serbest radikal moleküllerin yok edilmesi için idealdir. Yeşil çay ve kahve özellikle tip-2 diyabete karşı koruyucu bir güç sağlayabilir. Yeşil çayın EGCG ve armonik insülin eylemlerini arttırmasının yanı sıra, kan şekeri düzeyleri dengeleyen “Theaflavin” içerir. Günlük olarak 5 – 6 bardak yeşil çay içen kişilerde tip-2 diyabet hastalığının görülmesi son derece düşük bir ihtimaldir.

Japonya’da bir araştırma şirketi yaklaşık 17.000 kişi içeren etkili bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, günlük 2-3 bardak kahve ya da 5-6 bardak yeşil çay içen erkeklerin içmeyenlere oranla %33’e varan oranlarda daha fazla yaşadığı görülmüştür. Aynı zamanda bu tüketimin %45 oranla diyabet hastalığından koruduğu da bir gerçektir.

Ancak, yeşil çayda da kan şekeri seviyesini artırma olanağı olan kafein vardır. Bu nedenle, tip-2 diyabetle mücadele etmek adına günde 5 – 6 bardak yeşil çay içmeden önce mutlaka doktora başvurulması gerekir. Diyabet hastalarına da hatırlatılmalı ve bu etkisine dikkat edilmelidir.

Yeşil çayın içerisindeki antioksidan bileşenler aynı zamanda vücutta biriken toksinlerin atılmasında detoks etkisi yaratır.

3 – Şeker hastalarına öneriler: Şeker hastaları süt içebilir mi?

Sütte bulunan karbonhidrat ve kalori miktarı azımsanacak seviyededir. Ancak bu seviyelerin yanı sıra süt gerçekten birçok besin maddesini içerisinde barındırır. Az yağlı sütler haftalık beslenme programına dahil edildiğinde aynı zamanda D vitamini ve kalsiyum açısından da eksikliklerin giderilmesini sağlar.

Özellikle tip-2 diyabet hastaları vitamin eksiklikler giderildikçe ve tedavide ilerlendikçe tamamen yağsız süt tüketmeye başlamalıdır. Bu şekilde hem kalori hem de karbonhidratın vücuda alındığı miktarlara azaltarak kişinin kendini sağlıklı ve din. Hissetmesini sağlar.

Genellikle diyabet hastalığına yakalanan insanlar süt içmek istemez. Sütün içerisindeki süt yağı ve laktik asidin diyabet için zararlı olmadığı bilinmelidir. Diyabet hastaları gönül rahatlığıyla süt içebilir. Ancak tabii ki süte şeker katmadan ve mümkünse az yağlı sütten tercih edilmesi son derece önemlidir.

4 – Su:

Su, vücuttaki tüm yapım, onarım ve yıkım işlerinin temel malzemesi olarak yer alır. Bu yüzden su içmeden yaşamak mümkün değildir. Kişinin damarlarının tıkanmasını engelleyen, dokular zedelendiğinde onların iyileşmesini sağlayan ve bunun yanı sıra hastalıklara karşı vücut direncini arttıran en önemli içecektir su.

Su içerek sindirim ve boşaltım sistemini temizlemek de mümkündür. Ancak bunun için bol su içilmelidir. Dünya genelinde yapılan araştırmalarda yetişkinlerin (20-40 yaş arası) günde az 8, en fazla ise 12 su bardağı su içmesi gerekmektedir. 3 litreden fazla içmek de su zehirlenmesine yol açabilir ve midedeki zehirlenme diğer zehirlenmelerin en berbat olanıdır.

Vücudun ¾’ü su ile kaplı olduğuna göre her gün mutlaka vücuda su takviyesi yapmak gerekmektedir.

Devamını Oku

Şeker Hastaları Ne Yemeli: Şeker Hastalarına Faydalı Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 2.091 defa okundu

Şeker Hastaları Ne Yemeli: Şeker Hastalarına Faydalı Yiyecekler

şeker hastalarına faydalı yiyecekler

şeker hastalarına faydalı yiyecekler

Şeker hastalığı için ne iyi gelir?

Şeker hastalığında beslenme düzeninde çok dikkat edilmelidir. Şeker seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olan meyveler ve sebzeler tüketilmelidir. Şeker hastalığına iyi gelen içecekler de mutlaka beslenme düzeninde olmalıdır.

Şeker hastaları için faydalı olan içecekler: Diyabete iyi gelen içecekler

1 – Diyabete iyi gelen meyve suları: Elma suyu:

Elma, çekirdeği ve kabuğu yüksek oranda detoks bileşen içeren son derece faydalı meyvelerden bir tanesidir. Ayrıca kan damarlarındaki toksinleri yok ederek var olan yetersiz insülinin yaklaşık % 35 oranında artmasına yardımcı olur.

 Ayrıca, elma beyin hücrelerinin (nöronların) da daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Bu da kişinin organları ile beyni arasındaki bağı kuvvetlendirerek vücudun daha verimli çalışmasını sağlar.

İçerisindeki zengin B1 vitamini sayesinde diyabetli hastaların mutlaka tüketmesi gereken bir besin haline gelir. B1 vitamininin kan şekeri düzenleyici etkisi ile var olan glikoz seviyesi dengelenir. Diyabet hastalarının ihtiyacı da tam olarak budur. Bu yüzden elma içeren gıdaların, elmanın doğrudan kendisinin ya da elma suyunun tüketilmesi gerekmektedir. Günümüzde artan organik meyve suyu satışı ile elma suyuna ulaşmak da son derece kolaydır. Hazır olarak bulunamazsa da elma alınarak bir mutfak robotu ile suyu elde edilebilir.

Elma, tüm sağlıklı içereni ile doğal bir ilaçtır. İnsanların zorda kalmadığı sürece ilaç kullanmaması gerekmektedir. İlaçlardaki kimyasal içerenler kişi üzerinde yan etkiler gösterebilir ya da sistemsel olarak organlarının ya da dokularının bazılarının çalışma verimini düşürebilir. Bu yüzden özellikle belirtilerinin hafiflemesi için şeker hastalığı olanların, mide hastalıkları olanların ve özellikle sindirim sorunları olanların mutlaka elma tüketmesi gerekmektedir.

2 – Diyabet için meyve suyu: Greyfurt suyu:

Glikoz seviyesini azaltma yeteneğine sahip olan bir diğer besin de greyfurttur. Greyfurttaki bu bileşenler diyabetik hastalar son derece idealdir. Bu yüzden diyabetik hastalar tarafından greyfurt tüketilmesi doktorlar tarafından da önerilmektedir. Dolayısıyla diyabet hastası olan kişilerin düzenli olarak greyfurt yeme ya da greyfurt suyu içme alışkanlığını elde etmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra kilo vermek için de ideal bir besin olan greyfurt şifalı etkileri ile de beslenme planına mutlaka eklenmesi gereken bir besindir.

Son zamanlarda açılan küçük stantlar ile halka açık yerlerde çeşitli meyvelerin sularının satışı vardır. Bu stantların en çok tercih ettiği meyvelerden bir tanesi de greyfurttur. Kan yapıcığı özelliği de olan bu meyveden mevsimindeyken hafta 3 – 4 kez tüketilmesi gerekmektedir.

3 – Şeker hastalarının içebileceği içecekler Kabak suyu:

Suyu ile beraber kendisinin tüketimi de önemli olan bu sebze, içerisindeki bileşenler sayesinde kişinin daha fazla işlevsel insülin üretmesini sağlar. Bu sayede de şeker hastalığı olan kişiler için ideal bir besindir. Bununla beraber ”acı kavun” olarak da bilinen kabak türü insülin hormon düzeylerini arttırarak kandaki glikoz oranını düşürücü etki gösterir. Doğal bir kan şekeri düşürücü olan kabak suyu sık sık tüketilmelidir. Kabağın kendisi bile çoğu kişi açısından sevilmese de şifalı etkileri için suyunun içilmesi gerekmektedir. Birçok araştırma ile acı kavunun insülin salgılayıcı etkisi kanıtlanmıştır. Bu durumda kabak suyu tüketimi ile vücudun insülin üretmesi sağlanır. Glikozun alımından sorumlu olan değil yakılmasından sorumlu olan hücrelerin verimli çalışmasına katkı sağlar.

4 – Diyabete iyi gelen sebzeler: Havuç suyu:

Havuç suyu birçok hastalığa iyi gelen ve neredeyse her evde bulunan bir malzemedir. Özellikle içerisindeki çeşitli enzimler ve zengin A vitamini içeriği sayesinde kandaki şekerin dengelenmesini sağlayarak kişinin sindiriminin düzelmesine katkıda bulunulur.

