"İyi Gelen Yiyecekler" Kategorisi

Artritte Beslenme: Artrit Diyeti

Besinler ve Faydaları kategorisine 9 Mayıs, 2016 tarihinde eklendi, 1.002 defa okundu

Artritte Beslenme: Artrit Diyeti

Artrit diyeti

Artrit diyeti

Artrit eklemlerde iltihap ve şiddetli ağrılara neden olan bir hastalıktır. Ağrılar ile birlikte şişlikler ve eklemlerde sertlik de görülür. Bu belirtilerin azaltılması için ilaç tedavisinin yanı sıra beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Bazı besinlerin düzenli olarak tüketilmesi söz konusu iltihabı azaltırken aynı zamanda ağrıları da azaltır.

Artrit hastaları için diyet: Artrite iyi gelen yiyecekler:

Artrite faydalı yiyecekler: Zerdeçal

– Zerdeçal genel sağlık için en faydalı baharatlardan biridir. Antioksidan etkileri ile vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Ayrıca zerdeçala rengini veren kurkumin adlı madde de etkili bir antioksidandır.

– Yemek ve salatalara zerdeçal eklenerek tüketilir. Alternatif olarak bir bardak sıcak suyun içerisine bir ya da iki çay kaşığı zerdeçal eklenir. 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra süzülür ve tüketilir. Günde 1 bardak tüketilmesi ağrıların azaltılmasına yardımcı olacaktır.

Artrite yararlı besinler: Zencefil

– Zencefil de zerdeçal gibi benzer özelliklere sahiptir. Sindirim sistemini geliştirir ve mide ağrısının yatıştırılmasına yardımcı olur. Zencefil aynı zamanda inflamasyon üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Yapılan bilimsel çalışmala ağrı kesici özelliklerinin olduğunu göstermiştir. Salata ve yemeklere eklenebileceği gibi çay şeklinde demlenerek de tüketilebilir.

Eklem ağrılarına iyi gelen bitkiler: Karanfil

– Eklem ağrılarına neden olan artrit gibi hastalıklarda ağrı kesici özellikleri ile karanfil de önerilen bitkisel çözümler arasındadır. İçerisinde bulunan eugenol denilen bir madde sayesinde anti inflamatuar özellikler gösterir. Ağrı ve acının azaltılmasına yardımcı olur. Karanfil yağı ile eklemlere düzenli olarak masaj yapılabilir. Ayrıca günde üç kez yemeklere baharat olarak eklenebilir. Çay şeklinde tüketilmesi de yatıştırıcı ve sakinleştirici özellikler gösterecektir.

Eklem ağrısı için ne yapılmalı: Keten yağı

– Artrit diyetinde mutlaka temel bileşeni omega 3 esansiyel yağlar olan besinlere yer verilmelidir. Doğal anti inflamatuar özellikleri de vardır. Bir bardak kaynar suya bir çay kaşığı keten tohumu eklenerek her gün düzenli olarak tüketilebilir. Keten yağı ile etkilenen eklemlere masaj da yapılabilir.

Romatoid artrit diyeti: Chia tohumları

– Artrit hastalarına önerilen en etkili besinler omega yağ asitleri içeren besinler arasındadır. Chia tohumları omega 3 yağ asitleri içerir. Bu nedenle beslenme düzenine eklenmesi önerilir. 1 kase yoğurda eklenerek ya da salatalara eklenerek tüketilebilir. Var olan eklem inflamasyonu ile mücadeleye yardımcı olur. 1 yemek kaşığı chia tohumları ile pişmiş yulaf ezmesi karıştırılarak da tüketilebilir.

Artrit hastalarına önerilen besinler: Balık

– Somon, ringa ve sardalya gibi yağlı balıklar da anti inflamatuar özellikler gösteren omega 3 yağ asitleri açısından zengindir. Haftada 3 ya da 4 gün düzenli olarak ızgara balık tüketilebilir. Balık yüksek protein ve düşük yağ oranı ile genel sağlık için de son derece faydalıdır.

Artrit için ne yemeli: Kiraz

– Kiraz vücuttaki serbest radikallerin zararlı etkilerini en aza indirir. Ayrıca içerdiği antosiyanin adlı özel antioksidanlar ile toksinlerin hızla dışarı atılmasını sağlar. Güçlü anti inflamatuar bileşikleri ile artritin ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur. Hastalık nedeni ile oluşan akut ağrıyı dindirir. 1 fincan kiraz her gün düzenli olarak tüketilmelidir.

Koyu yeşil sebzeler

– Koyu yeşil sebzeler de antioksidan içeriği yüksek besinlerdir. İltihabın azaltılmasına yardımcı olurken aynı zamanda eklemlerdeki ağrı ve şişlikleri azaltır. Vücudun asidik düzeyinin dengelenmesini sağlayan mineraller de içerir. Ispanak ve lahana en etkili sebzeler arasındadır. Ayrıca roka, brokoli, karnabahar ve marul da diyet listesinde olmalıdır. Yeşil sebzeler günde 5 porsiyon kadar tüketilebilir.

Portakal

– Portakal içerdiği C vitamini ile bağışıklık fonksiyonunu artırmaya yardımcı olur. Bu nedenle artrit hastalarına da özellikle önerilir. C vitamini sağlıklı kolajen üretimini artırırken kıkırdak ve eklem sağlığını korur.

Tam tahıllı besinler

– Kepekli tahıllar sindirim sağlığı için önerilen besinler arasındadır. İçerdiği besin öğeleri ile inflamasyonu azaltır. Lif açısından zengin içeriği ile eklem ve kemik sağlığını da korur. Günlük diyete yulaf ve kahverengi pirinç ya da tam tahıllı kahvaltılık gevrekler eklenmelidir.

Devamını Oku

Sağlıklı Yaşamak İçin Neler Yapılmalı: Sağlıklı Yaşam Önerileri

Besinler ve Faydaları kategorisine 27 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 528 defa okundu

Sağlıklı Yaşamak İçin Neler Yapılmalı: Sağlıklı Yaşam Önerileri

sağlıklı yaşam önerileri

sağlıklı yaşam önerileri

Sağlıklı yaşamak için neler yapmalıyız?

1 – Sağlıklı beslenmenin yolları:

Kızartma, hamburger ve  fast-food şeklinde sağlıksız yemek, yaşam kalitesinin düşmesine ve çeşitli sağlık sorunları oluşmasında büyük bir faktördür. Obezite, Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, felç, yüksek kolesterol, demans ve kanser gibi çeşitli hastalıklar, sağlıksız beslenme ile yakından ilişkilidir. Aslında, diyet faktörleri, yüksek vücut kitle indeksi ve fiziksel hareketsizlik ile alkol ya da uyuşturucu kullanımı, Amerika’da sağlık kaybı ile ilgili yüksek oranda nedenler olarak belirtilmiştir. Bu yüzden sağlıklı olmak için, organik meyve ve sebzeler, lif yönünden zengin besinler, tam tahıllı ürünler, düşük yağlı süt ürünler ve sağlıklı yağlar içeren diyet tüketmek önerilir. Ayrıca, işlenmiş gıda ve tuz alımını sınırlamak, kafein kullanmaktan kaçınmak gerekir. Sağlıklı bir diyet için, gün boyunca yeterli miktarda su içmek önemle tavsiye edilir. Buna ek olarak, kahvaltı atlamadan gün içinde 3 küçük öğün arasında bazı sağlıklı aperatifler yemek de sağlıklı yaşamak için etkilidir.

2 – Sağlıklı olmak için yapılması gerekenler: Fiziksel aktiviteler:

Fiziksel aktivite eksikliği kişinin uzun ömürlü olmasını etkileyen en önemli faktördür. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde 2015 yılında yayımlanan bir çalışmada, fiziksel aktivite eksikliği, bir kişinin vücut kitle indeksinin (VKİ) fazlalaşmasını etkileyerek erken ölüm riski ile ilişkili olduğu sonucuna vardı. Fiziksel aktivite, kaliteli uyku için teşvik eder ve depresyonu engeller. Ayrıca, vücudun bağışıklığını arttırır, kardiyovasküler ve solunum fonksiyonlarını iyileştirir, kas gücü kaybını yavaşlatır, kemik kütlesini artırır, sindirimi geliştirir. Bu yüzden kişi meşgul olsa bile, günlük rutin olarak çeşitli fiziksel aktivite yapmak için zaman ayırması önemlidir. Bunun için gün içinde egzersiz yapmak açısından sadece 30 dakika ayırmak ve haftada beş kez ya da daha fazla bu uygulamayı yapmak kişinin ömrünü uzatmak bakımından yardımcı olabilir. Bir haftalık birkaç kez zevkle yapılan aerobik egzersizlerinin yanı sıra, hafta sonları yüzme, bisiklet, trekking, yürüyüş ya da diğer sporlar tercih edilebilir. Fiziksel aktivite için günlük 20 ile 30 dakika süreyle vücudu çalıştırmak, uzun ve sağlıklı bir yaşam bakımından önerilmektedir.

3 – Sağlıklı olmanın yolları: Kaliteli uyku

Günlük uyku miktarı insan ömrünü etkileyebilir. Uyku dergisinde yayınlanan 2007 yılındaki bir çalışmada, uyku süresinde azalmada artış olmasının ölüm oranları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Geceleri en az altı saat ya da sekiz saate kadar uyku uyumak insanların daha erken ölmesini önlemek için etkili olur. Uykusuzluk yaşamak obezite, kalp hastalığı ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunları bakımından yüksek risk taşımaya neden olabilir. Öte yandan, iyi bir gece uykusu stres, depresyon ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları geçiştirmek için yardımcı olabilir. Ortalama olarak, yetişkin bir kişinin her gece kaliteli uyku çerçevesinde sekiz saat düzgün uyumaya ihtiyacı vardır. Kişinin uyanırken kendini yorgun hissetmesi ve şekerleme için fırsat kollaması yeterli uyku almamasının bir işaretidir. Kaliteli bir uyku için, uyumadan önce ılık bir bardak süt içmek, hafif bir akşam yemeği yemek, karanlık bir odada yatmak, geceleri sıcak bir banyo keyfi ve yatak odası sıcaklığını serin tutmak önemle tavsiye edilebilir.

4 – Stres sağlığı nasıl etkiler?

Çok fazla stresli yaşamak sağlık üzerinde çok etkilidir ve insan ömrünü kısaltabilir. Stresin kalp sağlığı, metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkileri vardır. Aynı zamanda vücutta hormon kortizol arttırır. Stresi yavaş adımlarla azaltmak, sağlığın yanı sıra yaşam kalitesini arttırabilir. Daha az stres ve anksiyete, vücutta bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Ayrıca, hastalıklara yatkınlığı azaltır, hatta depresyon ve anksiyete riskini azaltır. Yapılan egzersizler, doğru uyku ve meditasyon, vücudun strese karşı yanıtı olarak görülebilir.

5 – Sağlıklı kalmanın yolları:

Sigara içenlerin hayatındaki yıllar olumsuz etkilenir. Ancak, sigarayı bırakmak hastalıksız yaşam şansını arttırarak hayata yılların eklenmesine yol açar. Sigara içmek ve dumanına maruz kalmak, ABD’de önlenebilir ölümlerin başta gelen nedenidir. Sigara dumanına maruz kalanların yanı sıra sigara içenlerin 1000’den fazla zararlı kimyasal maddeye maruz kaldığı belirtilmektedir. Bu kimyasal maddeler akciğer kanseri, kalp hastalığı, cilt problemleri, kronik bronşit, diş bozukluğu ve hızlandırılmış yaşlanma sorununa yol açabilir. Sigarayı bırakma sırasında zihin bulanıklığı, hayal kırıklığı, kaygı, öfke, konsantrasyon eksikliği, iştah artışı, baş ağrısı, yüksek tansiyon ve sürekli duman özlemi gibi yoksunluk belirtileri yaşamaya hazır olmak gerekmektedir. Sigarayı bırakmak için yoksunluk belirtileri ile mücadele etmek bakımından profesyonellerden yardım almak gerekir. Aynı zamanda sigarayı bırakmak için aile üyeleri, reçeteli ilaçlar ve doğal yardımlar ile destek almak mümkündür.

6 – Ağız hijyenine dikkat etmemek:

Uygun oral hijyen, diş çürüklerine, ağız kuruluğu, kötü ağız kokusu ve dişeti hastalığını önlemek için önemlidir. Aynı zamanda ağız içindeki zararlı bakterileri kaldırarak genel sağlığı destekler. Ağız içindeki bakteriler, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, felç, şeker hastalığı, alzheimer hastalığı ve bazı kanser türleri riskini arttırır. Ağız hijyenini korumaya devam etmek, diş eti hastalıkları ve diğer oral sorunlarını önler, böylece uzun ve sağlıklı ömürlü olmayı sağlar. Bu yüzden, her gün diş ipi kullanmak, günde iki kez dişleri fırçalamak, günde iki kez bir antiseptik gargara ile ağız içini çalkalamak ve her altı ayda bir diş check-up yaptırmak önerilebilir. Ayrıca, şekersiz sakız çiğnemek ve bol su içmek ile ağız hijyenine yardımcı olmak mümkündür. Fakat bunun yanı sıra şekerli ve alkolsüz içeceklerden kaçınmak gerekir.

7 – Aşırı güneş ışınlarına maruz kalmak:

Aşırı güneşe maruz kalmak ve cilt kanseri riski arasındaki bağlantı olabilir. Ancak güneşten korunmak için tamamen güneşten uzak durmak da vücudun sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Güneş ışığına yeterli derecede maruz kalmak vücutta D vitamini üretimini uyarır. D vitamini eksikliği farklı kanser türleri, kalp hastalığı, felç, hipertansiyon, otoimmün hastalıklar, Tip 2 diyabet, depresyon, doğum kusurları, bulaşıcı hastalıklar ve daha fazla rahatsızlıklar için önemli bir risk faktörüdür. Kanser Epidemiyolojisi 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada, normal güneşe maruz kalmanın hem kardiyovasküler hem de ölüm riskini azaltmaya yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu yüzden sabah erken saatlerde, 10 ile 15 dakika süreyle vücudun güneş ışığında kalması gerekir. Ancak, günün yoğun saatlerinde doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınmak gerekir.

8 – Düzenli sağlık taramalarından kaçınmak:

İnsanların çevresinde uzun ömürlü yaşamış yakın aile üyeleri olsa bile, kişinin genetiğine güvenmemesi gerekmektedir. Çevre ve yaşam tarzı faktörleri kişinin uzun ömürlü olmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, zamanında ve ihtiyaca göre düzenli olarak doktora giderek sağlık kontrolünden geçmek gerekmektedir. Bu sağlık sorunları söz konusu olduğunda, her zaman için korunma tedaviden daha iyidir. Erken teşhis daha iyi tedavi olma ve iyileşme oranları sağlamaktadır. Sağlık taraması için yapılan bazı muayeneler ve testler vardır. Bunların arasında meme muayenesi, kolesterol ve yüksek kan basıncı testi, kemik yoğunluğu testi, kolorektal kanser taraması, diş check-up gibi sağlık taramaları sayılabilir.

Devamını Oku

Kanserden Korunma Yolları: Kanser Önleyici Besinler

Besinler ve Faydaları kategorisine 27 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 689 defa okundu

Kanserden Korunma Yolları: Kanser Önleyici Besinler

kanser önleyici besinler

kanser önleyici besinler

Kansere karşı koruma sağlamak için ilk olarak beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Bazı besinlerin tüketilmesi kansere karşı koruma sağlar ve bağışıklığı güçlendirir.

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeli: Kansere karşı koruyan besinler

1 – Kansere iyi gelen sebzeler: Brokoli:

Kanser riskini azaltmak için brokoli yemek faydalı olur. Bu kurusifer sebze, vücutta koruyucu enzimler üretir ve içeriğinde glukosinolatlar olarak adlandırılan bileşikler içerir. Bu enzimlerin her biri kansere yol açan kimyasalları ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, içerisinde bulunan Sülforafan özelliği, kanser tümörünün büyümesinde yardımcı olan kök hücrelerini hedeflemektedir.

Oregon State Üniversitesi’nde Linus Pauling Enstitüsü’nde 2011 yılında bilim adamları tarafından yapılan bir çalışmada, brokoli içeriğindeki sulforaphane özelliği sayesinde kanseri önlemeye yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.

Brokoli ağız, göğüs, karaciğer, akciğer, mesane, yemek borusu ve mide kanserlerine karşı korumak için etkilidir. Bu yüzden, haftada 2 ya da 3 kez buharda haşlanmış yaklaşık 2 bardak brokoli tüketilmesi önerilmektedir.

2 – Kansere karşı şifalı bitkiler: Yeşil çay:

Yeşil çay, çeşitli kanserlerin riskini azaltmaya yardımcı olan popüler bir içecektir. Yeşil çay içinde bulunan kateşinler, ksantin türevleri, epigallokatekin-3-galat (EGCG) ve epikateşin gibi bileşikler, kanser hücrelerinin gelişimini önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda yeşil çay, hücrelere zarar veren serbest radikalleri önlemeye de yardımcı olur.

Çin Tıbbı Dergisinde 2008 yılında yayınlanan kanseri önleme ile ilgili çalışmalar, yeşil çayın gastrointestinal, meme, akciğer ve prostat kanserleri üzerinde koruyucu etkilerini ortaya koymaktadır. Ancak, daha ileriye dönük çalışmalara da ihtiyaç vardır. Anti-kanser meyveleri olan yeşil çaydan günde 3 ile 4 bardak içilmelidir. Hatta doktora danıştıktan sonra yeşil çay özleri kullanılabilir.

3 – Kansere karşı koruyan yiyecekler: Domates:

Sulu bir meyve olan domates, likopen için iyi bir kaynaktır ve kanserle mücadelede yardımcı olan güçlü bir antioksidandır. Likopen bağışıklık sistemini güçlendirir ve hücreleri hasardan korur. Aynı zamanda, anormal hücre büyümesinin durdurur. Buna ek olarak, vücutta serbest radikal hasarı önlemek için A, C ve E vitamini bakımından iyi bir kaynaktır.

Beslenme Bilim ve Vitaminology Dergisi’nde 2013 yılında yayınlanan bir çalışmada, araştırmacılar tarafından hem çiğ ve hem de pişmiş domates ile domates bazlı ürünlerin erkeklerde prostat kanserine yakalanma olasılığının düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, domates meme, akciğer ve mide kanseri riskini azaltmada da etkilidir.

Bu yüzden günlük olarak 1 bardak dilimlenmiş domates tüketmek önerilmektedir. Domatesin anti-kanser yardımlarından maksimum faydalanmak için, aynı zamanda diyet programı içinde domatesi sos, salça ve meyve suyu olarak kullanmak gerekmektedir.

4 – Kanserden koruyan bitkiler: Yaban mersini:

Yaban mersini kanserle savaşan bitkisel besinler ve antioksidanlar açısından çok zengindir. Yaban mersini meyveleri, hücrelere zarar veren ve kanser dahil birçok hastalıklara yol açan serbest radikalleri nötralize etmek için yardımcı olur. Ayrıca, yaban mersini kanser riskini düşürmek için etkili olan C ve K vitamini, manganez ve lif içerir.

Tıbbi Kimya dergisinde Antikanser Maddeleri yayınlanan 2013 yılındaki bir çalışmada, anti-kanser meyve olarak yaban mersini desteklenmiştir. Aynı zamanda klinik öncesi yapılan çalışmalar, yaban mersini meyvelerini kanser önleyici yeteneğini vurgulamak açısından daha fazla ihtiyaç olduğunu belirtmiştir.

Bu meyveler ağız, yumurtalık, kolon, karaciğer, prostat, akciğer, cilt ve meme kanseri de dahil olmak üzere farklı tipteki kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.

Anti-kanser yaban mersini meyveleri, günlük olarak ½ yemek kaşığı taze ya da 1 fincan dondurulmuş şeklinde kullanılmalıdır.

5 – Kanserden koruyan besinler: Zencefil:

Zencefil, aynı zamanda, değişik kanser türlerinin riskini azaltmaya yardımcı olur. İçerdiği antioksidan özelliği sayesinde kanserli hücrelerin büyümesini engeller.

BMC Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp dergisinde yayımlanan 2007 yılındaki bir çalışmada, yumurtalık kanseri ile mücadele için teşvik edici etkisi olduğu gösterilmektedir. Bu özelliği sayesinde büyüyen kanseri bloke ederek, hastalığın yayılma kabiliyetini sınırlamaya faydalı olur.

Ayrıca, Beslenme British Journal of yayınlanan 2012 yılındaki bir çalışmada, zencefil prostat kanserini önlemede de etkili olduğu bulunmuştur.

Bu süper besin, kolorektal, akciğer, göğüs, deri ve pankreas kanserleri başlamasını da önleyebilir. Tedavi için, günlük 2-3 bardak zencefil çayı içmek ve yemek gerekir. Ancak, bir takviye almak istenmesi durumunda her zamanki gibi bir doktora danışmak önerilmektedir.

6 – Kansere karşı şifalı bitkiler: Sarımsak:

Sarımsak çeşitli kanser riskini azaltmak için yararlı olabilir. İçerisinde her biri kükürt ve arjinin olmak üzere oligosakaritler, flavonoidler ve selenyum gibi bileşenler bulundurur. Düzenli sarımsak alımı kanserli hücre büyümesinin ilerlemesini yavaşlatabilir.

Amerikan Kanser Araştırma Derneği tarafından 2013 yılında yapılan bir çalışma, çiğ sarımsak tüketimi ile akciğer kanseri arasında koruyucu bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır.

Ayrıca, Klinik Beslenme dergisinde American Society for yayınlanan 2000 yılındaki bir çalışma, yüksek miktarda çiğ ya da pişmiş sarımsak alımının, mide ve kolorektal kanserlere karşı koruyucu bir etki kazandırdığını belirtmiştir.

Anti-kanser faydaları için, çiğ ve pişmiş sarımsak ile sarımsak takviyesi daha etkilidir. Yani, bu ölümcül hastalığı önlemek için sarımsak yemeye başlamak gerektiği önerilmektedir.