Havuç, genellikle birçok et yemeğinde, sulu yemekte ve hatta salata da bile havuç kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra çiğ olarak da tüketilebilen havuç suyunun sindirim üzerindeki etkileri metabolizma hızının artmasını sağlar. Artan metabolizma hızı ile beraber vücudun hastalıklara karşı dayanıklılığı da artar.

Sırf bu etkisi için bile her hafta 2 ya da 3 kez havuç yemek gerekmektedir. Tercihen çiğ ya da haşlanarak tüketilmesi önerilir.

Göz sağlığı için de etkili olan havucun hazır meyve suyu hali de bulunabilir ancak hazır satılan meyve suları güvenilmez olacağı için doğrudan havuç alarak bir mutfak robotu yardımı ile havuç suyu elde edilene kadar karıştırılır. Ardından elde edilen havuç suyu doğrudan tüketilebilir.

5 – Şeker hastalığı için salatalık suyu:

Son ama çok önemli bir içecek ise salatalık suyudur. Özellikle kandaki şeker oranının desteklenmesi açısından içerisindeki bileşenler ile oldukça etkilidir. Salatalık suyunun turşuluk salata olmadığına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde yoğun tuz oranı ile diyabet hastalarının asla tüketilememesi gereken bir şeye dönüşebilir.

Salatalığın içinde bulunan ve şeker hastalarına iyi gelen besin maddeleri şu şekilde sıralanabilir:
– Kalsiyum

– Fosfor

– Demir

– Potasyum tuzları

– Mukus

– Amino asitler

– Aromatik maddeler

– A vitamini

– B 2 vitamini

– C vitamini

Serin ve sulu olan salatalık lezzet açısından da oldukça iyidir. En çok salata yapımında kullanılan salatalığın içerisindeki bileşenler aynı zamandaki kişinin yorgunluğunu alarak rahatlamasını sağlar. Bu yatıştırıcı etkisi ile genel olarak göz altı torbalarına etki eder. Bazen ise sadece mutluyken zevkini çıkarmak için de salatalık kabuğu soyularak tüketilebilir.

Şeker hastalarına zararlı içecekler:

Şeker hastalarının tüketmemesi gerektiği besinler genel olarak hormonal etkileri olan, malt içeren alkollü ve asidik içeceklerdir. Bu özelliklere uyan besinlerin asla tüketilmemesi gerekmektedir. Aksi takdirde çok ciddi sağlık sorunları yaşanabilir.

Şeker hastası olan kişilerin asla içmemesi gereken ve şeker hastalarına yasak içecekler şu şekilde sıralanabilir:

– Alkol

– Soda

– Enerji içecekleri

– Alkolsüz malt içecekleri

1 – Alkol:

Tip-2 diyabet sahibi kişilerin tüketmemesi gereken içeceklerin başında alkol gelmektedir. Alkol içerisindeki malt özü ve diğer bileşenler kandaki şeker oranının aniden artmasını sağlayacağından alkolden mutlaka uzak durulmalıdır. Tabii ki alkolün de az kullanımında ciddi etkiler görülmez ancak çok fazla tüketilmemesi gerekir. Aşırı alkol tüketimi diyabetin belirtilerinin şiddetli bir şekilde nüks etmesine neden olmaktadır.

Bunun yanı sıra alkolün içerisindeki iyonlar ise kanın plaklarla dolmasına ve karaciğerin bunu temizlemekte güçlük çekmesine nedenolur uğraşmasına

2 – Soda:

Dünyanın en gereksiz ve insan sağlığına zararlı içeceklerinden bir tanesi sodadır. Özellikle Türkiye’de satışı çok yaygın olan soda asidikliği ve beraberinde belli içerdiği çeşitli bileşenler ile kanın daha yoğun olmasına şeker yoğunluğunun artmasına neden olur. Bu da diyanet hastaları için tamamen belirtilerin tavan yapacağı tehlikeli bir durumdur.

Diyabet çok eski zamanlardan bu yana var olan ve çeşitli yöntemler ile iyileştirilme ihtimali olan bir hastalıktır. Yukarıda yazan faydalı içecekler ile hastalığın birçok belirtisi hafifletilebilir.  Ancak aynı zamanda çok ciddi bir hastalık olduğu için mutlaka doktora da başvurulması gerekmektedir. Aksi takdirde çok daha ciddi durumlar söz konusu olabilir ve kalıcı hasarlar kalacak kadar ciddi krizler yaşanabilir. Doktora başvurarak kesin teşhis yapıldıktan sonra ona göre hareket etmek gerekmektedir.

Devamını Oku

Güçlü Kemikler İçin Ne Yapmalı: Kemik Sağlığını Korumanın Yolları

Besinler ve Faydaları kategorisine 19 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 153 defa okundu

Güçlü Kemikler İçin Ne Yapmalı: Kemik Sağlığını Korumanın Yolları

kemik sağlığını korumanın yolları

kemik sağlığını korumanın yolları

Kemik sağlığının korunması için beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Özellikle D vitamini ve kalsiyum içeren besinlerin tüketilmesi önerilir.

Güçlü kemikler için ne yemeli: Kemik sağlığı için gerekli besinler

1.) Kemik sağlığına iyi gelen besinler: Süt

– Süt içerdiği kalsiyum ile kemik sağlığı için son derece etkili bir besindir. Kemiklerin daha güçlü ve sağlıklı kalmasını sağlar. Kalsiyumun yanı sıra potasyum, fosfor, magnezyum, riboflavin açısından zengindir. Ayrıca A vitamini, D vitamini ve B 12 vitamini de içerir.

– Her gün düzenli olarak 1 ya da 2 bardak süt tüketilebilir.

2.) Kemik sağlığı için gerekli besinler: Yoğurt

– Yoğurt da kemik sağlığının korunması için önerilen besinlerden biridir. Kalsiyum içeriğinin yanı sıra süt ile benzer şekilde fosfor, riboflavin, potasyum, A vitamini, B vitamini, B 12 vitamini, magnezyum ve protein içerir.

– Her gün düzenli olarak yoğurt tüketilebilir. Birkaç kase kadar yeterli olacaktır. Ayrıca sade yoğurt tüketilmesi önerilir.

3.) Kemik sağlığı için faydalı besinler: Somon balığı

– Somon balığı yağlı bir balıktır. Ancak faydalı ve sağlıklı yağlar içerir. Aynı zamanda omega 3 yağ asitleri ve D vitamini ile kalsiyum açısından da zengindir. Kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur.

– Kemik sağlığının korunması için haftada birkaç porsiyon somon balığı tüketilmesi önerilir. Somon balığının yanı sıra uskumru, sardalye, ton balığı ve ringa balığı gibi yağlı balıklar da beslenme düzenine eklenebilir.

4.) Kemiklere iyi gelen yiyecekler Peynir

– Kemik sağlığı için süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi önerilir. Süt ve yoğurdun yanı sıra peynir de düzenli olarak tüketilmesi önerilen besinler arasındadır.

– Peynir de diğer süt ürünleri gibi riboflavin, potasyum, fosfor, D vitamini, A vitamini, B 12 vitamini, magnezyum ve protein içerir. Bu içeriği ile vücutta kalsiyum emiliminin düzene girmesini sağlar.

– Peynir her gün kahvaltıda düzenli olarak tüketilmesi önerilen bir besindir.

5.) Kemiklere iyi gelen bitkiler: Susam tohumları

– Susam tohumları sağlıklı bir kemik yapısı elde etmek için oldukça etkili besin öğelerine sahiptir. Özellikle magnezyum, D vitamini ve K vitamini, kalsiyum ve fosfor içerir. Bu içeriği ile kemiklerin kırılma ihtimalini azaltır. Kemik ve eklem sağlığının da korunmasını sağlar.

– Bir bardak kaynar suyun içerisine biraz susam tohumu eklenir. Bir süre demlenmesi beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

6.) Kemiklere faydalı besinler Karalahana

– Karalahana da magnezyum, kalsiyum gibi önemli besin öğelerini içerir. Aynı zamanda omega 3 yağ asitleri ve K vitamini açısından da zengindir. Anti diyabetik, anti bakteriyel ve anti tümör özellikleri de içerir. Her hafta birkaç kez düzenli olarak karalahana tüketilmesi önerilir.

7.) Kemiklere faydalı gıdalar: Ispanak

– Ispanak, kemik sağlığının korunması için etkili olan enzimler içerir. Aynı zamanda eklem sağlığının korunması için de önerilir.

– Ispanağın yanı sıra marul, brokoli ve lahana ile brüksel lahanası da tüketilebilir.

8.) Kemikleri kuvvetlendirici besinler: Tofu

– Tofu ve soya ürünleri süt ürünleri ile hemen hemen aynı içeriğe sahiptir. Bu nedenle kemik sağlığı için önerilen etkili besinler arasındadır.

– Soya ürünleri düzenli olarak tüketilebilir.

9.) Kemikleri güçlendiren besinler: Fasulye

– Beyaz fasulye genel sağlık için son derece faydalı bir besindir. Kemik ve eklem sağlığının korunmasını sağlar. Aynı zamanda içerdiği lif ve proteinler ile sindirim sisteminin gelişmesine yardımcı olur.

– Beyaz fasulye fosfor, magnezyum ve potasyum gibi etkili besin öğelerini içerir. Bu içeriği ile kemik kırılması ve kemik erimesi için önerilir.

10.) Kemikleri geliştiren besinler Sardalye

– Sardalye kalsiyum, omega 3 yağ asitleri, fosfor ve D vitamini ile B 12 vitamini içerir. Kemik sağlığının korunmasını sağlarken kalp ve damar sağlığını da olumlu etkiler.

Kolesterol seviyelerinin azaltılması için tüm bu önerilere uyulması tavsiye edilir.

Devamını Oku

Kolesterol Nasıl Azaltılır: Kolesterolü Azaltan Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 304 defa okundu

Kolesterol Nasıl Azaltılır: Kolesterolü Azaltan Yiyecekler

kolesterolü azaltan yiyecekler

kolesterolü azaltan yiyecekler

Kolesterolü düşüren yiyecekler listesi:

1.) Kolesterol nasıl düşürülür: Kuruyemişler

– Kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınması için sağlıklı kuruyemişlerin tüketilmesi önerilir. Özellikle fındık tüketilebilir. Fındık; tekli doymamış yağlar, vitaminler, proteinler ve lif içerir. İçerdiği enzimler ile kolesterol seviyelerinin azalmasını sağlar.

– Fındığı yanı sıra her gün bir avuç badem ya da ceviz de tüketilebilir.

2.) Kolesterolü düşüren besinler: Yulaf

– Yulaf da kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınmasını sağlar. Damar tıkanıklığı oluşmasını engeller. Her sabah kahvaltıda tüketilebilir.

3.) Kolesterol düşüren yiyecekler: Soğan

– Soğan da önerilen besinlerden biridir.

– Biraz soğan suyu ile bir çay kaşığı bal karıştırılır. Bu karışım her gün düzenli olarak tüketilebilir.

4.) Kolesterol düşüren içecekler: Portakal suyu

– Portakal suyu C vitamini, folat ve flavonoidler açısından zengin bir kaynaktır. Bu içeriği ile kandaki kolesterol düzeylerinin azaltılmasını sağlar. Her gün 3 bardak kadar portakal suyu tüketilebilir.

5.) Kolesterol düşüren bitkiler: Kişniş tohumları

– Kolesterol düzeylerinin azaltılması için kişniş tohumları da tüketilebilir. Trigliserid düzeylerini düşürmektedir. Kişniş tohumları aynı zamanda hipoglisemik etkisi yüksek konsantrasyonlar içerir. Diyabet hastalarına da önerilmektedir.

– Bir bardak suyun içerisine 2 çay kaşığı kişniş tohumu eklenir. Karıştırılır ve günde iki kez tüketilebilir. Su yerine bir bardak sütün içerisine eklenerek de tüketilebilir.

6.) Kolesterolü azaltmanın yolları: Elma sirkesi

– Elma sirkesi de trigliserit seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Kolesterol seviyesini düşürmede son derece etkilidir.

– Bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı elma sirkesi eklenir. Bu karışımın bir ay boyunca günde 2 ya da 3 kez tüketilmesi önerilir.

– Elma sirkesi, portakal suyu gibi meyve sularına eklenerek de tüketilebilir.

7.) Balık yağı

– Balık yağı da kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Balık yağı alımının yanı sıra bazı balıklar da tüketilebilir. Özellikle uskumru, somon, alabalık, ringa balığı, sardalye ve lüfer tüketilmesi önerilir.

– Omega 3 yağ asitleri açısından zengin olan bu balıkların yanı sıra yine aynı besin öğesini içeren keten tohumu da tüketilebilir.

8.) Kolesterolü azaltan yiyecekler: Bal

– Bal, kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Damar sağlığının korunmasını sağlar ve genel sağlık açısından da son derece faydalıdır.

– Bir bardak ılık suyun içerisine 1 çay kaşığı bal eklenir. Karıştırılır ve her gün düzenli olarak 1 ya da 2 bardak tüketilir.

– Bal ile elma sirkesi karışımı da düzenli olarak tüketilebilir.

9.) Soya fasulyesi

– Soya fasulyesi; fosfor, protein, magnezyum, kalsiyum, B vitamini, demir ve kompleks vitaminleri içerir. Kalsiyum konsantrasyonu dengeler.

– Soya fasulyesi ve diğer soya ürünleri beslenme düzenine eklenmelidir.

10.) Hint bektaşi üzümü

– Hint Bektaşi üzümü diğer adıyla amla kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. C vitamini açısından da son derece zengindir. Bağışıklık sisteminin gelişmesine yardımcı olur.

– Bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı hint bektaşi üzümü tozu eklenir. Karıştırılır ve düzenli olarak her gün tüketilir. Her sabah düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

11.) Kolesterole sarımsak kürü

– Sarımsak da kolesterol için önerilen besinler arasındadır. Antibiyotik özelliklerinin yanı sıra kolesterol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca damar ve kalp sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün 2 ila 4 diş sarımsak tüketilebilir. Alternatif olarak bir bardak ılık suyun içerisine biraz sarımsak ezmesi eklenerek tüketilmesi önerilir.

12.) Kahverengi pirinç

– Kahverengi pirinç de kolesterol düzeylerinin azalmasını sağlar. Bu nedenle beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Kahverengi pirinç; mineraller, lif ve vitaminler açısından da son derece zengindir.

13.) Kolesterole iyi gelen içecekler: Zerdeçal

– Zerdeçal iyileştirici özellikleri ile bilinir. Birçok hastalığın tedavisi için önerilir. Kandaki kolesterol seviyelerini düşürürken aynı zamanda damar sağlığının da korunmasını sağlar.

– Bir bardak kaynar suyun içerisine biraz zerdeçal eklenir. Yaklaşık 10 ya da 15 dakika kadar demlenmesi beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Her gün birkaç bardak kadar tüketilebilir.

14.) Patlıcan

– Patlıcan lif, B 6 vitamini ve B 1 vitamini ile potasyum, manganez, niasin, folat ve bakır içerir. Bu içeriği ile kandaki kolesterol düzeylerini dengelemeye yardımcı olur.

– Patlıcan yemek olarak ya da haşlanarak salatalara eklenerek tüketilebilir.

15.) Hindistan cevizi yağı

– Kolesterolü azaltmak için hindistan cevizi yağı da kullanılabilir. Bu yağ kötü kolesterolü düşürürken iyi kolesterolün artmasını sağlar.

– Her gün 1 ya da 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı salata ve yemeklere eklenerek tüketilebilir.

16.) Çemen otu tohumları

– Çemen otu tohumları içerdiği enzimler ile kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Çemen otu tohumları kalsiyum, selenyum, potasyum, demir, manganez ve çinko gibi mineraller açısından zengindir. Bu içeriğinin yanı sıra B vitamini, A vitamini ve C vitamini içerir.

– Bir bardak suyun içerisine biraz çemen otu tohumu eklenerek tüketilebilir.

17.) Fasulye

– Fasulye eriyen lifler içerir. Bu içeriği ile kolesterol düşürücü özellikler gösterir. Kötü kolesterolü düşürür.

– Fasulye düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besindir.

18.) Avokado

– Avokado yararlı yağ asitleri içerir. Bu içeriği ile kilo kontrolüne yardımcı olurken aynı zamanda damar sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün düzenli olarak avokado suyu ya da avokado tüketilebilir.

19.) Zeytinyağı

– Zeytinyağı en sağlıklı yağlardan biridir. Bu nedenle yemek ve salatalara eklenerek tüketilmesi önerilir. Kanda kolesterol birikmesini engellemeye yardımcı olur.

20.) Elma

– Elma pektin bakımından zengindir ve kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda ciğer sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün düzenli olarak elma tüketilebilir.

21.) Kereviz

– Kereviz de kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda kalp ve damar hastalığı riskini azaltır.

– Her hafta düzenli olarak kereviz tüketilebilir.

22.) Hardal

– Hardal yeşilleri, anti-kışkırtıcı özelliklere sahiptir ve kanda kolesterol seviyelerini azaltmaya yardımcı olur. Sülforafan, kalsiyum, lif ve C vitamini açısından son derece zengindir. Düzenli olarak tüketilebilir.