7 – Kanseri önleyen gıdalar: Ispanak:

Ispanak lutein (organik renklendirici) bakımından zengin bir kaynaktır ve vücudu kansere karşı korumada önemli bir rol oynayan bir antioksidandır. Buna ek olarak, ıspanak içerdiği zeaksantin ve karotenoidler ile serbest radikal hasarına karşı vücudu korumak için yardımcı olur. Ayrıca ıspanakta bulunan beta-karoten, A vitamini, folat ve lif de kanseri önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Ağız, yumurtalık, akciğer, rahim, kolorektal, özofagus ve mide kanserlerine karşı koruyucu özelliğine karşı bu koyu yeşil yapraklı sebzenin düzenli alımı önemle tavsiye edilmektedir. Bu yüzden, haftada birkaç kez 1 fincan ıspanak yenmesi gerekir. Ispanak, salata, çorba ya da karışık sebze suyuna eklenebilir. Ispanak vücutta demir ve kalsiyum emilimini engelleyebilir. Oksalik asit yüksek olmasına neden olması dolayısıyla ıspanak yerken, bir bardak portakal suyu ya da domates suyu içmek gerekmektedir.

8 – Kanseri önleyen meyveler: Nar:

Anti-kanser faydaları olan başka bir süper meyve olan nar, içeriğinde yüksek miktarda antioksidan bulundurur. Bu sulu meyve ayrıca hücresel biyokimya modüle yardımcı olan fenoller, flavonoidler, antosiyaninler ve tanenlerden oluşan bir karışıma sahiptir. Nar içeriğindeki polifenoller ile özellikle kanser oluşmasında ve ilerlemesinde rol alan çeşitli biyolojik olayları kontrol altında tutmak için yardımcı olur. Nar, meme, kolon, karaciğer, deri ve prostat kanseri riskini azaltmada oldukça etkilidir. Kanser ile mücadele için, nar suyu içmek ya da meyve salatasına ve tahıllara ekleyerek bu meyveyi tüketmek önerilebilir.

9 – Kansere karşı koruyan yiyecekler: Ceviz:

Kanser riskini azaltan başka bir süper besin olarak ceviz önerilebilir. Ceviz, sağlıklı polifenoller ve antioksidan özellikleri ile birlikte iyi miktarda fitokimyasallar içerir. Aynı zamanda ceviz, ellagitannins, gama-tokoferol, ve alfa-linolenik asit gibi anti-kanser bileşikleri bakımından oldukça zengindir.

Kanser Araştırma çalışma için 2012 yılında Amerikan Enstitüsü, cevizin hayvanlarda meme kanserini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, prostat ve cilt kanseri riskini de azaltabildiğini de açıklamıştır. Bunun için, günlük anti-kanser meyvesi olan 7 kabuklu ceviz yemek tavsiye edilmektedir. Bunun yanı sıra salatalar, çorbalar ya da hazırlanan kokteyllerin içine ceviz eklenebilir.

10 – Üzümler:

Üzümler ve yanı sıra üzüm çekirdeği ekstreleri, anti-kanser avantajlar sağlayan, antioksidan bakımından zengin bir meyvedir. Üzüm anti-enflamatuar özellikleri sayesinde, kanserin iki ana nedeni olan kronik oksidatif stres ve kronik enflamasyonu önlemek için etkilidir.

Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi’nde yayınlanan 2005 tarihli bir çalışmaya göre, misket üzümlerinde bulunan polifenoller, anti-kanser özellikleri sergilemektedir.

Ayrıca, Beslenme Dergisi’nde yayımlanan 2009 yılındaki bir çalışmada, üzüm ve üzüm bazlı ürünlerin içeriğinde çeşitli anti-kanser maddelerinin mükemmel kaynakları olduğu sonucuna varılmıştır. Tedavi için, günlük bir bardak üzüm tüketmek önerilmektedir. Ancak, üzüm çekirdeği ekstresi almak istenmesi durumunda, doğru doz kullanmak için doktora danışmak gerekmektedir.

Devamını Oku

Zona Hastalığına Ne İyi Gelir: Zonaya İyi Gelen Yiyecekler

İyi Gelen Yiyecekler kategorisine 20 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 6.939 defa okundu

Zona Hastalığına Ne İyi Gelir: Zonaya İyi Gelen Yiyecekler

zonaya iyi gelen yiyecekler

zonaya iyi gelen yiyecekler

Zona neden olur?

Zona ağrılı ve iltihaplı bir cilt hastalığıdır. Cildin üzerinde viral bakteriler nedeni ile lezyonlar oluşur. Bu lezyonlar ağrı ve sancı ile şiddetli kaşıntı hissine neden olabilir. Ancak en sık görülen belirtisi acıma ve ağrı hissidir. Bazı durumlarda ağrı hissi çok yoğun olabilir. Zona durumunda bitkisel çözümler uygulanabilir. Ancak tam tedavi için mutlaka bir cilt doktoruna danışılması önerilir. Ayrıca beslenme düzenine de dikkat edilmelidir. Beslenme düzeninde uyulması tavsiye edilen öneriler şunlardır:

Zonaya ne iyi gelir: Zona hastalığına bitkisel tedavi

1.) Zonaya iyi gelen yiyecekler: Lizin içeren besinler

– Zona için en etkili besinlerden ilki lizin içeren besinlerdir. Bu madde oldukça faydalı bir amino asittir. Özellikle soya ürünleri, fasulye, et ürünler, yumurta ve yeşil sebzelerin beslenme düzenine mutlaka eklenmesi önerilir.

2.) Zonaya iyi gelen besinler: B 12 vitamini açısından zengin gıdalar

– B 12 vitamini zona belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kutlaka yeterli miktarda alınması gerekir.

– B 12 vitamini açısından zengin olan gıdalar; kabuklu deniz ürünleri, süt ürünleri, et ve et ürünleri tüketilebilir. Bu vitamin besinlerden yeterli olarak alınamıyorsa takviye olarak da alınabilir. Ancak takviye olarak alınmadan önce mutlaka bir doktora danışılması önerilir.

3.) Zona için ne yemeli: E vitamini açısından zengin besinler

– Cilt sağlığının korunmasına yardımcı olan temel besinlerden biri de E vitaminidir. Cildin onarılmasına yardımcı olduğu için zona tedavisinde de önerilir. İyileşme sürecini hızlandırır.

– E vitamini açısından zengin olan gıdalar; mango, ıspanak, domates, badem gibi besinler mutlaka tüketilmelidir.

– E vitamini takviye olarak alınabilir. Ancak yine doz için mutlaka doktora danışılmalıdır.

4.) Zonada beslenme: C vitamini ve çinko

– C vitamini ve çinko açısından zengin besinlerin tüketilmesi de zona belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. C vitamini aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesine de yardımcı olur.

– Özellikle biber, limon, portakal, brokoli gibi C vitamini açısından zengin gıdalar tüketilebilir. Çünkü içeren besinler; yeşil sebzeler, tam tahıllı gıdalar ve kabuklu deniz ürünleri ile tavuk da beslenme düzenine eklenmelidir.

5.) Su tüketimi

– Zona tedavisinde su tüketiminin mutlaka artırılması gerekir. Su tüketiminin artırılması cilt sağlığının korunmasına yardımcı olur. Cilt hücrelerinin kendini yenilemesini teşvik eder. Aynı zamanda cilt dokularına giden oksijen miktarını artırır.

– Her gün 16 bardak kadar su içilmesi tavsiye edilir. Sıvı tüketiminin artırılması için diğer sağlıklı içecekler de beslenme düzenine eklenebilir. Kafeinli, alkollü ya da gazlı içecekler yerine sebze suları ve meyve suları tüketilebilir. Bitkisel çaylar da içilebilir.

Zona hastalığına iyi gelen besinler ve diğer öneriler:

– Zona durumunda cildin nemli tutulması gerekir. Bu nedenle hem ağrıları hafifleten hem de cildi nemli bırakan bir krem ya da merhem kullanılabilir.

– Ağrılar dayanılmaz olabilir. Bu durumda ağrı kesici ilaçların da kullanılması önerilir. Ancak ilaç seçimi ve doz konusunda mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

– Zona genellikle yoğun stres ve kaygı durumunda oluşur. Bu nedenle stres seviyelerinin mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Bunun için ise düzenli olarak yoga ve meditasyon egzersizleri yapılabilir. Ayrıca nefes egzersizleri ile sevilen hobilere zaman ayrılması da önerilir. Strese neden olan kişi ve durumlardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Zona oldukça sancılı ve zor bir cilt hastalığıdır. Sinir ucu iltihabı olarak da bilinen zona için tüm bu bitkisel çözümler ve öneriler uygulanabilir. Beslenme düzenine uyulması kişinin rahatlamasını ve belirtilerinin azaltılmasını sağlar. Ancak kesin tedavi değildir. Tedavi için mutlaka en kısa zamanda sağlık kuruluşuna danışılmalıdır.

Devamını Oku

İltihabı Azaltmak İçin Ne Yapmalı: İltihap Azaltıcı Besinler

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Nisan, 2016 tarihinde eklendi, 637 defa okundu

İltihabı Azaltmak İçin Ne Yapmalı: İltihap Azaltıcı Besinler

iltihap azaltıcı besinler

iltihap azaltıcı besinler

İltihap nasıl atılır?

Anti enflamatuvar gıdalar vücuttaki iltihabın yani inflamasyonun azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca enfeksiyon oluşumu da azaltır. Kızarıklıkları ve var olan iltihabı azaltmak için beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Bazı besinler özellikle beslenme düzenine eklenmelidir:

İltihap kurutmak için bitkisel çözüm: İltihabı kurutan bitkiler ve besinler

1. İltihabı azaltan yiyecekler: Omega 3 yağ asitleri açısından zengin gıdalar

– Omega 3 yağ asitleri içeren gıdalar iltihap kurutucu özellikler gösterir. Özellikle beslenme düzenine eklenmesi önerilir.

– Omega 3 yağ asitleri içeren somon ve ton balığı ile keten tohumu düzenli olarak tüketilebilir. Ayrıca ceviz, kaju fıstığı, fıstık gibi kuruyemişler de önerilir.

2. İltihap nasıl geçer: Lif açısından zengin gıdalar

– Lif açısından zengin olan gıdalar da iltihap durumunda önerilen besinler arasındadır. İltihabın daha hızlı kuruması için lif açısından zengin olan taze sebzeler, meyveler ve kepekli tahıllar tüketilmelidir. Ayrıca bu besinler C-reaktif protein seviyesinin azaltılmasında da etkilidir.

– Kızarıklığa neden olan iltihabın azaltılmasını sağlarken iltihabı da hafifletir.

3. İltihaba iyi gelen sebze ve meyveler: E vitamini açısından zengin besinler

– E vitamini içeren gıdaların tüketilmesi iltihabın neden olduğu şişliklerin azaltılmasını sağlar. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, E vitamini açısından son derece zengindir.

– Ispanak, brokoli ve diğer koyu yeşil sebzeler kalsiyum açısından da zengindir. Demir de içeren besinler; içerdiği bu besin öğeleri ile iltihabın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

4. İltihap kurutucu meyveler: Apigenin açısından zengin gıdalar

– Apigenin maddesi vücuttaki iltihabı azaltmada son derece etkili olan bir maddedir. İltihap ve var olan kızarıklıkların azaltılmasına yardımcı olur.