23.) Brokoli

– Kolesterol düzeylerinin azaltılması için düzenli olarak brokoli tüketilebilir. Brokoli içerdiği enzimler ve lifler ile son derece faydalı bir besindir. Aynı zamanda potasyum, kalsiyum, lif, C vitamini ve magnezyum içerir. Sindirim sisteminin güçlü kalmasına yardımcı olur.

– Yemek olarak ya da salatalara eklenerek tüketilebilir.

24.) Kırmızı şarap

– Kırmızı şarap da kolesterol düzeylerini azaltmaya yardımcı olan bileşenler içerir. Bu nedenle önerilir.

25.) Tahıllar

– Kanda kolesterol ve trigliserid düzeylerinin düşürülmesi için tahıl tüketilmesi önerilir. Özellikle sabahları tüketilmelidir.

26.) Domates

– Domates likopen açısından son derece zengindir. Bu içeriği ile genel sağlık için faydalı olduğu kadar kolesterol seviyelerinin dengelenmesi için de etkilidir. Her gün düzenli olarak mutlaka tüketilmelidir.

Devamını Oku

Kabızlığa Ne İyi Gelir: Kabızlık İçin Doğal Çözümler

Besinler ve Faydaları kategorisine 7 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 318 defa okundu

Kabızlığa Ne İyi Gelir: Kabızlık İçin Doğal Çözümler

kabızlık için doğal çözümler

kabızlık için doğal çözümler

Kabızlık sindirim sorunları nedeni ile oluşur. Beslenme düzeni nedeni ile oluşan kabızlıklar için doğal ve bitkisel çözümler kullanılabilir. Ancak uzun süre ve sık sık tekrar eden kabızlık durumlarında mutlaka bir doktora gidilmelidir.

Kabızlık nasıl geçer: Kabızlığa doğal yöntemler

1.) Kabızlık için lifli yiyecekler

– Lifli besinlerin mutlaka beslenme düzenine eklenmesi önerilir. Lif içeren meyve ve sebzelerin tüketilmesi sindirim sisteminin düzene girmesine yardımcı olur.

– Özellikle avokado, bezelye, mercimek, brokoli, lahana, bezelye ve yeşil sebzeler, kepekli besinler, yulaf, yulaf ezmesi, kahverengi pirinç, keten tohumu, fasulye, barbunya, kuru fasulye, ahududu, böğürtlen, çilek, portakal, lahana ve karnabahar tüketilebilir.

2.) Kabızlıkta su içmek

– Su ve sıvı alımının artırılması önerilir. Kabızlık durumunda sıvı alımı dışkının yumuşamasına yardımcı olur.

– Her gün düzenli olarak 3 litreye yakın su içilmelidir. Sebze ve meyve suları da beslenme düzenine eklenebilir.

3.) Kabızlığa iyi gelen besinler: Kuru erik

– Kuru erik kabızlık belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur. Dışkıyı yumuşatır.

– Her gün bir avuç uru erik düzenli olarak tüketilebilir.

4.) Kabızlığa muz iyi gelirmi?

– Muz içerdiği potasyum ile genel sağlık için son derece faydalı bir besindir. Aynı zamanda bağırsakların yumuşamasına yardımcı olur. Bu nedenle kabızlık ve hazımsızlık tedavisi için de önerilir.

– Her gün birkaç adet küçük muz tüketilebilir.

5.) Kabızlık yapan besinler

– Kabızlık ve hazımsızlık belirtilerinin azaltılması için bazı besinlerin tüketilmemesi önerilir. Kurabiye ve peynir ile beyaz ekmek, beyaz pirinç ve sert haşlanmış yumurta kesinlikle tüketilmemelidir.

– Ayrıca cips ve gofret, yağ oranı yüksek besinler, çerezler, olgunlaşmamış muz, patates, soğan halkaları ve çörek tüketilmemelidir.

6.) Kafein içeren besinler

– Kafein içeren besinlerin tüketilmesi de kabızlık sorununu şiddetlendirebilir. Bu nedenle kahve ve çay tüketimi sınırlandırılmalıdır.

7.) Alkol

– Alkolden uzak durulmalıdır. Alkol tüketilmesi kabızlık riskini artırır.

8.) Kabızlığı önlemek için düzenli egzersiz

– Kabızlık durumunda düzenli olarak egzersiz yapılması önerilir. Her gün 30 dakika kadar yürüyüş ve hafif tempolu koşu yapılabilir. Yüzme ve bisiklet de önerilen egzersizler arasındadır.

9.) Kabızlığı gideren besinler

– Yumuşak besinlerin tüketilmesi dışkının da yumuşamasına yardımcı olabilir. Özellikle çorbalar ve sıvıların tüketimi artırılmalıdır.

10.) Fitil kullanımı

– Kabızlık ve hazımsızlık durumunda fitil kullanılması da önerilir. Fitil doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.

11.) Kabızlığa iyi gelen bitkisel yağlar: Kabızlığa zeytinyağı

– Zeytinyağı tüketilmesi mide ve bağırsakların yumuşamasına yardımcı olur. Bu nedenle gün içerisinde 2 tatlı kaşığı zeytinyağı içilmesi önerilir.

12.) Ağrı kesiciler

– Kabızlık nedeni oluşan sancı ve ağrıların azaltılması için ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak ağrı kesici kullanmadan önce de mutlaka doktora danışılmalıdır.

Kabızlık için ne yapılır?

– Su tüketimi mutlaka artırılmalıdır. Her gün 3 litreye yakın su içilmesi önerilir.

– Lif açısından zengin besinler tüketilmelidir. Özellikle yeşil sebzelerin tüketilmesi gerekir.

– Düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Spor, alışkanlık haline getirilmelidir.

– Tuz ve şeker tüketimi sınırlandırılmalıdır. Dışkının yumuşaması için yumuşak besinler tüketilmeli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.

– Düzenli olarak yoga ve meditasyon yapılmalıdır. Nefes egzersizleri de düzenli olarak uygulanabilir.

– Sıcak duş alınması önerilir. Her gün sıcak duş alınması kabızlığı azaltır ve sindirim sisteminin gelişmesine yardımcı olur.

– Kabızlığın azaltılması için beslenme düzenine mutlaka dikkat edilmelidir. Vitamin ve mineral açısından zengin gıdalar tüketilmelidir.

– Kafeinli içecekler tüketilmemelidir. Aksi halde hazımsızlık oluşabilir.

– Limon suyu da yaygın olarak kullanılan çözümlerden biridir. Bir bardak ılık suyun içerisine biraz limon suyu eklenir. Bu karışım düzenli olarak her gün tüketilir.

Hazımsızlık ve kabızlık için tüm bu önerilere uyulması tavsiye edilir. Beslenme düzenine dikkat edilmesi ve tüketilen su miktarının artırılması gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca egzersiz her gün düzenli olarak yapılmalıdır.

Devamını Oku

Detoks Nasıl Yapılır: Detoksa Yardımcı Besinler

Besinler ve Faydaları kategorisine 1 Aralık, 2015 tarihinde eklendi, 172 defa okundu

Detoks Nasıl Yapılır: Detoksa Yardımcı Besinler

detoksa yardımcı besinler

detoksa yardımcı besinler

Evde detoks nasıl yapılır?

1.) Detoks için ne yapmalı: Su tüketimi

– Su tüketimi artırılmalıdır. Vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olan su aynı zamanda tüm organların temizlenmesini sağlar.

– Her gün düzenli olarak yaklaşık 3 litre su tüketilmesi önerilir.

2.) Detoks yiyecekleri: Lif açısından zengin besinler

– Lif açısından zengin gıdaların tüketilmesi vücutta detoks etkisi yaratır. Bağırsakların ve midenin düzgün çalışmasını sağlar. Sindirimi hızlandırır. Özellikle kepekli makarna ve pirinç, taze sebzeler, mercimek, fasulye ve badem tüketilmelidir.

3.) Detoksta yasaklar: Detoksta kahve içilir mi?

– Kafein ve alkolden uzak durulmalıdır. Kafin uyarıcı özelliklerinin yanı sıra vücutta toksin birikmesine neden olabilir.

4.) Basit karbonhidratlar

– Basit karbonhidrat tüketimi sınırlandırılmalıdır. Ekmek, beyaz pirinç, makarna gibi basit karbonhidratlı besinler yerine kepekli ve tam tahıllı gıdaların tüketilmesi önerilir.

5.) Detoksta ne yenir: Yeşil sebzeler

– Detoks sürecinde vücudun toksinlerden korunması için yaban mersini, elma, su teresi, kereviz, brüksel lahanası, havuç, papaya ve yabani gibi besinlerin de beslenme düzenine eklenmesi önerilir.