– Anti enflamatuar özellikleri olan kereviz mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Her gün düzenli olarak tüketilmese de haftada 2 kez tüketilmesi önerilir.

5. Kapsaisin içeren besinler

– Kapsaisin acı biberde bulunan bir enzimdir. Acı biber genellikle yemeklere tat katmak için kullanılsa da var olan inflamasyonun azaltılmasında da etkilidir.

– Kırmızı acı biber yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir. Alternatif olarak bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı kırmızı acı biber eklenerek tüketilebilir. Düzenli olarak tüketilmesi iltihabın kısa sürede azaltılmasına yardımcı olur.

6. Likopen açısından zengin gıdalar

– Likopen genel sağlık için gerekli besinlerden biridir. Aynı zamanda iltihap ve kızarıklıkların da azaltılmasını sağlar.

– En iyi likopen kaynağı domatestir. Domates vücutta inflamasyonun azaltılmasına yardımcı olur. Aynı zamana antioksidanlar açısından da zengindir. Vücuttaki toksinlerin ve zararlı mikroorganizmaların dışarı atılmasını hızlandırır.

– Domates yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir.

7. İsoflovanların açısından zengin besinler

– İsoflovan içeren  gıdalar da inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Bu besin öğesini içeren en zengin kaynak soya ürünleridir. Tofu ve soya ürünleri mutlaka beslenme düzenine eklenmelidir. Ancak işlenmiş soya ürünlerinden uzak durulması önerilir. Şekersiz besinler tüketilmelidir.

8. İltihap söktürücü yiyecekler: Probiyotikler

– Probiyotiklerin tüketilmesi vücuttaki zararlı bakterilerin ölmesine yardımcı olur. Bu nedenle iltihap tedavisi için de önerilir.

– Her gün düzenli olarak birkaç kase yoğurt tüketilebilir. Yoğurt sindirim sistemi için de son derece etkili bir besindir.

9. Oleocanthal besinler

– Zeytinyağına tadını veren oleocanthal adı verilen bir maddedir. Bu madde şişlikleri ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca iltihabın neden olduğu ağrıları da azaltır.

– Zeytinyağı yemek ve salatalara eklenerek tüketilebilir.

10. İltihap azaltıcı besinler: Antosiyaninlerin yiyecekler

– Karpuz gibi antosiyanin içeren besinler de iltihabın azaltılmasında etkilidir. İnflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Karpuz, ahududu ve yaban mersini düzenli olarak tüketilebilir.

Tüm bu besinler iltihap tedavisi için önerilir. Beslenme düzenine mutlaka eklenmesi önerilir.

Devamını Oku

Şeker Hastaları Ne İçmeli: Şeker Hastalarına Öneriler

Besinler ve Faydaları kategorisine 21 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 1.335 defa okundu

Şeker Hastaları Ne İçmeli: Şeker Hastalarına Öneriler

şeker hastalarına öneriler

şeker hastalarına öneriler

Şeker hastaları nasıl beslenmeli?

1. Şeker hastalığına iyi gelen içecekler: Kahve:

– Şeker hastalarına önerilen içeceklerden ilki kahvedir. Kolesterol ve kan şekeri düzeylerini dengelerken aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olur.

– Kahve; vanilya özü, hindistan cevizi ya da tarçın eklenerek tüketilebilir.

2. Şeker hastaları ne içebilir: Çay:

– Şekersiz çay da önerilir. Çay içerisindeki bileşenler ile kardiyovasküler hastalıklara yol açan serbest radikallerin azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca antioksidanlar açısından da zengindir.

– Siyah çayın yanı sıra yeşil çay da düzenli olarak günde 3 kez tüketilebilir.

3. Şeker hastaları ne içer: Süt:

– Süt de şeker hastalarına önerilen besinlerden biridir. Ancak şekersiz olarak tüketilmesi önerilir.

– Süt içerdiği D vitamini ve kalsiyum ile diyabetik diyetler içine mutlaka dahil edilmesi gereken bir içecektir. Yağsız bir fincan sütte yaklaşık 12 gr karbonhidrat ve 80 kalori vardır.

4. Şeker hastalarının su tüketimi:

– Su tüketimi mutlaka artırılmalıdır. Vücudun nemli tutulmasına yardımcı olan su aynı zamanda kandaki şeker düzeylerini de dengeler.

5. Şeker hastaları meyve suyu: Elma suyu:

– Elma suyu içerdiği lifler ile sindirim sistemini geliştirir. Aynı zamanda mide ve bağırsakları yumuşatır. Kandaki şeker oranını dengelediği için mutlaka diyabet hastalarının beslenme düzenine eklenmesi önerilir.

6. Şeker hastaları meyve suyu: Greyfurt suyu:

– Şeker hastalarına önerilen bir diğer içecek greyfurt suyudur. Şeker seviyesini azaltma yeteneğine sahip olduğu için, her zaman doktorlar tarafından da diyabetik hastalar için tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olur.

7. Kudret narı suyu:

– Şeker hastaları için önerilen içecekler arasında kudret narı suyu da vardır. Bu bitki birçok sağlık sorunu için önerilir. Hormon düzeylerini ve glikoz veya insülin seviyelerini dengeler. Hücre yapısının da korunmasını sağlar.

8. Diyabetliler için meyveler: Havuç suyu:

– Havuç A vitamini açısından zengin bir besindir. Aynı zamanda içerdiği diğer enzimler ile obezite riskini azaltır ve kilo vermeye yardımcı olur. Şeker seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğu için şeker hastalarına da önerilir.

9. Salatalık suyu:

– Salatalık suyu cilt bakımında sindirim sağlığına kadar her alanda önerilir. Diyabet belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur.

– Her gün salatalık suyu ya da salatalık tüketilebilir. Salatalık A vitamini, B 1 vitamini, B 2 vitamini, C vitamini içeriği ile genel sağlık açısından da son derece faydalıdır.

Şeker hastaları ne yememeli ve ne içmemeli:

– Alkol

– Meyve suyu

– Gazoz

– Enerji içecekleri

Alkollü besinler kan şekeri oranını artırır bu nedenle kesinlikle uzak durulmalıdır. Meyve suları ise, çok şekerli meyvelerin suyunun tüketilmesi önerilmez. Gazoz gibi gazlı içecekler ile enerji içecekleri de yüksek miktarda şeker içerir.

Diyabet durumunda beslenme düzenine çok dikkat edilmelidir. Tüm bu önerilen içeceklerin beslenme düzenine eklenmesi önerilir. Ayrıca sakıncalı olan içeceklerden ise kaçınılmalıdır. Beslenme düzeninde ise bazı değişiklikler yapılması önerilir. Genel olarak çok şekerli ve yağlı besinler tüketilmemelidir. Daha çok haşlama sebze ya da taze meyvelerin tüketilmesi önerilir. Şeker ihtiyacı tatlı meyvelerden karşılanabilir. Diyabet durumunda doktor ve ilaç tedavilerine uyulmasının yanı sıra bir diyetisyene başvurularak uygun bir diyet programı da hazırlanabilir. Ayrıca fazla kilolardan da kurtulmak gerekir. Bu nedenle beslenme düzenindeki değişiklikler ile birlikte düzenli bir egzersiz programı da uygulanabilir. Düzenli egzersiz, kan akışının artmasını sağlayarak dokulara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Bu şekilde hem genel sağlık korunmuş olur hem de diyabet belirtileri hafifletilir. Şeker hastalığı oldukça ciddi bir hastalıktır ve ciğer ciddi hastalıkların tetiklenmesine neden olabilir. Bu nedenle mutlaka kontrol ve tedavi altında tutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Devamını Oku

Karnabahar Ne İşe Yarar: Karnabaharın Faydaları

Besinler ve Faydaları kategorisine 12 Şubat, 2016 tarihinde eklendi, 646 defa okundu

Karnabahar Ne İşe Yarar: Karnabaharın Faydaları

karnabaharın faydaları

karnabaharın faydaları

Karnabahar nelere faydalıdır:

Karnabahar günümüzde seveni kadar sevmeyeni de olan, diğer sebzelere göre sofrada daha az görülen birçok besin maddesi içeren bir sebzedir. Karnabaharla ilgili bilinmeyen şey ise çok eski zamanlardan bu yana geleneksel tıp tedavilerinde sık sık kullanılmasıdır. İçerisindeki bileşenler birçok sağlık sorununun tedavisinde etkili çözümler elde edilmesini sağlamaktadır. Özellikle cilt ve saç sağlığı için son derece etkili olan karnabaharın bu özelliği içerisindeki kükürtten gelmektedir. Diğer sebzelerle karşılaştırıldığında yüksek oranda kükürt içerdiği görülür. Kükürt ile saç ve cilt sağlığı korunduğu gibi aynı zamanda karaciğer toksinler etkisiz hale getirmesi kolaylaştırılır.

Karnabahar nelere iyi gelir: Karnabahar faydaları nelerdir?

Karnabaharın vücut sağlığına faydaları şu şekilde sıralanabilir:

1 – Karnıbaharın yararı: Anti-enflamatuar özellikleri:

Besin maddeleri açısından zengin olan karnabaharın cilt ve saç sağlığı için önemli olmasının nedeni etkili anti-enflamatuar özelliğidir.

Bu anti-enflamatuar özelliği ile birçok sağlık sorununun tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Örneğin; eklemlerdeki artrit hastalığın ana nedeni kronik inflamasyondur ve bu inflamasyonu inhibe etmeye yardımcı olacak bileşenleri karnabahar içerisinde barındırmaktadır. Aynı zamanda artrit tedavisi için gerekli olan K vitamini ve omega-3 yağ asitleri açısından da oldukça zengin bir sebzedir.

2 – Karnabahar neye iyi gelir: Yüksek antioksidan içermesi:

Karnabahar içerisinde “phytonutrients” adlı bir bileşen içerir. Bu bileşen ve içerisindeki beta-karotenlerin sayesinde düzenli olarak karnabahar tüketmek vücuttaki serbest radikallerin yok edilmesini sağlar. Serbest radikaller insan sağlığı için en tehlikeli bileşen sınıflarından bir tanesidir. Antioksidanlar ile temizlenen bu bileşen sınıfı temizlenmediği takdirde vücutta kansere ve kardiyovasküler sorunlara yol açabilir. Kişilerin özel olarak kullandığı antioksidan ilaçların yerine en sağlıklı olanı düzenli karnabahar tüketimidir.

3 – Karnabahar faydaları: Sindirime yardımcı olur:

Karnabahar diğer sebzelere oranla içerisinde barındırdığı yüksek lif içeriği ile sindirimi de kolaylaştıran bir besindir. Lif içeriği bağırsakların ve karaciğerin verimli çalışmasını sağlar. Bağırsaklardaki zararlı bileşenlerin boşaltım sistemi ile atılmasına katkı sağlar. Sindirim sistemindeki düzen ile kişinin metabolizma hızı da artar. Bu sayede vücudun dayanıklılığı artar ve birçok hastalığa yakalanma riskinde de azalma görülür. Aynı zamanda bu sebzede bulunan “glucoraphanin” adındaki bileşenin midedeki zararlı bakterileri yok ettiği düşünülmektedir. Ancak son çalışmalara rağmen bu etkisi hala daha kesin olarak kanıtlanamamıştır.

4 – Hamilelikte karnabahar tüketimi:

Hamilelik dönemindeki, içerisindeki folat (B9 vitamini) ile bebeklerin anne karnındaki güvenliğini arttıran ve aynı zamanda fiziksel olarak sağlıklı gelişimleri destekleyen bir yapıya sahiptir. B vitamini açısından da zengin olması nedeniyle doktorlar tarafından özellikle önerilen bu sebzenin en etkili tüketim biçimi haşlanarak tüketilmesidir.

5 – Karnabahar kilo verdirir mi?

Karnabahar kilo vermek için hazırlanan beslenme planlarının mutlaka içermesi gereken besinler arasında yer almaktadır. Karnabaharın içerisindeki lif kilo vermeyi sağlayan en önemli etkenlerden bir tanesidir. Sindirimi ve dolaylı olarak metabolizma hızını arttıran lif ile kişini günlük yaktığı kalori daha fazla olur ve kişi enerjik hisseder. Bu durum spor yapmaya da uygun bir ortam hazırlar. Dolayısıyla kişinin kilo vermesi çok daha kolay bir hal alır.

Özellikle haşlanmış lahana tüketmek hem kalori yakımını arttıracak hem de kişinin uzun süre tok hissetmesini sağlayacaktır.

6 – Karnıbaharın vücuda faydaları: Bağışıklık sistemini ve kemikleri güçlendirir:

Karnabahar tüketmenin sağlığa faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi de bulunmaktadır. Bu bitkisel ürünün içerisindeki yoğun kalsiyum, selenyum ve fosfor bileşenleri kemiklerin güçlendirilmesini sağlar. Selenyum içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra vücudun sıvı dengesini korumasını da destekler. Sodyum içeriği ile de kan bileşenlerinin dengelenmesine yardımcı olur. Haftada 3 ya da 4 kez haşlanmış karnabahar tüketilmesi önerilir.

7 – Kanserine yakalanma olasılığını azaltır:

Karnabaharın düzenli olarak tüketilmesi çeşitli kanser türlerine yakalanma olasılığını önemli ölçüde düşürebilir. Bu tür sebze ve meyveleri düzenli olarak tüketen insanlarda birçok kanser türünün görülme riskinin düşük olduğu yapılan araştırmalar ile görülmüştür.

Karnabaharın özellikle haşlanarak tüketilmesi bu etkisini da etkin bir şekilde gösterecektir.

Karnabaharın engellediği konusunda belirtilere rastlanan kanser türleri şu şekilde sıralanabilir:

– Meme kanseri

– Mesane kanseri

– Yumurtalık kanseri

Karnabaharın içerisinde bulunan karotenoidler, sulforaphane ve indol-3-karbinol gibi birkaç fitokimyasal içeren bileşenler bozulan DNA’ların onarımına ve serbest radikallerin yok edilmesine yardımcı olur.

8 – Detoks etkisi gösterir:

Ayrıca karnabaharın içerisindeki antioksidan ve antiseptik bileşenler detoks etkisi gösterir. Vücudun içerisinde ve cilt üzerinde görülebilecek iltihaplanmalar ve tahrişlerin temel etkeni toksinlerdir. Bu toksinlerin sık sık vücuttan atılması gerekmektedir. Aksi takdirde ciddi hastalıkların görülme riski bir hayli yüksek olur. Bu toksinlerin vücuttan atılması ise detoks etkisi gösteren antioksidan ve antiseptik bileşen açısından zengin besinler sayesinde olur. Karnabahar da bu besinlerden bir tanesidir. Özellikle, karnabahar çiçeğindeki glucosinolates ve thiocyanates maddeleri karaciğerde biriken toksinlerin boşaltım sistemi ile dışarı atılmasına katkı sağlamaktadır. Toksinlerin mutasyonu ile görülen ve kanser oluşumuna yol açabilen toksinlerin düzenli olarak vücuttan atılması için haftalık beslenme planına en az 3 ya da 4 öğün karnabahar eklenmesi gerekmektedir.

9 – Felç ve kalp hastalıklarını önler:

Anti-enflamatuar özellikleri sayesinde karnabahar tüketen kişilerin damarlarının içinde oluşabilecek enflamasyonların riski düşer. Bu durum iltihaplanmanın ve lenf sistemi üzerinde görülebilecek istemsiz bozunmaların önüne geçer. Kılcal damarlar ile lenf ve omurilik üzerinde etki gösteren karnabahar. Kişinin felç geçirme riskini bir hayli düşürür. Gerekli etkenlere karşı vücudun çok daha dayanıklı olması sağlanır.

Damarların içerisindeki yoğunluğun ve çeperlerin daralmasına neden olan maddelerin yok olmasını sağlayan bileşenlere sahip olan karnabaharın kalp hastalığına yakalanmamak için tüketilmesi gerekir. Hatta doktorlar kalp hastalığı geçirmiş olan insanların da haftada en az 3 ya da 4 öğünde lahana tüketmesini önermektedir.

10 – Yaşlanma belirtilerini azaltır:

Karnabahar aynı zamanda yaşlanma belirtilerini de azaltan etkilere sahiptir. İçerisindeki lif deposu cildin sürekli yenilenmesine ve yenilenerek gergin kalmasına yardımcı olur. Tüketilerek de bu etki az da olsa sağlanır. Ancak yaşlanma belirtilerini azaltıcı etkisinin en verimli şekilde elde edilişi doğrudan cilt üzerine uygulanışı ile sağlanır.

Karnabahar haşlandıktan sonra yaprak yaprak ayrılarak ılınması beklenir. Cilde zarar vermeyecek kadar soğuduktan sonra kırışıklık olan ya da olabilecek bölgelere yerleştirilerek 2 saat kadar bu bölge üzerinde bekletilir. Genellikle gece yatmadan önce yüz bölgesine yapılması tercih edilmektedir. Ancak tabii ki kalça, karın ve diğer tüm bölgeler için de kullanılabilir.

11 – Şeker hastaları için sağlıklıdır:

Bu sebze düşük glisemik indeksi ve düşük karbonhidrat içeriği içerdiği ile şeker hastalığı olan insanlar tarafından rahatlıkla yenebilir. Doyurucu ve çeşitli tarifleri ile şeker hastaları için en ideal besin olarak kabul edilebilir.

Devamını Oku

Diyabet Hastalarına Öneriler: Şeker Hastaları İçin İçecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 5.806 defa okundu

Diyabet Hastalarına Öneriler: Şeker Hastaları İçin İçecekler

şeker hastaları için içecekler

şeker hastaları için içecekler

Diyabet hastalarında beslenme:

“Diyabet mellitus” olarak da bilinen diyabet hastalığı dünya genelinde çok sık rastlanan bir sağlık sorunudur. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, böbreklerin şeker dengesini sağlayamaması demektir. Diyabet hastalığı “tip-1 diyabet” ve “tip-2 diyabet” olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki diyabet türünde de vücudun şeker kullanamaması esastır. Ancak bu şekerin kullanılamamasının temelindeki neden diyabeti ikiye ayırır:

Tip-1 diyabet; Çok sık rastlanmayan bu diyabet tipi temelinde diğer diyabet türü ile aynı şekilde şekerin vücut tarafından kullanılamaması olarak nitelendirilir. Ancak şekerin kullanılamama nedeni daha farklıdır. Şeker tüm vücut fonksiyonlarının devam etmesi için gerekli olan, yakılarak enerjisi ile hayati faaliyetlerin devam ettiği temel yapı taşıdır. Bu şekerin vücuttaki kullanım şekline glikoz denir. Glikozun yakılarak vücut için kullanılması gerekir. Glikozun yakımı ise pankreasta üretilen insülin hormonu ile sağlanır. Ancak diyabet hastaları şekeri verimli şekilde yakamaz. Bunun nedeni de insülindir. Tip-1 diyabet hastalarının pankreasındaki insülin üretiminden sorumlu beta hücreler zarar gördüğü için insülin üretilemez. Bu durumda kişi şekeri yakamaz ve beyin dahil tüm organlar verimli çalışmak için yeterli enerjiyi bulamazlar. Tip-2 diyabette ise insülin üretiminde sorun yoktur, ancak üretilen insülin besinler ile alınan glikozu yakamaz.

Dünya genelinde rastlanan diyabet vakalarının yaklaşık %90 kadarı tip-2 diyabetidir. Genel olarak insülin üretmeyen insan sayısı çok azdır. İnsülin genel olarak üretilir ama üretilen insülinin kullanılamaması çok daha yaygın bir durumdur.

Şeker hastalığına iyi gelen içecekler:

Tip-2 diyabet türüne sahip kişilerin yapabileceği en iyi hareket sağlıklı yiyeceklerin tüketilmesidir. Bu diyabet tipinin özellikle kalori ve karbonhidrattan uzak durması gerekmektedir. İki temel yapı taşı kişinin şeker alımını arttırdığı anlamına gelir. Şeker alımının artması da diyabet hastaları için tam bir felakettir. Şeker tüketimi mümkün oldukça azaltılmalıdır. Diyabet hastaları için üretimi gerçekleştirilen özel tatlandırıcılar ile yemeklere lezzet katılabilir. Tabii ki gerçek şekerle bir olmasa da en azından tüketilecek besinin tadının yavan olmasını engeller. Böbreklerin insülin üretilmemesi durumunda şekeri süzgecinden geçirmesi son derece yorulmasına neden olur. Dolayısıyla şeker yerine tatlandırıcı tüketilerek sindirim kolaylaştırılır.

Tabii ki şeker tüketimi tamamen sıfıra indirilmemelidir. Örneğin bir bardak az yağlı süt içerisine 1 çay kaşığı şeker eklenerek tüketilebilir. Ancak 1 çay kaşığı şekerin 5 mg karbonhidratla eşdeğer olduğu bilinmelidir. Ne kadar çok karbonhidrat alınırsa böbrekler o kadar zorlanır ve kişinin diyabetik sorunlar baş gösterir.

Şeker hastalarının tüketmesi faydalı olan bazı içecekler vardır. Bu içecekler kişinin kanındaki şeker oranını şekeri içinde çözerek azaltacağından diyabet hastalarının tüketmesi son derece faydalıdır.

Şeker hastaları ne içebilir:

Diyabet hastalarının tüketmesi faydalı olan içecekler şu şekilde sıralanabilir:

– Kahve

– Çay

– Süt

– Su

– Elma suyu

– Greyfurt suyu

– Labak suyu

– Havuç suyu

– Salatalık suyu

1 – Şeker hastaları kahve içermi?

Tüm diyabet hastalarının bilmesi gereken bir püf nokta, kahvenin son derece faydalı bir içecek olduğudur. Özellikle tip-2 diyabet hastalarının mutlaka her gün kahve içmesi gerekmektedir.

Ancak kahvenin hazırlanışına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Tabii ki şekersiz kahve sağlığa zararlıdır ve kan basıncını arttırarak kişide çarpıntı olmasına neden olabilir. Ancak diyabet hastalarının de şeker tüketmemesi gerekmektedir. Bu durumda en ideal çözüm kahve çok az miktarda şeker koymak ve sonrasında kahve hazırlandıktan sonra fincana tatlandırıcı atmak gerekmektedir. Kahve asla krema ve benzeri şeker açısından zengin bileşenler ile hazırlanmamalı ve karıştırılmamalıdır. Alternatif tatlar için kahvenin içerisine Hindistan cevizi, vanilya ve benzeri aromalar da 2 – 3 damla damlatılarak eklenebilir.