– Sarımsak da vücuttan toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda karaciğer fonksiyonlarının daha düzgün çalışmasını sağlar. İçerisindeki allicin ve selenyum gibi bileşikler ile son derece etkilidir.

– Pancar genel sağlık için faydalı besinlerden biridir. Aynı zamanda böbrek ve karaciğerin temizlenmesini sağlar.

– Kale bitkisi ile limon suyu da önerilen besinler arasındadır.

6.) Bitkisel çaylar

– Bitkisel çayların düzenli olarak tüketilmesi de detoks etkisi yaratır. Sıvı alımının artırılmasına da yardımcı olur.

– Karahindiba çayı önerilen en etkili bitkisel çaylardan biridir. Bir fincan sıcak suyun içerisine biraz karahindiba bitkisi eklenir. Bir süre demlenmesi beklenir. Süzülür ve içerisine biraz limon suyu ya da bal eklenerek tüketilir.

– Meyan çayı da detoks sürecine yardımcı olan bitkisel bir çaydır. İdrar akışını artıran diüretik özellikleri vardır. Bir bardak kaynar suya 1 çay kaşığı meyan kökü tozu eklenir. Yaklaşık 10 dakika kadar bekletilir. Ardından süzülür ve limon suyu eklenerek tüketilir.

– Dulavratotu çayı da bu bitkiler gibi demlenerek tüketilebilir.

– Bitkisel çayların günde 1 ya da 2 bardak kadar tüketilmesi tavsiye edilir.

7.) Organik ürünlerin tüketilmesi

– Organik yeşil yapraklı gıdaların tüketilmesi önerilir. Kimyasal tarım ilaçlarının kullanıldığı meyve ve sebzeler tüketilmemelidir.

8.) Sigara içilmemeli

– Sigara içilmesi vücutta toksin birikmesini hızlandırır. Genel sağlığı da olumsuz etkileyen sigara kesinlikle içilmemelidir.

9.) Ekolojik toksinlerden kaçınmak

– Kimyasallar, hava kirliliği ve diğer dış faktörler de vücutta toksin birikmesine neden olabilir. Bu nedenle çevresel koşullara da dikkat edilmelidir.

10.) Düzenli egzersiz

– Düzenli egzersiz detoks sürecinde özellikle önerilir. Vücuttaki toksinlerin ter yolu ile dışarı atılmasına yardımcı olmak için kardiyo egzersizleri ve ağırlık egzersizleri yapılabilir.

11.) Uyku düzeni

– Uyku düzenine de dikkat edilmelidir. Her gün 8 saat kadar uyunmalıdır. Aynı saatte uyunmalı ve aynı saatte kalkılmalıdır. Geç saatlerde uyunmamalıdır.

12.) Stres

– Stres kontrolü sağlanmalıdır. Her gün düzenli olarak meditasyon ve yoga gibi teknikler 30 dakika kadar yapılabilir.

13.) Limon suyu

– Limon suyu da detoks etkisi ile önerilir. Bir bardak suyun içerisine biraz limon suyu eklenir. Karıştırılır ve her gün düzenli olarak tüketilir.

14.) Elma ve zencefil

– Elma ve zencefil de organların temizlenmesine yardımcı olur. Haftada en az 3 gün elma püresi ile karıştırılan zencefil tüketilebilir.

15.) Yeşil karışım

– Brokoli, lahana, brüksel lahanası ile ıspanak ve marul blenderdan geçirilir. Bu karışım her gün düzenli olarak tüketilmelidir.

Devamını Oku

Magnezyum Eksikliği Nedir: Magnezyum Eksikliğinin Belirtileri

Besinler ve Faydaları kategorisine 12 Kasım, 2015 tarihinde eklendi, 1.049 defa okundu

Magnezyum Eksikliği Nedir: Magnezyum Eksikliğinin Belirtileri

magnezyum eksikliğinin belirtileri

magnezyum eksikliğinin belirtileri

Magnezyum eksikliği neden olur?

Magnezyum mineral olarak yeryüzünde sekizinci ve insan vücudunda dördüncü en bol mineraldir. Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonlarda yer alır ve her hücre tipinde mevcuttur. Vücuttaki tüm magnezyum, yaklaşık olarak 50 ile 60 oranında kemikte saklanır ve sadece küçük bir miktarı kan içinde bulunur. Bu besin, sağlıklı kemikler, kan basıncının düzenlenmesi, dinlendirici bir uyku, iyi bir kan dolaşımı, uygun sinir işleyişi, güçlü bir bağışıklık sistemi, kalp sağlığı, kas sağlığı, D vitamini ve karbonhidrat açısından uygun sindirim emilimi için özellikle çok önemlidir.

Magnezyum eksikliği belirtileri:

Magnezyum eksikliğinin bazı erken belirtileri içerisinde, uyuşukluk ve karıncalanma, kas krampları ile anormal kalp ritimleri bulunmaktadır. Ayrıca, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, astım, uykusuzluk, migren, anksiyete gibi durumlarla ilişkili panik atak, fibromiyalji, kronik bel ağrısı, kas-iskelet sistemi bozukluğu gibi rahatsızlıkların da nedeni olabilir. Çalışmalar çoğu insanın yeterli magnezyum almamasından dolayı vücutta bu mineralin eksik olabileceğini göstermiştir. Magnezyum eksikliğinin birkaç nedeni içerisinde sağlıksız beslenme, aşırı alkol alımı, kötü kontrollü diyabet, aşırı ya da kronik kusma ve uzun vadeli ishal vardır. Magnezyum için önerilen beslenme yardımı, yaş, cinsiyet ve kadının hamile ya da emzirme durumunda olup olmadığı göre değişir.

Magnezyum eksikliği nelere yol açar?

1 – Magnezyum eksikliği kas ağrısı:

Düzenli yaşanan kas spazmları ve krampları, aynı zamanda magnezyum eksikliğinin göze çarpan belirtileri arasında ilk sıralarda yer alır. Magnezyum kas sağlığı için çok önemlidir. Güçlü kasları korumak ve krampları önlemek için yardımcı olan kalsiyumun yeniden alımı açısından vücudu uyarır. Aynı zamanda uygun kas işleyişi için kritik olan potasyum emilimini de arttırır. Buna ek olarak, beyin ve sinir sisteminde ağrı reseptörlerini bloke ederek kas ağrısını azaltmaya yardımcı olur. Sık sık kas krampları yaşayan kişilerin vücuttaki magnezyum seviyesini kontrol ettirmesi gerekir. Sık kas seğirmesi ve özellikle göz seğirmesi, aynı zamanda magnezyum eksikliği nedeni ile olabilir.

2 – Magnezyum eksikliği baş ağrısı yaparmı?

Sık sık migren atakları eğilimlerinin nedeni magnezyum eksikliği olabilir. Aslında, baş ağrısı ile ilgili 1989 yılında Baş ve Yüz Ağrı Dergisinde yayınlanan çalışmaya göre düşük magnezyumun beyinde migren ataklarının mekanizmasında önemli bir faktör olduğu sonucuna varılmıştır. Gebelik sırasında migren tedavisi büyük dikkat gerektirir. Magnezyum bakımından güçlü reçeteli ilaçlar daha güvenli bir seçim olabilir. Sinir İletim Dergisi’nde yayımlanan 2012 yılındaki bir çalışmada, tüm migren hastalarının magnezyum ile tedavi edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, menstrüel migren tedavisinde yararlı olabilir.

3 – Magnezyum eksikliği hangi hastalıklara yol açar: Anormal kalp ritimleri:

Düzensiz ve anormal kalp ritimleri, vücutta düşük magnezyum olduğunu gösteren klasik belirtilerden biridir. Bu mineral, düzgün kalp işleyişi için çok önemlidir ve ritmik kalp aktivitesini destekler. Hatta vücutta düzgün kan dolaşımını sağlamaya yardımcı olur. Buna ek olarak magnezyum, hücre zarlarından kalsiyum ve potasyum iyonlarının taşınması sırasında normal kalp ritmi için önemli bir işlem olmaktadır.

4 – Magnezyum eksikliği nasıl anlaşılır: Anksiyete, depresyon ve huzursuzluk:

Aniden ve bilinen herhangi bir nedeni olmaksızın meydana gelen depresif uyuşukluk, huzursuzluk ve sinirlilik hissi beslenme yetersizliği gibi nedenlerden oluşan magnezyum eksikliğinden olabilir. Bu mineral kişiye sakin ve rahat bir duygu katar. Tıbbi Hipotez dergisinde 2006 yılında yayınlanan bir çalışmada, magnezyum eksikliğinin depresyon, davranış bozuklukları ve sinirlilik nedeni olabildiği belirtilmiştir. Kişinin magnezyum seviyesinin artırılması, sinirliliği hafifletmek, anksiyete, huzursuzluk ve genel sıkıntıyı azaltabilir. Buna ek olarak, depresyonun etkilediği uyku dengesizliğini engelleyerek sağlıklı uyku için yardımcı olur.