Uzmanlar, kahvenin içerisindeki minimum kalori ve sıfıra yakın karbonhidrat miktarı ile diyabet hastalarının ideal içeceği olduğunu söylemektedir.

2 – Şeker hastaları çay içebilirmi:

Şekersiz çay içimi son derece sağlıklıdır. Çay kahveye göre daha çok antioksidan içerir. Bu durum da kardiyovasküler hastalıklara neden olabilecek serbest radikal moleküllerin yok edilmesi için idealdir. Yeşil çay ve kahve özellikle tip-2 diyabete karşı koruyucu bir güç sağlayabilir. Yeşil çayın EGCG ve armonik insülin eylemlerini arttırmasının yanı sıra, kan şekeri düzeyleri dengeleyen “Theaflavin” içerir. Günlük olarak 5 – 6 bardak yeşil çay içen kişilerde tip-2 diyabet hastalığının görülmesi son derece düşük bir ihtimaldir.

Japonya’da bir araştırma şirketi yaklaşık 17.000 kişi içeren etkili bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, günlük 2-3 bardak kahve ya da 5-6 bardak yeşil çay içen erkeklerin içmeyenlere oranla %33’e varan oranlarda daha fazla yaşadığı görülmüştür. Aynı zamanda bu tüketimin %45 oranla diyabet hastalığından koruduğu da bir gerçektir.

Ancak, yeşil çayda da kan şekeri seviyesini artırma olanağı olan kafein vardır. Bu nedenle, tip-2 diyabetle mücadele etmek adına günde 5 – 6 bardak yeşil çay içmeden önce mutlaka doktora başvurulması gerekir. Diyabet hastalarına da hatırlatılmalı ve bu etkisine dikkat edilmelidir.

Yeşil çayın içerisindeki antioksidan bileşenler aynı zamanda vücutta biriken toksinlerin atılmasında detoks etkisi yaratır.

3 – Şeker hastalarına öneriler: Şeker hastaları süt içebilir mi?

Sütte bulunan karbonhidrat ve kalori miktarı azımsanacak seviyededir. Ancak bu seviyelerin yanı sıra süt gerçekten birçok besin maddesini içerisinde barındırır. Az yağlı sütler haftalık beslenme programına dahil edildiğinde aynı zamanda D vitamini ve kalsiyum açısından da eksikliklerin giderilmesini sağlar.

Özellikle tip-2 diyabet hastaları vitamin eksiklikler giderildikçe ve tedavide ilerlendikçe tamamen yağsız süt tüketmeye başlamalıdır. Bu şekilde hem kalori hem de karbonhidratın vücuda alındığı miktarlara azaltarak kişinin kendini sağlıklı ve din. Hissetmesini sağlar.

Genellikle diyabet hastalığına yakalanan insanlar süt içmek istemez. Sütün içerisindeki süt yağı ve laktik asidin diyabet için zararlı olmadığı bilinmelidir. Diyabet hastaları gönül rahatlığıyla süt içebilir. Ancak tabii ki süte şeker katmadan ve mümkünse az yağlı sütten tercih edilmesi son derece önemlidir.

4 – Su:

Su, vücuttaki tüm yapım, onarım ve yıkım işlerinin temel malzemesi olarak yer alır. Bu yüzden su içmeden yaşamak mümkün değildir. Kişinin damarlarının tıkanmasını engelleyen, dokular zedelendiğinde onların iyileşmesini sağlayan ve bunun yanı sıra hastalıklara karşı vücut direncini arttıran en önemli içecektir su.

Su içerek sindirim ve boşaltım sistemini temizlemek de mümkündür. Ancak bunun için bol su içilmelidir. Dünya genelinde yapılan araştırmalarda yetişkinlerin (20-40 yaş arası) günde az 8, en fazla ise 12 su bardağı su içmesi gerekmektedir. 3 litreden fazla içmek de su zehirlenmesine yol açabilir ve midedeki zehirlenme diğer zehirlenmelerin en berbat olanıdır.

Vücudun ¾’ü su ile kaplı olduğuna göre her gün mutlaka vücuda su takviyesi yapmak gerekmektedir.

Devamını Oku

Şeker Hastaları Ne Yemeli: Şeker Hastalarına Faydalı Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 29 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 3.282 defa okundu

Şeker Hastaları Ne Yemeli: Şeker Hastalarına Faydalı Yiyecekler

şeker hastalarına faydalı yiyecekler

şeker hastalarına faydalı yiyecekler

Şeker hastalığı için ne iyi gelir?

Şeker hastalığında beslenme düzeninde çok dikkat edilmelidir. Şeker seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olan meyveler ve sebzeler tüketilmelidir. Şeker hastalığına iyi gelen içecekler de mutlaka beslenme düzeninde olmalıdır.

Şeker hastaları için faydalı olan içecekler: Diyabete iyi gelen içecekler

1 – Diyabete iyi gelen meyve suları: Elma suyu:

Elma, çekirdeği ve kabuğu yüksek oranda detoks bileşen içeren son derece faydalı meyvelerden bir tanesidir. Ayrıca kan damarlarındaki toksinleri yok ederek var olan yetersiz insülinin yaklaşık % 35 oranında artmasına yardımcı olur.

 Ayrıca, elma beyin hücrelerinin (nöronların) da daha verimli çalışmasına yardımcı olur. Bu da kişinin organları ile beyni arasındaki bağı kuvvetlendirerek vücudun daha verimli çalışmasını sağlar.

İçerisindeki zengin B1 vitamini sayesinde diyabetli hastaların mutlaka tüketmesi gereken bir besin haline gelir. B1 vitamininin kan şekeri düzenleyici etkisi ile var olan glikoz seviyesi dengelenir. Diyabet hastalarının ihtiyacı da tam olarak budur. Bu yüzden elma içeren gıdaların, elmanın doğrudan kendisinin ya da elma suyunun tüketilmesi gerekmektedir. Günümüzde artan organik meyve suyu satışı ile elma suyuna ulaşmak da son derece kolaydır. Hazır olarak bulunamazsa da elma alınarak bir mutfak robotu ile suyu elde edilebilir.

Elma, tüm sağlıklı içereni ile doğal bir ilaçtır. İnsanların zorda kalmadığı sürece ilaç kullanmaması gerekmektedir. İlaçlardaki kimyasal içerenler kişi üzerinde yan etkiler gösterebilir ya da sistemsel olarak organlarının ya da dokularının bazılarının çalışma verimini düşürebilir. Bu yüzden özellikle belirtilerinin hafiflemesi için şeker hastalığı olanların, mide hastalıkları olanların ve özellikle sindirim sorunları olanların mutlaka elma tüketmesi gerekmektedir.

2 – Diyabet için meyve suyu: Greyfurt suyu:

Glikoz seviyesini azaltma yeteneğine sahip olan bir diğer besin de greyfurttur. Greyfurttaki bu bileşenler diyabetik hastalar son derece idealdir. Bu yüzden diyabetik hastalar tarafından greyfurt tüketilmesi doktorlar tarafından da önerilmektedir. Dolayısıyla diyabet hastası olan kişilerin düzenli olarak greyfurt yeme ya da greyfurt suyu içme alışkanlığını elde etmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra kilo vermek için de ideal bir besin olan greyfurt şifalı etkileri ile de beslenme planına mutlaka eklenmesi gereken bir besindir.

Son zamanlarda açılan küçük stantlar ile halka açık yerlerde çeşitli meyvelerin sularının satışı vardır. Bu stantların en çok tercih ettiği meyvelerden bir tanesi de greyfurttur. Kan yapıcığı özelliği de olan bu meyveden mevsimindeyken hafta 3 – 4 kez tüketilmesi gerekmektedir.

3 – Şeker hastalarının içebileceği içecekler Kabak suyu:

Suyu ile beraber kendisinin tüketimi de önemli olan bu sebze, içerisindeki bileşenler sayesinde kişinin daha fazla işlevsel insülin üretmesini sağlar. Bu sayede de şeker hastalığı olan kişiler için ideal bir besindir. Bununla beraber ”acı kavun” olarak da bilinen kabak türü insülin hormon düzeylerini arttırarak kandaki glikoz oranını düşürücü etki gösterir. Doğal bir kan şekeri düşürücü olan kabak suyu sık sık tüketilmelidir. Kabağın kendisi bile çoğu kişi açısından sevilmese de şifalı etkileri için suyunun içilmesi gerekmektedir. Birçok araştırma ile acı kavunun insülin salgılayıcı etkisi kanıtlanmıştır. Bu durumda kabak suyu tüketimi ile vücudun insülin üretmesi sağlanır. Glikozun alımından sorumlu olan değil yakılmasından sorumlu olan hücrelerin verimli çalışmasına katkı sağlar.

4 – Diyabete iyi gelen sebzeler: Havuç suyu:

Havuç suyu birçok hastalığa iyi gelen ve neredeyse her evde bulunan bir malzemedir. Özellikle içerisindeki çeşitli enzimler ve zengin A vitamini içeriği sayesinde kandaki şekerin dengelenmesini sağlayarak kişinin sindiriminin düzelmesine katkıda bulunulur.

Havuç, genellikle birçok et yemeğinde, sulu yemekte ve hatta salata da bile havuç kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra çiğ olarak da tüketilebilen havuç suyunun sindirim üzerindeki etkileri metabolizma hızının artmasını sağlar. Artan metabolizma hızı ile beraber vücudun hastalıklara karşı dayanıklılığı da artar.

Sırf bu etkisi için bile her hafta 2 ya da 3 kez havuç yemek gerekmektedir. Tercihen çiğ ya da haşlanarak tüketilmesi önerilir.

Göz sağlığı için de etkili olan havucun hazır meyve suyu hali de bulunabilir ancak hazır satılan meyve suları güvenilmez olacağı için doğrudan havuç alarak bir mutfak robotu yardımı ile havuç suyu elde edilene kadar karıştırılır. Ardından elde edilen havuç suyu doğrudan tüketilebilir.

5 – Şeker hastalığı için salatalık suyu:

Son ama çok önemli bir içecek ise salatalık suyudur. Özellikle kandaki şeker oranının desteklenmesi açısından içerisindeki bileşenler ile oldukça etkilidir. Salatalık suyunun turşuluk salata olmadığına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde yoğun tuz oranı ile diyabet hastalarının asla tüketilememesi gereken bir şeye dönüşebilir.

Salatalığın içinde bulunan ve şeker hastalarına iyi gelen besin maddeleri şu şekilde sıralanabilir:
– Kalsiyum

– Fosfor

– Demir

– Potasyum tuzları

– Mukus

– Amino asitler

– Aromatik maddeler

– A vitamini

– B 2 vitamini

– C vitamini

Serin ve sulu olan salatalık lezzet açısından da oldukça iyidir. En çok salata yapımında kullanılan salatalığın içerisindeki bileşenler aynı zamandaki kişinin yorgunluğunu alarak rahatlamasını sağlar. Bu yatıştırıcı etkisi ile genel olarak göz altı torbalarına etki eder. Bazen ise sadece mutluyken zevkini çıkarmak için de salatalık kabuğu soyularak tüketilebilir.