5 – Magnezyum eksikliğinde ne olur: İştah kaybı:

Vücuttaki düşük magnezyum seviyesi iştah kaybına neden olabilir. Magnezyum, vücutta proteinler, yağ ve karbonhidrat kullanılırken sindirimin emilimi için yardımcı olur. Minerallerin emilimi olmadan, sindirim sistemi düzgün çalışmayarak iştahsızlık, bulantı kusma ve kilo kaybına neden olur.

6 – Magnezyum eksikliği neye yol açar: Açıklanamayan yorgunluk ve güçsüzlük:

Magnezyumun hafif bir eksikliği bile yorgunluk ve genel halsizlik nedeni olabilir. Kişinin fiziksel ya da kas gücü eksikliği yaşaması ve normal günlük aktivitelerini gerçekleştirirken içine biraz fazladan çaba koymak gerektiği görülebilir. Magnezyum, metabolizmayı artırırken yorgunluk ve halsizlik ile mücadele etmek için yardımcı enerji bakımından önemli bir rol oynamaktadır. Buna ek olarak, bu önemli besin vücuda enerji sağlamaya yardımcı kalsiyum, potasyum, fosfor, bakır, C vitamini ve çinko gibi diğer mineraller ile birlikte metabolizmayı düzenler.

7 – Yüksek kan basıncı:

Çalışmalara göre, magnezyum kan basıncını düşük seviyelerde tutar. Aynı zamanda hipertansiyon olarak bilinen yüksek tansiyon için katkıda bulunur ve olumlu etki göstermektedir. Hipertansiyon dergisinde yayınlanan 2006 yılındaki bir çalışma, magnezyum eksikliğinin kan basıncının yükselmesine neden olduğunu belirtmiştir. Magnezyum kan damarlarını yumuşak ve esnek tutmaya yardımcı olarak düz kasları rahatça çalıştırmaktadır. Buna ek olarak, bu mineral uyku ve gevşeme yardımları bakımından teşvik etmektedir. Düşük magnezyum düzeyi, vücutta düşük potasyuma yol açabilir. Potasyum ise kan basıncını kontrol altında tutmak için önemli bir besindir.

8 – Uyku eksikliği ile mücadele:

Sık olarak uykuya dalmakta zorluk çekmek ya da birkaç saat uykudan sonra kişinin kendini dinlenmiş hissetmemesi, vücudun yeterince magnezyum almıyor olmasından kaynaklanabilir. Magnezyum, dinlendirici bir uykuya katkıda bulunarak beden ve zihin dinlenmesi için yardımcı olan, aynı zamanda nihai gevşeme sağlayan bir mineraldir. Magnezyum eksikliği, beyindeki gama-aminobutirik asit (GABA) reseptörlerinin düzgün çalışmasını etkiler. GABA, uyku keyfini huzurlu bir duruma geçişini sağlayan nörotransmiter olmaktadır. Tıp Bilimleri Araştırma Dergisi’nde yayınlanan 2012 yılındaki bir çalışmada araştırmacılar, yaşlılarda son derece etkili olan primer uykusuzluk için magnezyum takviyesinin etkisinin görüldüğü belirtilmiştir. Magnezyum takviyeleri, ısı, uyku etkinliği, uyku süresi ve uyku başlangıçlı gecikme ile sabah erken uyanma gibi uykusuzluğa öznel önlemleri geliştirmek açısından yardımcı olmuştur.

9 – Hafıza kaybı ve konsantrasyon eksikliği:

Öğrenme ve bellek gibi magnezyum seviyesinden etkilenen temel beyin fonksiyonları bulunmaktadır. Aslında, magnezyum sinir sisteminin işleyişi için hayati önem taşır ve öğrenme yeteneklerine, çalışma belleği ile kısa ve uzun süreli bellek üzerinde doğrudan etkisi vardır. Aynı zamanda dikkat süresi arttırır ve zihinsel karışıklığı azaltır. Nöron dergisinde yayınlanan 2010 yılındaki bir çalışma, magnezyum artışı ile beyinde öğrenme ve hafıza fonksiyonlarını iyileştirdiğini göstermektedir. Düşük magnezyum düzeyi sırayla parkinson, multipl skleroz ve alzheimer riskini artırır ve beyinde ağır metal birikimine katkıda bulunabilir.

10 – Kötü vücut kokusu:

Aniden çok terleme ve hoş olmayan bir vücut kokusu olması, vücuttaki düşük magnezyum seviyesi nedeni ile olabilir. Magnezyum, ter bezlerini kontrol eder ve aktivitesi için yardımcı olur. Koku üreten kimyasalları nötralize eder. Hatta aşırı terleme için gece tedavisi ile yardımcı olur. Magnezyumun diyetindeki dengesizlik genel olarak aşırı terlemeye katkıda bulunabilir. Ancak araştırmalar bu alanda yoksundur. Kötü vücut kokusu ile mücadele için, magnezyum açısından zengin gıdalar yemek ya da bir doktora danışarak bir ek katkı almak önerilebilir. Tabi bunun yanı sıra, kötü vücut kokusu için hijyene de dikkat etmek gerekmektedir.

Devamını Oku

Sağlıklı Beslenmek İçin Ne Yapmalıyız: Sağlıklı Beslenme Önerileri

Besinler ve Faydaları kategorisine 8 Kasım, 2015 tarihinde eklendi, 184 defa okundu

Sağlıklı Beslenmek İçin Ne Yapmalıyız: Sağlıklı Beslenme Önerileri

sağlıklı beslenme önerileri

sağlıklı beslenme önerileri

Sağlıklı beslenme nasıl olur?

1. Sağlıklı beslenme için neler yemeliyiz: Daha fazla meyve ve sebze

– Sağlıklı beslenme düzeni içinde daha çok sebze ve meyve bulunması önerilir. Daha az et ve et ürünleri tüketilmelidir. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler ve renkli meyveler her gün düzenli olarak tüketilebilir.

2. Sağlıklı beslenme için yapılması gerekenler: Porsiyon boyutları

– Her öğünde tüketilen besin miktarına dikkat edilmelidir. Bir öğünde çok fazla yemek yemek yerine az ama sık sık yemek yenebilir. Bu nedenle uzmanlar günde 3 ana öğün yerine 6 öğün yemek yenmesi gerektiğini söylemektedir.

3. Sağlıklı beslenme için öneriler: Mineral ve vitaminler

– Vitamin ve mineral açısından zengin besinlerin de tüketilmesi önerilir. Düşük yağlı süt ürünleri ve yağsız proteinler beslenme düzenine eklenebilir.

4. Sağlıklı beslenmenin yolları: Bitkisel yağlar ve sağlıklı yağlar

– Yemek ve salatalar için bitkisel yağların kullanılması önerilir. Trans yağ içeren ürünlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.

– Omega 3 yağ asitleri içeren yağlı balıklar ile keten tohumu gibi besinlerin de düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

5. Sağlıklı beslenme kuralları: Besin etiketleri:

– Besinlerin etiketleri iyice okunmalıdır. Bazı hazır gıdalarda fazla şeker ya da diğer kimyasal malzemeler olabilir. Bu tür besinler tüketilmemelidir.

– Hazır gıdaların olabildiğince az tüketilmesi önerilir. Bu gıdalarda yüksek şeker oranının yanı sıra yüksek miktarda yağ ve kalori de bulunur. Bu da kişinin kilo almasına neden olabilir.

6. Sağlıklı beslenmede neler yemeliyiz: Brokoli

– Brokoli içerdiği enzimler ile genel sağlık için son derece faydalıdır. Aynı zamanda kansere karşı koruyucu özellikleri de vardır.

– Her hafta mutlaka birkaç porsiyon tüketilmesi önerilir.

7. Sağlıklı besinler: Domates

– Domates de prostat kanserinin önlenmesinde etkilidir. Bu nedenle erkeklere özellikle önerilir. Haftanın 5 günü mutlaka tüketilmesi tavsiye edilir.

8. Sağlıklı yiyecekler: Deniz ürünleri

– Deniz ürünleri sağlıklı yağlar içerir. Özellikle yağlı balıklar ile kabuklu deniz ürünleri mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir.

9. Sağlığa iyi gelen yiyecekler: Karpuz

– Karpuz su içeriği yüksek olan bir besindir. Hipertansiyon riskini azaltmaya yardımcı olur. Tansiyonu dengeler. Bu nedenle kalp ve damar hastalıklarının engellenmesinde de etkilidir.

– Karpuz potasyum açısından zengin içeriği ile kan basıncı riskini de azalttır.

– Biraz muz ile karpuz suyu eşit miktarda karıştırılarak tüketilebilir. Muz da potasyum açısından zengin bir gıdadır.

10. Sağlığa iyi gelen besinler: Fıstık ezmesi

– Fıstık ezmesi yağlı bir besin olarak görülse de kolesterol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Kötü kolesterolü düşürür, iyi kolesterolü yükseltir.

– Her sabah kahvaltıda biraz fıstık ezmesi tüketilebilir.

11. Sağlıklı beslenme için sabah kahvaltısı: Yulaf

– Yulaf lif içeriği yüksek bir besindir. Birçok sağlık sorununun engellenmesini sağlar. Özellikle erkeklerde yüksek tansiyon ve felç gibi sağlık sorunlarının riskini düşürür.

– Her sabah kahvaltıda az yağlı süt ile birlikte biraz yulaf ezmesi tüketilebilir.

12. Sağlık için sarımsak tüketimi

– Sarımsak antibiyotik ve anti bakteriyel özellikleri ile bilinir. Bağışıklık sistemini güçlenmesine yardımcı olduğu için hastalıklara karşı koruma sağlar.

– Yemek ve salatalara sarımsak eklenerek tüketilebilir.

13.Sağlıklı olmak için neler yapmalıyız: Soya ürünleri

– Soya ürünleri protein içerir. Bu içeriği ile vejetaryen beslenme tarzında hayvansal ürünler yerine tüketilmesi önerilir.

14. Sağlıklı olmak için yapılması gerekenler: Su içmek

– Su tüketimi hem genel sağlık hem de beyin sağlığı için önemlidir. İnsan beyninin % 75’i sudur. Yapılan araştırmalara göre yeterli miktarsa su tüketilmesi hafıza sorunlarının engellenmesini sağlar.

– Her gün düzenli olarak 2 buçuk litreye yakın su içilmesi gerekmektedir.

Sağlıklı bir beslenme düzeni için tüm bu önerilere dikkat edilmesi tavsiye edilir. Ayrıca sağlıklı bir yaşam için düzenli olarak egzersiz de yapılmalıdır. Her gün en az 30 dakika kadar yürüyüş, bisiklet, yüzme ya da koşu egzersizleri yapılabilir.

Devamını Oku

Detoks İçeceği Nasıl Yapılır: Ev Yapımı Detoks İçecekleri

Besinler ve Faydaları kategorisine 8 Kasım, 2015 tarihinde eklendi, 284 defa okundu

Detoks İçeceği Nasıl Yapılır: Detoks İçecekleri

detoks içecekleri

detoks içecekleri

Detoks içeceği ne işe yarar?

vücudun toksinlerden temizlenmesini temel alan bir arınma türüdür. Vücuttaki zararlı mikroorganizmaların dışarı atılmasını sağlar. Detoks içeceklerinin faydaları ve hazırlanışı şu şekildedir:

Detoks içeceği hazırlama: Detoks içeceği tarifleri

1.) Kırmızı pancarlı detoks

– Pancar suyu içerdiği enzimler ile en etkili detoks içeceklerinden biridir. Karaciğer temizliğinde son derece etkilidir. Ayrıca safra gelişimini destekler.

Gerekli malzemeler:

– 1 adet pancar

 – Birkaç adet nane yaprağı

– Yarım limon suyu

– 1 ya da 2 litre su

Uygulanışı:

– Pancarlar dilimler halinde kesilir. Ardından suyun içerisine eklenir. Nane yaprakları da eklendikten sonra kaynatılır. Daha sonra süzülür ve soğuması belenerek tüketilir.

– İçmeden önce buzdolabında bekletilmesi önerilir.

2.) Detoks portakal suyu ve elma suyu

– Portakal ve elma lif içeriği yüksek olan besinler arasındadır. Elma aynı zamanda pektin içerir. Sindirim sisteminin temizlenmesine yardımcı olurken aynı zamanda karaciğeri de temizler.

Gerekli malzemeler:

– 2 ya da 3 adet portakal

– 3 adet elma

– 1 litre su

Uygulanışı:

– 1 litre suyun içerisine elma ve portakal dilimler halinde konulur. 24 saat bu şekilde buzdolabında bekletilir. Daha sonra günde birkaç bardak tüketilmesi önerilir. Her gün düzenli olarak tüketilmesi enerji seviyelerinin yükselmesine yardımcı olurken aynı zamanda toksinlerin de dışarı atılmasını hızlandırır.

3.) Karpuz detoks diyeti

– Karpuz su içeriği yüksek bir besindir. Genel sağlık için faydalı olduğu kadar detoks etkileri de vardır.

– Biraz karpuz suyu ile salatalık suyu, limon suyu ve nane suyu karıştırılır. Bu karışım her gün düzenli olarak 2 kez tüketilebilir.

– Karpuz içerisindeki enzimler ile sindirim sistemi ve idrar yollarındaki toksinlerin dışarı atılmasında etkilidir. Aynı zamanda kişiye enerji verir.

Detoks için ne yapmalı: Detoks için hangi yiyecekler tüketilmelidir?

– Yeşil sebze suları da detoks etkiler gösterir. Özellikle brokoli, lahana, marul, brüksel lahanası, karnabahar ve ıspanak gibi bitkilerin suyu tüketilebilir. Bu besinler içerdiği enzimler ile sindirim sisteminin daha düzgün çalışmasını sağlar.

– Avokado suyu da detoks etkiler gösterir. Ayrıca içerdiği bileşikler sayesinde cilt ve saç sağlığının da korunmasını sağlar. Her gün düzenli olarak tüketilebilir.

– Greyfurt etkili bir detoks içeceği yapmak için önerilen besinlerden biridir. Antioksidanlar ve C vitamini açısından son derece zengindir. Aynı zamanda kansere karşı koruyucu özellikleri de vardır. Karaciğerin temizlenmesini sağlarken aynı zamanda kilo vermede de etkilidir.

– Kızılcık suyu özellikle idrar yolları ve sindirim sistemi detoksu için önerilir. İdrar yollarında oluşan enfeksiyonu azaltırken aynı zamanda zararlı bakterileri öldürür. Her gün düzenli olarak 1 bardak tüketilebilir.

– Detoks çayı da yapılabilir. Bunun için biraz papatya, rezene ve anason tohumu karıştırılır. Bir bardak kaynar suyun içerisine eklenir. Bir süre demlenmesi için beklenir. 10 ya da 15 dakika kadar beklenmesi yeterli olacaktır. Daha sonra süzülür ve içerisine biraz da bal eklenerek tüketilir.

Detoks için tüm bu içecekler kullanılabilir. Ancak detoks içeceklerinin uzun süre tüketilmesi önerilmez. En fazla 1 hafta tüketilmelidir. Aksi halde ishal ya da diğer sindirim sorunlarına neden olabilir. Detoks yapılmadan önce eğer kronik bir hastalık varsa ya da kullanılan sabit ilaçlar söz konusu ise mutlaka doktora danışılmalıdır. Ayrıca uzun süre yapılan detoks diyetlerinde sadece belirli besinlerin suyunun tüketilmesi bazı besin eksikliklerine neden olabilir. Ayrıca bağışıklık sisteminin de zayıflamasına neden olur. Detoks içecekleri ve detoks uygulamaları her 2 ayda bir yapıldığında genel sağlığın korunmasını sağlar ve vücudun daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

Devamını Oku

Tansiyon Neden Çıkar: Hangi Yiyecekler Tansiyonu Yükseltir?

Besinler ve Faydaları kategorisine 8 Kasım, 2015 tarihinde eklendi, 3.514 defa okundu

Tansiyon Neden Çıkar: Hangi Yiyecekler Tansiyonu Yükseltir?

yüksek tansiyona neden olan yiyecekler

yüksek tansiyona neden olan yiyecekler

Tansiyonu ne yükseltir?

Hipertansiyon ya da yüksek kan basıncı olarak da adlandırılan yüksek tansiyon, birçok çevresel etken ve beslenme bozukluğu etkeniyle gelişim gösterebilir. Özellikle tuzlu yiyecekler yemek ve sigara gibi alışkanlıklar kan basıncını arttırabilir. Bazı yiyecekler ve bileşenler ise tansiyonun düşmesine neden olabilir.