Şeker hastalarına zararlı içecekler:

Şeker hastalarının tüketmemesi gerektiği besinler genel olarak hormonal etkileri olan, malt içeren alkollü ve asidik içeceklerdir. Bu özelliklere uyan besinlerin asla tüketilmemesi gerekmektedir. Aksi takdirde çok ciddi sağlık sorunları yaşanabilir.

Şeker hastası olan kişilerin asla içmemesi gereken ve şeker hastalarına yasak içecekler şu şekilde sıralanabilir:

– Alkol

– Soda

– Enerji içecekleri

– Alkolsüz malt içecekleri

1 – Alkol:

Tip-2 diyabet sahibi kişilerin tüketmemesi gereken içeceklerin başında alkol gelmektedir. Alkol içerisindeki malt özü ve diğer bileşenler kandaki şeker oranının aniden artmasını sağlayacağından alkolden mutlaka uzak durulmalıdır. Tabii ki alkolün de az kullanımında ciddi etkiler görülmez ancak çok fazla tüketilmemesi gerekir. Aşırı alkol tüketimi diyabetin belirtilerinin şiddetli bir şekilde nüks etmesine neden olmaktadır.

Bunun yanı sıra alkolün içerisindeki iyonlar ise kanın plaklarla dolmasına ve karaciğerin bunu temizlemekte güçlük çekmesine nedenolur uğraşmasına

2 – Soda:

Dünyanın en gereksiz ve insan sağlığına zararlı içeceklerinden bir tanesi sodadır. Özellikle Türkiye’de satışı çok yaygın olan soda asidikliği ve beraberinde belli içerdiği çeşitli bileşenler ile kanın daha yoğun olmasına şeker yoğunluğunun artmasına neden olur. Bu da diyanet hastaları için tamamen belirtilerin tavan yapacağı tehlikeli bir durumdur.

Diyabet çok eski zamanlardan bu yana var olan ve çeşitli yöntemler ile iyileştirilme ihtimali olan bir hastalıktır. Yukarıda yazan faydalı içecekler ile hastalığın birçok belirtisi hafifletilebilir.  Ancak aynı zamanda çok ciddi bir hastalık olduğu için mutlaka doktora da başvurulması gerekmektedir. Aksi takdirde çok daha ciddi durumlar söz konusu olabilir ve kalıcı hasarlar kalacak kadar ciddi krizler yaşanabilir. Doktora başvurarak kesin teşhis yapıldıktan sonra ona göre hareket etmek gerekmektedir.

Devamını Oku

Güçlü Kemikler İçin Ne Yapmalı: Kemik Sağlığını Korumanın Yolları

Besinler ve Faydaları kategorisine 19 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 316 defa okundu

Güçlü Kemikler İçin Ne Yapmalı: Kemik Sağlığını Korumanın Yolları

kemik sağlığını korumanın yolları

kemik sağlığını korumanın yolları

Kemik sağlığının korunması için beslenme düzenine dikkat edilmelidir. Özellikle D vitamini ve kalsiyum içeren besinlerin tüketilmesi önerilir.

Güçlü kemikler için ne yemeli: Kemik sağlığı için gerekli besinler

1.) Kemik sağlığına iyi gelen besinler: Süt

– Süt içerdiği kalsiyum ile kemik sağlığı için son derece etkili bir besindir. Kemiklerin daha güçlü ve sağlıklı kalmasını sağlar. Kalsiyumun yanı sıra potasyum, fosfor, magnezyum, riboflavin açısından zengindir. Ayrıca A vitamini, D vitamini ve B 12 vitamini de içerir.

– Her gün düzenli olarak 1 ya da 2 bardak süt tüketilebilir.

2.) Kemik sağlığı için gerekli besinler: Yoğurt

– Yoğurt da kemik sağlığının korunması için önerilen besinlerden biridir. Kalsiyum içeriğinin yanı sıra süt ile benzer şekilde fosfor, riboflavin, potasyum, A vitamini, B vitamini, B 12 vitamini, magnezyum ve protein içerir.

– Her gün düzenli olarak yoğurt tüketilebilir. Birkaç kase kadar yeterli olacaktır. Ayrıca sade yoğurt tüketilmesi önerilir.

3.) Kemik sağlığı için faydalı besinler: Somon balığı

– Somon balığı yağlı bir balıktır. Ancak faydalı ve sağlıklı yağlar içerir. Aynı zamanda omega 3 yağ asitleri ve D vitamini ile kalsiyum açısından da zengindir. Kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur.

– Kemik sağlığının korunması için haftada birkaç porsiyon somon balığı tüketilmesi önerilir. Somon balığının yanı sıra uskumru, sardalye, ton balığı ve ringa balığı gibi yağlı balıklar da beslenme düzenine eklenebilir.

4.) Kemiklere iyi gelen yiyecekler Peynir

– Kemik sağlığı için süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi önerilir. Süt ve yoğurdun yanı sıra peynir de düzenli olarak tüketilmesi önerilen besinler arasındadır.

– Peynir de diğer süt ürünleri gibi riboflavin, potasyum, fosfor, D vitamini, A vitamini, B 12 vitamini, magnezyum ve protein içerir. Bu içeriği ile vücutta kalsiyum emiliminin düzene girmesini sağlar.

– Peynir her gün kahvaltıda düzenli olarak tüketilmesi önerilen bir besindir.

5.) Kemiklere iyi gelen bitkiler: Susam tohumları

– Susam tohumları sağlıklı bir kemik yapısı elde etmek için oldukça etkili besin öğelerine sahiptir. Özellikle magnezyum, D vitamini ve K vitamini, kalsiyum ve fosfor içerir. Bu içeriği ile kemiklerin kırılma ihtimalini azaltır. Kemik ve eklem sağlığının da korunmasını sağlar.

– Bir bardak kaynar suyun içerisine biraz susam tohumu eklenir. Bir süre demlenmesi beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

6.) Kemiklere faydalı besinler Karalahana

– Karalahana da magnezyum, kalsiyum gibi önemli besin öğelerini içerir. Aynı zamanda omega 3 yağ asitleri ve K vitamini açısından da zengindir. Anti diyabetik, anti bakteriyel ve anti tümör özellikleri de içerir. Her hafta birkaç kez düzenli olarak karalahana tüketilmesi önerilir.

7.) Kemiklere faydalı gıdalar: Ispanak

– Ispanak, kemik sağlığının korunması için etkili olan enzimler içerir. Aynı zamanda eklem sağlığının korunması için de önerilir.

– Ispanağın yanı sıra marul, brokoli ve lahana ile brüksel lahanası da tüketilebilir.

8.) Kemikleri kuvvetlendirici besinler: Tofu

– Tofu ve soya ürünleri süt ürünleri ile hemen hemen aynı içeriğe sahiptir. Bu nedenle kemik sağlığı için önerilen etkili besinler arasındadır.

– Soya ürünleri düzenli olarak tüketilebilir.

9.) Kemikleri güçlendiren besinler: Fasulye

– Beyaz fasulye genel sağlık için son derece faydalı bir besindir. Kemik ve eklem sağlığının korunmasını sağlar. Aynı zamanda içerdiği lif ve proteinler ile sindirim sisteminin gelişmesine yardımcı olur.

– Beyaz fasulye fosfor, magnezyum ve potasyum gibi etkili besin öğelerini içerir. Bu içeriği ile kemik kırılması ve kemik erimesi için önerilir.

10.) Kemikleri geliştiren besinler Sardalye

– Sardalye kalsiyum, omega 3 yağ asitleri, fosfor ve D vitamini ile B 12 vitamini içerir. Kemik sağlığının korunmasını sağlarken kalp ve damar sağlığını da olumlu etkiler.

Kolesterol seviyelerinin azaltılması için tüm bu önerilere uyulması tavsiye edilir.

Devamını Oku

Kolesterol Nasıl Azaltılır: Kolesterolü Azaltan Yiyecekler

Besinler ve Faydaları kategorisine 10 Ocak, 2016 tarihinde eklendi, 521 defa okundu

Kolesterol Nasıl Azaltılır: Kolesterolü Azaltan Yiyecekler

kolesterolü azaltan yiyecekler

kolesterolü azaltan yiyecekler

Kolesterolü düşüren yiyecekler listesi:

1.) Kolesterol nasıl düşürülür: Kuruyemişler

– Kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınması için sağlıklı kuruyemişlerin tüketilmesi önerilir. Özellikle fındık tüketilebilir. Fındık; tekli doymamış yağlar, vitaminler, proteinler ve lif içerir. İçerdiği enzimler ile kolesterol seviyelerinin azalmasını sağlar.

– Fındığı yanı sıra her gün bir avuç badem ya da ceviz de tüketilebilir.

2.) Kolesterolü düşüren besinler: Yulaf

– Yulaf da kolesterol seviyelerinin kontrol altına alınmasını sağlar. Damar tıkanıklığı oluşmasını engeller. Her sabah kahvaltıda tüketilebilir.

3.) Kolesterol düşüren yiyecekler: Soğan

– Soğan da önerilen besinlerden biridir.

– Biraz soğan suyu ile bir çay kaşığı bal karıştırılır. Bu karışım her gün düzenli olarak tüketilebilir.

4.) Kolesterol düşüren içecekler: Portakal suyu

– Portakal suyu C vitamini, folat ve flavonoidler açısından zengin bir kaynaktır. Bu içeriği ile kandaki kolesterol düzeylerinin azaltılmasını sağlar. Her gün 3 bardak kadar portakal suyu tüketilebilir.

5.) Kolesterol düşüren bitkiler: Kişniş tohumları

– Kolesterol düzeylerinin azaltılması için kişniş tohumları da tüketilebilir. Trigliserid düzeylerini düşürmektedir. Kişniş tohumları aynı zamanda hipoglisemik etkisi yüksek konsantrasyonlar içerir. Diyabet hastalarına da önerilmektedir.

– Bir bardak suyun içerisine 2 çay kaşığı kişniş tohumu eklenir. Karıştırılır ve günde iki kez tüketilebilir. Su yerine bir bardak sütün içerisine eklenerek de tüketilebilir.

6.) Kolesterolü azaltmanın yolları: Elma sirkesi

– Elma sirkesi de trigliserit seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Kolesterol seviyesini düşürmede son derece etkilidir.

– Bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı elma sirkesi eklenir. Bu karışımın bir ay boyunca günde 2 ya da 3 kez tüketilmesi önerilir.

– Elma sirkesi, portakal suyu gibi meyve sularına eklenerek de tüketilebilir.

7.) Balık yağı

– Balık yağı da kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Balık yağı alımının yanı sıra bazı balıklar da tüketilebilir. Özellikle uskumru, somon, alabalık, ringa balığı, sardalye ve lüfer tüketilmesi önerilir.

– Omega 3 yağ asitleri açısından zengin olan bu balıkların yanı sıra yine aynı besin öğesini içeren keten tohumu da tüketilebilir.

8.) Kolesterolü azaltan yiyecekler: Bal

– Bal, kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Damar sağlığının korunmasını sağlar ve genel sağlık açısından da son derece faydalıdır.

– Bir bardak ılık suyun içerisine 1 çay kaşığı bal eklenir. Karıştırılır ve her gün düzenli olarak 1 ya da 2 bardak tüketilir.

– Bal ile elma sirkesi karışımı da düzenli olarak tüketilebilir.

9.) Soya fasulyesi

– Soya fasulyesi; fosfor, protein, magnezyum, kalsiyum, B vitamini, demir ve kompleks vitaminleri içerir. Kalsiyum konsantrasyonu dengeler.

– Soya fasulyesi ve diğer soya ürünleri beslenme düzenine eklenmelidir.

10.) Hint bektaşi üzümü

– Hint Bektaşi üzümü diğer adıyla amla kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. C vitamini açısından da son derece zengindir. Bağışıklık sisteminin gelişmesine yardımcı olur.

– Bir bardak ılık suyun içerisine bir çay kaşığı hint bektaşi üzümü tozu eklenir. Karıştırılır ve düzenli olarak her gün tüketilir. Her sabah düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

11.) Kolesterole sarımsak kürü

– Sarımsak da kolesterol için önerilen besinler arasındadır. Antibiyotik özelliklerinin yanı sıra kolesterol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca damar ve kalp sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün 2 ila 4 diş sarımsak tüketilebilir. Alternatif olarak bir bardak ılık suyun içerisine biraz sarımsak ezmesi eklenerek tüketilmesi önerilir.

12.) Kahverengi pirinç

– Kahverengi pirinç de kolesterol düzeylerinin azalmasını sağlar. Bu nedenle beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Kahverengi pirinç; mineraller, lif ve vitaminler açısından da son derece zengindir.

13.) Kolesterole iyi gelen içecekler: Zerdeçal

– Zerdeçal iyileştirici özellikleri ile bilinir. Birçok hastalığın tedavisi için önerilir. Kandaki kolesterol seviyelerini düşürürken aynı zamanda damar sağlığının da korunmasını sağlar.

– Bir bardak kaynar suyun içerisine biraz zerdeçal eklenir. Yaklaşık 10 ya da 15 dakika kadar demlenmesi beklenir. Ardından süzülür ve tüketilir. Her gün birkaç bardak kadar tüketilebilir.

14.) Patlıcan

– Patlıcan lif, B 6 vitamini ve B 1 vitamini ile potasyum, manganez, niasin, folat ve bakır içerir. Bu içeriği ile kandaki kolesterol düzeylerini dengelemeye yardımcı olur.

– Patlıcan yemek olarak ya da haşlanarak salatalara eklenerek tüketilebilir.

15.) Hindistan cevizi yağı

– Kolesterolü azaltmak için hindistan cevizi yağı da kullanılabilir. Bu yağ kötü kolesterolü düşürürken iyi kolesterolün artmasını sağlar.

– Her gün 1 ya da 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı salata ve yemeklere eklenerek tüketilebilir.

16.) Çemen otu tohumları

– Çemen otu tohumları içerdiği enzimler ile kolesterol düzeylerinin azaltılmasına yardımcı olur. Çemen otu tohumları kalsiyum, selenyum, potasyum, demir, manganez ve çinko gibi mineraller açısından zengindir. Bu içeriğinin yanı sıra B vitamini, A vitamini ve C vitamini içerir.

– Bir bardak suyun içerisine biraz çemen otu tohumu eklenerek tüketilebilir.

17.) Fasulye

– Fasulye eriyen lifler içerir. Bu içeriği ile kolesterol düşürücü özellikler gösterir. Kötü kolesterolü düşürür.

– Fasulye düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besindir.

18.) Avokado

– Avokado yararlı yağ asitleri içerir. Bu içeriği ile kilo kontrolüne yardımcı olurken aynı zamanda damar sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün düzenli olarak avokado suyu ya da avokado tüketilebilir.

19.) Zeytinyağı

– Zeytinyağı en sağlıklı yağlardan biridir. Bu nedenle yemek ve salatalara eklenerek tüketilmesi önerilir. Kanda kolesterol birikmesini engellemeye yardımcı olur.

20.) Elma

– Elma pektin bakımından zengindir ve kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda ciğer sağlığının da korunmasını sağlar.

– Her gün düzenli olarak elma tüketilebilir.

21.) Kereviz

– Kereviz de kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda kalp ve damar hastalığı riskini azaltır.

– Her hafta düzenli olarak kereviz tüketilebilir.

22.) Hardal

– Hardal yeşilleri, anti-kışkırtıcı özelliklere sahiptir ve kanda kolesterol seviyelerini azaltmaya yardımcı olur. Sülforafan, kalsiyum, lif ve C vitamini açısından son derece zengindir. Düzenli olarak tüketilebilir.

23.) Brokoli

– Kolesterol düzeylerinin azaltılması için düzenli olarak brokoli tüketilebilir. Brokoli içerdiği enzimler ve lifler ile son derece faydalı bir besindir. Aynı zamanda potasyum, kalsiyum, lif, C vitamini ve magnezyum içerir. Sindirim sisteminin güçlü kalmasına yardımcı olur.

– Yemek olarak ya da salatalara eklenerek tüketilebilir.

24.) Kırmızı şarap

– Kırmızı şarap da kolesterol düzeylerini azaltmaya yardımcı olan bileşenler içerir. Bu nedenle önerilir.

25.) Tahıllar

– Kanda kolesterol ve trigliserid düzeylerinin düşürülmesi için tahıl tüketilmesi önerilir. Özellikle sabahları tüketilmelidir.

26.) Domates

– Domates likopen açısından son derece zengindir. Bu içeriği ile genel sağlık için faydalı olduğu kadar kolesterol seviyelerinin dengelenmesi için de etkilidir. Her gün düzenli olarak mutlaka tüketilmelidir.

Devamını Oku

Hamilelikte Nelere Dikkat Edilmeli: Hamilelik Döneminde Yenmemesi Gerekenler

İyi Gelen Yiyecekler kategorisine 31 Aralık, 2015 tarihinde eklendi, 358 defa okundu

Hamilelikte Nelere Dikkat Edilmeli: Hamilelik Döneminde Yenmemesi Gerekenler

hamilelik döneminde yenmemesi gerekenler

hamilelik döneminde yenmemesi gerekenler

Hamilelik döneminde tüketilen besinlere dikkat edilmelidir. Sağlıklı bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Bazı besinlerden uzak durulmalıdır.

Hamilelikte neler yememeli: Hamilelik döneminde beslenme

1. Hamilelikte yumurta tüketimi

– Yumurta içerdiği protein ile beslenme düzenine eklenmesi önerilen bir besindir. Ancak pişmiş olarak tüketilmelidir.

– Çiğ yumurta tüketilmesi hamilelik sürecinde kesinlikle önerilmez.

2. Hamilelikte alkolün zararları

– Hamile kadınlarda alkol tüketimi oldukça risklidir. Gebelik döneminde alkol alınması düşük riskini artırırken aynı zamanda bebeğin gelişim sürecini olumsuz etkiler.

– Özellikle 2 ve 3 dönemde alkol kesinlikle tüketilmemelidir.

3. Hamilelikte kahvenin zararları

– Kahve tüketimi de sınırlandırılmalıdır. Yüksek kafein içeriği ile uyarıcı etkilere sahiptir. Kalp atış hızını etkileyebilir.

– Kafein alımı düşük riskini artırır. Aynı zamanda vücudun su kaybetmesine neden olur. Kahve ve çay gibi kafeinli içecekler yerine sebze suları tüketilebilir.

4. Hamilelikte yenmemesi gerekenler: Cıva içeren balıklar

– Balık içerdiği omega 3 yağ asitleri ile genel sağlık için son derece faydalıdır. Ancak cıva açısından çok zengin olan balıkların hamilelik döneminde tüketilmesi önerilmez. Çocuğun beyin ve sinir sağlığının olumsuz etkilenmesine neden olur.

5. Hamilelikte yenmemesi gereken besinler: Çiğ ve az pişmiş et

– Hamilelik döneminde sağlıklı yağlar içeren et ve et ürünleri tüketilebilir. Ancak çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemelidir.

– Çok pişmiş halde tüketilmesi önerilir.

6. Hamilelikte yenmemesi gereken meyve: Papaya

– Papaya da hamilelik döneminde önerilmeyen besinler arasındadır. İçerisindeki papain enzimi ile son derece sağlıklı olan papaya hamileliği riske sokabilir.

– Çiğ ya da pişmiş halde papaya tüketilmesi önerilmez. Papaya içerdiği enzimler ile rahim kaslarının gevşemesine neden olur. Bu nedenle düşük riskini artırır.

7. Hamilelikte yenmemesi gereken peynirler: Yumuşak beyaz peynir

– Hamilelik sürecinde yumuşak beyaz peynir de tüketilmemelidir. Yumuşak peynirlerde zararlı bakteriler çok daha fazla bulunmaktadır. Bu bakteriler düşük, erken doğum, ölü doğum ya da ciddi bir hastalığa neden olabilir.

– Yumuşak peynirler yerine daha sert yapıdaki peynirlerin tüketilmesi önerilir.

8. Hamilelikte lahana yenir mi?

– Lahana kesinlikle çiğ olarak tüketilmemelidir. Hamilelik sürecinde vücut daha hassas olduğu için yeşillik üzerindeki zararlı mikroorganizmalardan olumsuz etkilenmesi daha olasıdır.

– Lahananın yanı sıra diğer yeşil sebzelerin de çiğ olarak tüketilmesi önerilmez. Ayrıca marul gibi yeşillikler çok sık tüketilmemeli; tüketilecekse yenmeden önce iyice yıkanmalıdır. Bazı durumlarda bu yeşillikler üzerinde yaşayan zararlı bakteriler mide ağrılarına neden olabilir. Ayrıca hamilelik döneminde oluşan kusma ve mide bulantısını da artırır.

– Yonca, turp ve fasulye filizi de tüketilmemelidir.

Hamilelikte beslenme programı nasıl olmalı?

– Hamilelik sürecinde bitkisel çaylar tüketilmeden önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Bazı bitkilerin kullanılması düşük riskinin artmasına neden olabilir.

– Hamilelik sürecinde kusma ve mide bulantısı en sık görülen belirtiler arasındadır. Bu belirtilerin azaltılması ya da şiddetlenmemesi için beslenme düzenine çok dikkat edilmelidir. Vitamin ve mineral açısından zengin olan sebze ve meyvelerin tüketilmesi önerilir. Ayrıca abur cuburlar ile çok yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır.

– Su tüketimi mutlaka artırılmalıdır. Her gün 3 litreye yakın su ya da diğer sağlıklı içecekler tüketilebilir.

– Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması hamilelik sürecinde C vitamini açısından zengin gıdaların tüketilmesi önerilir. Özellikle greyfurt, portakal, limon gibi besinler beslenme düzenine eklenebilir.

Hamilelik sürecinde bazı besinlerin tüketilmemesi gerekir. Bazı bitkiler ve besinler düşük riskinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle özellikle bitkisel çaylar tüketilmeden önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır. Çiğ besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Özellikle yeşillik salatası tüketilecekse hazırlanırken çok iyi yıkanmalıdır. Aksi halde çocuğu gelişim sürecinin olumsuz etkilenmesine neden olabilecek zarar mikroorganizmalar vücuda alınmış olur. Tüm bu önerilere mutlaka uyulması tavsiye edilir.

Devamını Oku