Hipertansiyon görülmesinin başlıca nedeni kandaki sodyum birikmesidir. Sodyum tuzun yapı taşı olarak nitelenebilir ve kanda bulunur. Kandaki yoğunluğu arttığında kanın damarlara yaptığı basınç da artar. Bu nedenle, hipertansiyon sahibi olan kişilerin beslenme planları düşük yağ ve sodyum bileşenleri içermelidir. Tam tersi olan önermeye de dikkat edilirse, sonuç olarak hipertansiyon hastalarının yüksek sodyum ve yağa sahip besinleri tüketmemesi gerekmektedir. Yazının devamında da bu tüketilmemesi gereken besinler anlatılacaktır.

Tansiyon neden yükselir: Tansiyonu yükselten gıdalar

Yüksek tansiyon hastalarının tüketmemesi gereken besinler şu şekilde sıralanabilir:

1 – Tansiyonu yükselten sebepler: Soda:

Yüksek tansiyonun nedeni gıdalarda aranıyorsa bunun için en ideal olanlarından bir tanesi kaçınılmaz bir şekilde sodadır. Bu tarz alkolsüz olup içerisinde asidik bileşenler içeren diğer içecekler de hipertansiyon oranı ile doğrudan ilgilidir. Ancak düşük kalorili ve asidik özelliği az sodalar hipertansiyon riskini de ortadan kaldırır. Sodayı içerisine biraz limon ekleyerek tüketen kişi karbonlaşmayı sağladığı için daha sağlıklı bir iş yapılmış olur.

2 – Tansiyonu yükselten yiyecekler: Sofra tuzu:

Sofra tuzu da yüksek tansiyona neden olan gıdalar listesinde yer almaktadır. Çok fazla sodyum alımı doğrudan damarlara gideceği için kanın yoğunluğunu arttıracaktır. Bu da damarlara yapılan baskıyı arttırarak tansiyonun yükselmesine neden olacaktır. Yüksek tansiyon hastalığının ciddi durumlarında kalbin de zarar görme ihtimali vardır. Bu yüzden yüksek tansiyon hastası kişilerin beslenmesine ciddi anlamda özen göstermesi gerekmektedir. Kişiler yanlış beslenerek kendisine zarar verebilir.

Tüm bunların yanı sıra, tuz vücudun daha fazla su tutmasına neden olur. Bu durumdan böbrekler, damarlar, beyin ve kalp olumsuz etkilenir. Üzerlerine normale göre daha büyük bir yük biner. Biriken su kan basıncını daha fazla yükseltir. Bu yüzden kişinin tuz dengesini koruması ve tuzu mümkün olduğu kadar az tüketmesi son derece önemlidir.

3 – Tansiyon yükselten yiyecekler: Fast food ürünler:

Fast food ürünlerin tüketilmemesi sadece yüksek tansiyon için değil beraberinde neden olabileceği sayısız hastalık için çok önemlidir. Günümüzde son derece hızlı bir şekilde gelişmekte olan fast food sektörü dünyanın sahip olduğu en büyük sorunlardan bir tanesidir. Büyük paraların devir daim yaptığı bu sektör kanser de dahil olmak üzere sayısızca hastalığa temel hazırlayabilmektedir. Yüksek tansiyon da bu hastalıklardan bir tanesidir. İçerisindeki işlenmiş gıdalar sindirilemez ve serbest radikaller ise kişinin vücudunda dolaşarak çok ciddi hastalıklara etken olabilir. Gün içerisindeki hızlı ve pratik tüketim isteğinden dolayı gelişmiş olan bu sektör son derece sağlıksız olması nedeniyle asla tüketilmemelidir. Özellikle de döner, dürüm ve benzeri yemeklerin tüketilmemesi gerekmektedir. Tansiyon hastaların bu tür besinleri tüketmesi damarın birinde ya da bir kaçında tıkanmaya neden olabilir.

4 – Alkol tansiyon yükseltirmi?

Çok fazla alkol almak da tansiyonun yükselmesine neden olur. Üstelik beynin uyuşması nedeniyle bu duruma önem verilemeyip daha fazla alkol alındığında kan basıncı sağlıksız düzeylere yükselebilir ve alkol kan damarlarının duvarlarında zarar verebilir. Bu yüzden yüksek tansiyon hastalarının alkol almaması ya da almak istiyorsa da minimum seviyede bırakması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra alkol tüketiminin asıl zararı karaciğer üzerindedir. Karaciğer alkolün yok edilmesi için yoğun çalışacak ve yorularak verim kaybı yaşayacaktır. Toksin olarak karaciğerde biriken alkol içerisindeki ürik asit bu bölgede birikerek karaciğere zarar verir. Çok fazla alkol tüketen kişilerde bir süre sonra karaciğer hastalıkları ve özellikle siroz görülebilir. Ölüm riski yüksek olan bu hastalıktan uzak durabilmek için alkol tüketmemek gerekmektedir. Alkol tüketmeyen insanlarda da görülebilir ancak bu durumda görülme riski çok daha azdır.

5 – Kırmızı et tansiyonu yükseltirmi?

Genel olarak halk arasında kırmızı etin sağlıklı olduğu düşünülür. Tabii ki kırmızı etin doğru şekilde pişirilerek tüketilmesi sağlıklıdır. Ancak bazı besinler sağlıklı insanlar için sorun teşkil etmezken çeşitli hastalıkları olan insanlar için sorun teşkil etmektedir. Kırmızı et de yüksek tansiyon hastaları için böyle bir besindir. Normalde sağlıklı olan bu besin yüksek tansiyon hastalarında tansiyonun artmasına neden olur. İçerisindeki etin kendi yağı ve bazı bileşenleri nedeniyle tansiyonu yükseltir. Ancak tabii ki çok az (tadına bakacak şekilde) tüketilmesinde bir zarar yoktur.

6 – İşlenmiş et:

Sadece yüksek tansiyon hastalarının değil genel olarak herkes için çok ciddi zararlar gösteren besin gruplarından bir tanesidir. İşlenmiş etler kanser yapabilecek kadar zararlıdır. Tabii ki bu besinlerin de güvenilir olanları miktarı sınırlı tutulmak kaydıyla tüketilmelidir. Ancak günümüzde işlenmiş et sınıfı son derece kalitesiz ve zararlı ürünler ile doludur.

İşlenmiş et sınıfı hayvanların kesiminin ardından doğrudan elde edilen değil çeşitli işlemlerden geçirilerek elde edilen etlerdir.

İşlenmiş etlere verilebilecek örnekler şu şekilde sıralanabilir:

– Sucuk

– Salam

– Sosis

– Pastırma

Tabii ki bu besinlerin dana, inek, koyun, tavuk etinden ve sakatat kullanmadan üretilenleri son derece sağlıklı olup kişi için bir zarar teşkil etmemektedir. Ancak günümüzde bu besinler artık güvenilir markalar tarafından bile sakatat kullanılarak üretilmektedir. Üstelik bir de et ürününün kısa sürede bozulmaması için kimyasal içeren eklenmesi kişi için tamamen zararlı olmasına neden olur. Yapılan baskınlar sonucu bazı markaların bu ürünler içerisine hayvanların gagalarını, dişlerini, kıkırdaklarını, tırnaklarını ve yenmeyen diğer bölgelerini de koyduğu fark edilmiştir. Sağlık bakanlığının baskınları ile bu markaların ürünlerine el konularak firmaları kapatılmaktadır. Ancak günümüzde hala daha bu şekilde işlenmiş et ürünleri kullanılmaktadır. Üstelik bu ürünler birçok fast food restoranında kullanılmaktadır. Israrla kullanılmasının sebebi maliyetinin düşük olmasıdır. Normal işlenmiş ürünlere göre çok daha ucuz olan bu ürünler bu nedenle birçok fast food satıcıları tarafından da tercih edilmektedir. Bu durum da fast food yemenin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş olur.

7 – Turşu tansiyon yükseltirmi

Turşu normalde tüketiminin zararlı olmadığı, ancak içerisindeki yüksek tuz içeriği nedeniyle yüksek tansiyon hastalarının asla tüketmemesi gereken besinler arasında yer almaktadır. Turşular hazırlanırken salamuraya yatırılır. Bu salamura sıvısı içerisinde yüksek oranda tuz içerir. Uzun süre salamurada kalarak hazır olan turşu ise içerisine bu tuzu çeker. Dolayısıyla her çeşit turşu tuz açısından son derece zengindir. Bu da yüksek tansiyon hastaları için son derece tehlikelidir.

8 – Şeker tansiyon yaparmı: Şeker:

Yüksek tansiyon hastaları için en tehlikeli olan şeylerden biri şekerdir. Şeker tüketiminin minimum seviyede tutulması gerekmektedir. Çünkü şeker, kanın yoğunluğu ile beraber basıncını da arttıracaktır.

Devamını Oku